Doğu Türkistanlı Diyar’dan Vatan Hasreti: “Ruhumuz Aç, Kalbimiz Orada Kaldı”

Vatanından Uzakta Büyüyen Bir Yürek
Diyar, Doğu Türkistan’dan ailesinden uzakta ve Çin’in baskısından kaçarak Türkiye’ye sığınan binlerce çocuktan sadece biri. Henüz 17 yaşında, lise öğrencisi. Kalbi umutla dolu, hedefleri var. İyi bir insan olmak, üniversiteyi bitirip memleketi Doğu Türkistan’a, Uygur Türklerine faydalı biri olabilmek için var gücüyle çalışıyor. Ama her başarı hedefinin ardında büyük bir eksiklik, derin bir özlem yatıyor: Ailesi. Annesine sarılamamak, babasının yüzünü görememek, kardeşleriyle bir sofrada oturamamak… Bu eksiklikle büyüyor, ama yılmıyor. Çünkü içindeki sevgi, vatan hasretinden daha güçlü. COĞRAFİ UZAKLIK DEĞİL, RUHUN KOPUŞU Vatanından ayrı kalmak, Diyar’a göre sadece bir yerden başka bir yere uzak düşmek değil. Bu, insanın içinden bir şeylerin kopması, köklerinden sökülmesi demek. Her sabah başka bir ülkenin toprağında gözünü açmak ama rüyalarında hâlâ kendi sokaklarında dolaşmak, kendi dilinde konuşmak, kendi ezgilerini duymak... Doğu Türkistanlılar için bu sıradan bir hasret değil artık, adeta bir yaşam biçimi hâline gelmiş bir eksiklik. SADECE UZAK DEĞİL, AYNI ZAMANDA TUTSAK BİR VATAN Diyar, Doğu Türkistan’ın sadece uzakta olmadığını, aynı zamanda tutsak bir vatan olduğunu anlatıyor. Bayraklarının yasaklandığını, dillerinin susturulmak istendiğini, kimliklerinin silinmeye çalışıldığını ifade ediyor. “Bir gün telefon açamamak, ertesi gün annenin, babanın, kardeşinin ortadan kaybolması…” Bu cümle, yaşadıkları travmayı sessizce ama derin şekilde dile getiriyor. Kaybolan insanların ardından bir iz, bir açıklama bile bırakılmıyor. VATAN, BİR TOPRAKTAN DAHA FAZLASIDIR “Benim için Doğu Türkistan, sadece doğduğum yer değil” diyor Diyar. “O, benim ilk kelimem, ilk türküm, annemin sesi, babamın elleri...” Bugün o topraklar ona kapalı. Her gün gözünü başka bir ülkenin göğüne açarken, içinde bir boşlukla, eksik bir parçayla yaşıyor: özgür bir vatana sahip olma duygusu. GÜVENLİ TOPRAKLARDA AMA AÇ BİR RUHLA Belki bugün güvende, belki karnı tok. Ama ruhu aç. Çünkü vatan dediğin sadece yaşadığın yer değil, kabul edildiğin, tanındığın, var olabildiğin yerdir. Ve bugün, Doğu Türkistanlılar kendi vatanlarında bile “yok” sayılıyor. VATAN HASRETİ: GÖZ GÖZE GELEMEMEK, SES EDEMEMEK Vatanından ayrı kalmak, Diyar için annenin gözlerinin içine bakamamak, babasına “iyi misin?” diyememek, çocukluğunun sokaklarında bir daha yürüyemeyeceğini bilmek anlamına geliyor. Her gün bu gerçekle yüzleşiyor ama umut etmeyi de bırakmıyor. BİR GÜN O GÖKYÜZÜ YİNE BİZİM OLACAK Kalbi Doğu Türkistan’da kalan Diyar gibi her Uygur genci, dünyanın neresinde olursa olsun içinde bir eksiklik, bir yara izi ve aynı zamanda sarsılmaz bir umutla yaşıyor. Çünkü biliyorlar: Bir gün o gökyüzü yeniden onların olacak. Bir gün o topraklarda yine Uygurca konuşulacak. Ve bir gün, vatanlarına sadece rüyalarda değil, özgürce ve başları dik bir şekilde dönecekler.



