Köşe Yazısı
Bosna’nın Vebali senindir DEMİREL
Memlekette fitne tohumlarını ekip, ayrıştırmadan başka bir işe yaramayan Süleyman Demirel’in ölüm yılı nedeni ile sosyal medyada boy boy duygu yüklü mesajlar var. Evet… Bende Demirel’in ölüm yıldönümünde her defasında duygularım, hatta Süleyman Demirel’in her ismini duyduğumda duygum en üst seviyeye ulaşır. Demirel’in Cumhurbaşkanlığı döneminde Bosna’da yaşanan vahşet ve zürriyetsiz olup Baba denen şahsın onca insanın katledilişine seyirci kalması gelir aklıma. Ve mezarında rahat yatamazsın diye dua ederim Bosna her aklıma geldiğinde. Katliamı yapan alçaklar kadar, ne yazık ki seninde elinde o kardeşlerimizin kanı ve ölümlerinde vebalin vardır. Sen Demirel, mezarında rahat uyuma emi. Yıllarca insanları CHP-AP diye ayrıştırıp birbirini ölmesine neden olan olayların çıkmasına sebep olan Demirel, onca kan elinde iken CHP’li öldün gittin. Öldün diyebiliyorum anca, çünkü yasalar başka kesime kullanmama müsaade etmiyor. Bizim töremizde ve örfümüzde elbette ölen kişinin arkasından kem söz, kötü laf söylenmez ama konu memleketin anasını ağlatan sen olunca o kelimelerin bini bir para boğazımda düğümleniyor. Yine yasa gereği geri laflar geri gidiyor. Bir bakalım ölüm yılında Demirel’in Bosnalı kardeşlerimizin katledilmesinde ne vebali var hep birlikte görelim isterseniz… Süleyman Demirel'in Bosna'nın yanında durmadığını, hatta Boşnakların Dayton anlaşmasına boyun eğmesine bile neden olduğunu söyleyen Metin Boşnak, ‘' Türkiye'nin Demirel kanalıyla desteklediği anlaşmayı rahmetli Alija İzzetbegoviç, hiçbir seçeneği kalmadığı için imzalamak zorunda kaldı'' dedi. Bosna Hersek, on binlerce insanın hayatına mâl olan 1992 savaşının ardından ekonomik ve sosyal olarak kaosa doğru sürüklendi ve hâlâ da bu sürükleniş devam ediyor. Ülkede son dönemde baş gösteren eylemler bir anlamda Dayton'un Boşnaklara dayatılan şartları. Bosna Hersek'te siyasi ve ekonomik anlamda tam bir düğüm olan anlaşmayı, Uluslararası Saraybosna Üniversitesi Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi Öğretim Görevlisi Metin Boşnak'a kulak verelim yine. Dayton, rahmetli Alija İzzetbegoviç'in imzalamak zorunda kaldığı ve Türkiye'nin Demirel kanalıyla desteklediği bir antlaşmaydı. Demirel Türkiye'nin o aşamada Bosna'nın yanında duramayacağından dolayı Bosna'nın boyun eğmesine taraf olmuş oldu. Alija kanın daha fazla dökülmesini engellemek için imzaladı. Daha sonra yapılması gereken düzenlemeler gerçekleşmedi. Anayasa yapılmadı. Buradaki parçalı yapının da sonucunda işlememesi, geçmişte belkemiği kırılan bir ekonominin sonrasında fakirlik had safhaya ulaştı. Hırvatlar Alman Devleti'nin desteğini ciddi bir biçimde sağladılar. Sırplara da sahip çıkanlar olduğunu biliyoruz. Türkiye'nin de IHH gibi kuruluşlarla burada yaptığı ciddi girişimler var ama özel girişim olarak mesela marketler vs bazında bir girişimimiz yok. Piyasa da bir etkinliğimiz yok. Ziraat Bankası'nın buradaki finansın yüzde onunu kontrol edebildiğini ancak söyleyebiliriz. Geriye kalan Alman Bankaları, Avusturya ve Rusya ciddi manada buraya girmeye başladılar. Bizim bu konularda eksiğimiz var. Olay bu değerli okurlar. Ha diyeceksiniz ki Demirel, efendi bir dünya mektup yazı yolladı savaşın durması için. Ama… Zamanında kendisine yapılan uyarıları dikkate almadan geç davranması ile o mektupların bir önemi kalmamıştı. Çünkü katliam başlamıştı. Çok öncesinden kendisine yapılan uyarıları dikkate almayan ve Bosna’nın elinden tutmayan Demirel, hiç kusura bakma sana rahmet okuyacak değilim. Ahrette de iki elimiz yakanda olacaktır.
