TÜRKİYE’DE SİYASETİN ÇOCUK SINAVI

Türkiye’de çocuk hakları, yıllardır siyasetin en çok konuştuğu fakat en az çözdüğü başlık olmayı sürdürüyor. Çocuk işçiliği, eğitimi terk eden çocuk sayısındaki artış, MESEM kaynaklı ölümler, yoksulluk ve istismar vakaları her yıl çoğalırken, siyasi partilerin program ve tüzüklerinde yazan ifadeler ile ülkenin gerçekleri arasında giderek büyüyen bir uçurum oluşuyor. Parti metinleri incelendiğinde çocukların çoğu kez sloganlarla anıldığı, somut politika ve yaptırım mekanizmalarının ise neredeyse hiçbir partide yer almadığı görülüyor.
AK PARTİ: STRATEJİ BELGESİ VAR, SAHAYA YANSIMIYOR
AK Parti’nin parti programında çocuk haklarını sistematik bir şekilde ele alan kapsamlı bir bölüm bulunmuyor. Hükümet tarafından yayımlanan Türkiye Çocuk Hakları Strateji Belgesi kâğıt üzerinde oldukça güçlü görünse de pratik tabloyla uyuşmuyor. Mevsimlik tarımda, OSB’lerde, atölyelerde ve MESEM kapsamında çalışan binlerce çocuk, koruma iddialarının sahaya yansımadığını gösteriyor. İş cinayetlerinde hayatını kaybeden çocukların sayısının her yıl artması, bu alandaki en ağır siyasi sorumluluğu iktidarın üzerine yüklüyor. Eleştiriler yıllardır gündeme geliyor ancak uygulama sıfıra yakın; bu da iktidarın çocuk politikalarında samimiyet sorununa işaret ediyor.
CHP: SERT SÖYLEM VAR, PROGRAMDA KARŞILIĞI ZAYIF
CHP, iktidarın çocuk politikalarına en sert eleştirileri yönelten parti. Çocuk işçiliğine karşı “çocuklardan işçi yaratılmaz” söylemi güçlü. Ancak parti programı incelendiğinde bu sert söylemin, ayrıntılı ve bağlayıcı politikalar haline getirilmediği görülüyor. CHP, yıllardır çocuk işçiliği, MESEM ölümleri ve eğitim eşitsizliği konularında hükümete yükleniyor fakat kendi programında çocuk emeğine yönelik takvimli, bütçeli ve kesin hedefleri olan bir politika çerçevesi sunmuyor. Bu durum CHP’nin söylemleri ile kendi metinleri arasında önemli bir tutarsızlık oluşturuyor.
MHP: SESSİZLİK EN BÜYÜK EKSİK
MHP’nin parti metinlerinde çocuklar çoğu zaman aile, suç ya da güvenlik ekseninde ele alınıyor. Tarımda, sanayide ve kayıt dışı sektörlerde çalışan çocuklarla ilgili neredeyse tek bir somut politika başlığı yok. Sosyal devlet vurgusu yapılmasına rağmen çocuk işçiliği, eğitimden kopan çocuklar veya MESEM mağdurları hiçbir kapsamlı bölümde yer almıyor. Bu sessizlik, çocuk emeğini görünmez kılan en büyük siyasi boşluklardan birini oluşturuyor.
İYİ PARTİ: ÇOCUK YOKSULLUĞU VAR, ÇOCUK EMEĞİ YOK
İYİ Parti programında çocuk yoksulluğu ve eğitimde fırsat eşitliği geniş yer buluyor. Parti, MESEM sisteminin çocuk emeğini artırdığına dikkat çekiyor. Ancak çocuk işçiliğine ilişkin bütünsel bir çözüm planı, yaptırım maddeleri veya somut hedefler bulunmuyor. Çocuk yoksulluğunu sosyal yardımlarla çözme eğilimi, çalıştırılan çocukların emeğini görmezden gelen eksik bir yaklaşım ortaya koyuyor.
DEM PARTİ: NET DİL VAR, ETKİ GÜCÜ SINIRLI
DEM Parti, çocuk hakları konusunda en net dil kullanan parti. Çocuğun üstün yararı, çocuğun emeğinin sömürülmesi, istismar, eğitimden kopuş gibi konuları açıkça ortaya koyuyor. Ancak bu güçlü söylem, ülke genelinde politikayı dönüştürebilecek güce ulaşmış değil. Çocuk işçiliğini sıfırlamaya yönelik bağlayıcı ve adım adım ilerleyen bir yol haritası sunulmuş olsa bile bu politikaların ülke çapında karşılık bulabilmesi için daha geniş siyasi iradeye ihtiyaç var.
SAADET, GELECEK VE DEVA: TEMİZ CÜMLELER, ZAYIF MEKANİZMALAR
Bu üç parti de çocuk haklarını insan onuru, sosyal adalet ve aile değerleriyle birlikte ele alsalar da çocuk işçiliğini doğrudan hedef alan güçlü ve yaptırımlı politikalar sunmuyor. DEVA Partisi’nin teknik açıdan en kapsamlı metinleri bile çocuk işçiliğinin tüm biçimlerini ortadan kaldırmaya yönelik bağlayıcı mekanizmalar içermiyor. Gelecek ve Saadet Partisi ise çocuk haklarını ahlaki değerler bağlamında ele alıyor fakat emeğin sömürülmesi konusunda somut adımlar içeren politika başlıkları sunmuyor.
ÇOCUKLARIN GERÇEKLERİ: SİYASETİN GÖRMEDİĞİ ACILAR
Türkiye’de her yıl binlerce çocuk tarımda tarlaya sürülüyor, sanayide tezgâh başına oturtuluyor, tekstil atölyelerinde uzun saatler çalıştırılıyor. MESEM kapsamında ağır işlere yönlendirilen çocukların yaşadığı iş kazaları ve ölümler, bu sistemin nasıl bir kırılganlık yarattığını tekrar tekrar ortaya koyuyor. Sokakta çalışan, servislerde çalışan, merdiven altı atölyelerde sigortasız ve güvencesiz çalışan çocukların sayısı artarken siyasetin bu tabloya karşı duyarlılığı kâğıt üzerindeki metinlerle sınırlı kalıyor.
TÜRKİYE’DE SİYASET SINIFTA
Türkiye’de siyasi partilerin büyük çoğunluğu çocuk haklarını programlarında genel ifadelerle ele alıyor, ancak çocuk işçiliği gibi hayati bir başlığı somut ve bağlayıcı politika haline getiren parti sayısı yok denecek kadar az. Siyasetin çocukları “geleceğimiz” diye sahiplenmesi bir süslü cümleden öteye geçmediği sürece, sokakta, tarlada, atölyede çalışan çocukların hayatı siyasi metinlerin eksiklerinin kurbanı olmaya devam edecek. Gerçek şu ki Türkiye’de tüm siyasi partiler, çocuk hakları sınavında sınıfta kalmış durumda. Bu ülkenin çocukları için gerçek bir dönüşüm sağlanmadığı sürece, atılan her adım sözde kalacak; bedelini ise yine en savunmasız olanlar, yani çocuklar ödeyecek.
Muharrem Değirmen Özel Haber – 3. Göz HRA - 23 Nisan 2025




