Köşe Yazısı
15 Temmuz’u unutmamak ve Orhangazi
Birçok alanda öncü olan Orhangazi yine Bursa’da bir farklılığa imza attı. İlk kıvılcım Bursa’nın serhad kapısı Cennet mekan Sultan Orhan’ın emaneti Orhangazi’den yakıldı. 15 Temmuz alçak girişimini ve yaşadıklarımızı Unutmamak ve unutturmamak adına Orhangazi’mizde 15 Temmuz Demokrasi ve Kadın Derneği’miz açıldı. Belediyemizin ve Başkan Neşet Çağlayan’ın büyük desteği ve hassasiyeti ile elbette. Çünkü; Milletçe amacımız 15 Temmuz’u unutmamak ve UNUTTURMAMAK olmalıdır. Öylede oldu demokrasiye sahip çıkma bilinci git gide yayıldı. Her birey demokrasinin ve milli iradenin kıymetini daha iyi idrak etti. Orhangazi 15 Temmuz Demokrasi ve Kadın Derneği kurucu başkanlığını Maide Tunçbilek üstlendi. Kuruculardan Merve Nur Günay, Ayşe Günay, Özlem Can kurucular arasında bulunuyor. Dün açılışı gerçekleşti. Millet olduğumuzu gösterdik. Bunu dün ki açılışta Başkan Neşet Çağlayan çok güzel ifade etti. Başkan Çağlayan, 15 Temmuz Darbe gecesi ve yaşanan ihanetin her platformda ve her alanda milletin hafızasından silinmemesi için hatırlatılması ve demokrasiye daha fazla sahip çıkılması gerekiyor. Bu tür dernek ve STK’lar görevini layıkı ile yaptığı taktirde demokrasi dışı hareketler ve darbe girişimi de her zaman bizlere anımsatılmış olacak. Bu anlamda bu derneğin faaliyetlerini önemsiyoruz dedi. Yine aynı şekilde… Açılışta özellikle AK parti Bursa Milletvekili Sayın İsmail Aydın’ın ifadelerinin altını çizmek istiyorum. AK Parti Bursa Milletvekili İsmail Aydın, Cumhuriyet tarihinde Türkiye’nin bir çok darbe atlattığını, darbe tehdidi ile karşı karşıya kaldığını vurgulayarak ancak milletimizin iradesi ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın dirayetli duruşu ile ilk kez bambaşka bir şekilde cereyan eden 15 Temmuz darbe girişimi milletimizin sayesinde millet darbesine dönüşmüştür” dedi. Bence olayın özü budur… Millet iradesi ve Sayın Erdoğan’ın dik duruşu. Geçmişte de aynı irade ve dik duruş olsa idi ne 27 Mayıs ne de 12 Eylül acı olayları yaşanmazdı. Ne millet ne de Başkomutan iradesini üç beş çapulcu teröriste teslim etmedi. Benimdir dedi ve Milli İradeye sahip çıktı. Bakın burada Sayın Cumhurbaşkanının TBMM Genel Kurulunda 26. dönem ikinci yasama yılı açılış konuşmasın bir kez daha dikkatlice bakmak lazım. Dedik ya Unutmamak ve unutturmamak… "Bir kez daha ve altını çizerek ifade ediyorum: 15 Temmuz’u unutmamak ve unutturmamak mecburiyetindeyiz." diyen Erdoğan, bunun için okullardaki ders müfredatları ve ders kitaplarından belgesellere, filmlere, edebi eserlere kadar her mecrada 15 Temmuz’un işlenmesinin teşvik edilmesi gerektiğini dile getirdi. Ve halen tiyatro diyen soysuzlara da en güzel cevap yine başkomutan tarafından neden unutturulmaması gerektiği ifadesi ile açıklandı. Erdoğan, bu açıklamasında; “Böyle bir durumda şehitlerimizin listesini önünüze koyun, resimlerine bakın, mesleklerine, memleketlerine, ailelerine, ikamet adreslerine bir bakın… O gece çekilen görüntüleri izleyin. Şehitlerimizin, gazilerimizin hikayelerini dinleyin. Orada 15 Temmuz darbesini herhangi bir organize ekibin, herhangi bir siyasi, sosyal, ekonomik grubun değil bu milletin omurgasını oluşturan sıradan insanların, bizatihi halkın engellediğini göreceksiniz. Emin olun, 15 Temmuz’da sokaklarda şehadete koşan insanların kahir ekseriyetinin, ne korumak zorunda olduğu malı-mülkü, ne unvanı-statüsü, ne de başka bir çıkarı vardı. Bu insanlar, sahip oldukları maddi varlıklar uğruna değil inançlarına, imanlarına, şahsiyetlerine, özgürlüklerine, kendilerinin ve sonraki nesillerin geleceğine sahip çıkmak için sokaklara dökülmüşlerdi. O gece milyonlar, benim her fırsatta 'Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet' olarak ifade ettiğim ilkeler uğruna ölüm kusan silahların üzerine yürümüşlerdi.
