Köşe Yazısı
Mahzuni Şerif'i Anlamak...
Türküleri ve bağlaması ile çağımıza mesaj veren ve çağlara mesajı aktarılacak büyük Ozan Mahzuni Şerif’in aramızdan ayrılışının 14. Yılı. Siyasetten ve sıkıcı gündemden uzak O’nun çağımıza verdiği mesaj sözleri ile bugün birlikte olmak istedim sizlerle. 2012 Yılında Nevşehir Hacıbektaş ilçesinde bulunan kabrini ziyaret etmiştim. Hacıbektaş’a hakim bir tepede şehrin her yerini gören bir yerde bulunan kabri ziyaretçileri ve duacıları ile dolup taşıyor. Mahzuni Şerif… Çağına damgasını vurmuş sanatçıların, yaşadıkları süreçte anlaşılmaları kolay olmamıştır... ...Âşık Mahzuni'yi anlamak ve yorumlamak başka açılardan da zordur. Bunlar nedir sorusuna yanıt ararsak; öncelikle Türkiye gibi aşırı siyasallaşmış bir toplumsal coğrafyanın insanları olarak, sanatçıyı yüklediğimiz misyonla algılama beceri(sizliği)miz, kavramları güncel içerikleriyle yorumlamadaki ustalığımızla birleşince, Mahzun'yi anlamamız güçleşecektir. ...Mahzuni, sözlü kültürün zengin toplumsal ortamın yetiştirdiği bir sanatçı. O da bu geleneğin büyük ustaları Yunus, Şah Hatayi, Pir Sultan, Kul Hikmet, Köroğlu, Karacaoğlan, Dadaloğlu, gibi ürünlerini sözel yolla topluma ulaştırılıyordu. Gerçi, Mahzuni, bu ürünlerini müzikleriyle birlikte ses kayıt araçları kanallarıyla, radyo ve televizyon yoluyla kayıtlara geçiyordu ama, toplumun algılama biçimi, büyük kesimiyle, bu geleneksel duyma biçimini geçmiyor. En doğrusu, Mahzuni, bu yolla çok daha iyi anlaşılmıyordu. Çünkü O'nun büyük çoğunluğuyla sadece müziklendirilmiş parçaları, hatta onların da popüler olanları belleklerde kalıyordu. Oysa, bir büyük geleneğin birikimiyle kendisini donatmış bu usta sanatçı, felsefi derinliği yoğun ürünlerin sahibiydi. Aşık Mahzuni'yi bir bütün olarak tanımanın, anlamanın yolunun bu ürünlerini algılamaktan geçiyor. Mahzuni Hoca ve O'nun öncüleri yeterince anlaşılabilseydi, bu toplumda hâlâ insan olduğumuzu unuttuğumuz olguların esamesi okunabilir miydi? Çünkü Mahzuni Şerif tıpkı Yunus Emre gibi Yaradanın insana yüklediği misyonun önemini çok iyi biliyordu ve yaşamını bu felsefe üzerine kurmuştu. ****** Mahzuni Şerif… Haziran 1997de Almanya’da beyin kanaması geçiren ve Ulm şehrinde tedavi gören ozan, kalp krizi geçirerek İstanbul’da yoğun bakıma alındı. Ancak hayatı boyunca her tür baskıya göğüs geren ozan, bu kez sağlığına söz geçiremeyerek, 63 yaşında Almanya’da yaşama veda etti. 1960’lardan başlayarak halkının toplumsal gerçekliğini sazlı kültüre döken, bu yönüyle de yüzlerce yıllık Anadolu ozanlık geleneğinin misyonunu sürdüren Âşık Mahsuni Şerif, (Şerif Cırık), 17 Kasım 1939’da Kahramanmaraşın Afşin ilçesinin Berçenek köyünde doğdu. Filmlere konu olacak bir hayat Ankara Ordu Donatım Teknik Okulunu başarıyla bitiren ve Kuleli Askeri Lisesini kazanan ozan, 1961de okuldan atıldı. Eserleriyle dinlerin, mezheplerin ve ulusların eşitliğini savunan; adalet, özgürlük, aşk gibi temaları işleyen ozan, kimi zaman bunun bedelini ağır ödedi. 1962 - 1988 sürecinde defalarca saldırıya uğradı, evi yakıldı, arşivi kül oldu, mahkemelere düştü, tutuklandı, hapse atıldı ama o bildiğini okumaya devam etti. Çilehanenin yanına gömülen 8 çocuk ve 4 torun sahibi olan Âşık Mahsuni Şerifin cenazesi, vasiyeti üzerine Nevşehirin Hacıbektaş ilçesindeki Çilehane Mezarlığında toprağa verildi. Geride Cem Karacadan Selda Bağcan’a pek çok sanatçıyı besleyen 20 bin kadar türkü, ilkini 1962de yayınladığı 453ü 45lik, 11i uzun çalar olmak üzere 464 plak, 59 kaset ve 6 kitap bırakan Âşık Mahsuni Şerif, bu yönüyle kırılması güç bir rekora imza attı. Mekanın cennet olsun büyük usta. Yunus’tan Mahzuni’ye uzanan yolda tüm ozanlarımızı anlamamız dileği ile.