Darbe girişiminin anlaşılmasının hemen ardından, önce Sayın Başbakan’ın, sonra şahsımın televizyonlarda yaptığı çağrının mahiyeti, zaten sokaklara dökülmeye başlamış olan milletimizin hissiyatının ifadesinden başka bir şey değildir. Maalesef, o gece ve daha sonrasında, bu hissiyatı anlamayan, anlamak istemeyenler oldu. Hatta 15 Temmuz’da yaşananları 'senaryo' diyerek, 'oyun' diyerek, 'tiyatro' diyerek, 'film' diyerek, 'böyle darbe mi olur?' diyerek küçümsemeye çalışanlar oldu. Buradan açıkça ifade ediyorum. Her kim ki 15 Temmuz’a amasız, fakatsız, lakinsiz 'darbe' diyemiyor ve lanetleyemiyorsa o da darbe girişiminin bir parçasıdır, en azından gönüllü destekçisidir. Böyle bir yanlışın içine düşenler, önce şehitlerimizin aziz hatırasına ve gazilerimize, onlarla birlikte o gece sokaklara dökülen milyonlara, daha ötesi milletimizin tamamına hesap vermekten kurtulamayacaktır." Diyerek noktayı resmen koydu. Daha da söz olan az öte de havlasın, milletin yakasından düşsün. Bu bakımdan Orhangazi’de açılan bu dernek son derece önemlidir. Derneğin kuruluş amacını kurucu başkanlığını yapan Maide Tunçbilek; “Bizler köylü kadınıyız. Fakat önce anneyiz. Anne olduğumuz için evlat sevgisini, vatan sevgisini taşıyoruz. 15 Temmuz’u yaşayıp şehitlerimizi görünce biz de kadınlar olarak neler yapabileceğimizi konuştuk. Özellikle 15 Temmuz şehitlerimiz için neler yapabileceğimizi, anaların acılarını nasıl dindirebileceğimizi konuştuk. Sonunda bu derneği kurup şehit ailelerine destek olmaya karar verdik. Bir yandan şehitlerimize sahip çıkarken, demokrasi konusunda kadınlarımızı ve toplumumuzu daha fazla bilinçlendirmek istiyoruz.” Şeklinde açıklıyor. Şimdi ilçe olarak hep birlikte bu derneğe omuz verip sahip çıkmak boynumuzun borcudur. Çünkü aziz vatanın kutsal toprağını kanları ile ıslatarak koruyan aziz şehidlerimizin emanetine bir nebzede olsa isimlerini yaşatarak sahip çıkabiliriz. Bunları unutmamamız lazım. İnşallah hayırlı olsun diyoruz ve bir daha böyle kötü şeyler yaşamak istemiyoruz. Bundan sonraki hayatımızda da böyle konulara daha duyarlı yaşamayı Allah nasip eder inşallah.
