Köşe Yazısı
Paralel Yapı ve Hanefi Avcı
Sözde çıkış noktaları olan Dersane tartışmalarından bu tarafa millet iradesini temsil eden hükümetin yanında yer alan yazılar yazdım, paylaşımlar yaptım. Yazılarımda zaman zaman dozaj çok artmıştır. Yeri geldiğinde yine aşar. Çünkü Allah Rızası ve Devlet için bir şeyler yapmak asli vazifemizdir. Milli iradenin ayakta kalabilmesine destek sağlamak amacıyla karınca kararınca bu süreçte millet iradesinin yanında yer aldım. Tüm yazılarımda devlet içinde “PARALEL DEVLET” yapısı olan cemaatin Devletimize tehdide dönüşen yapısının dağıtılması ve Millet İradesinin hakim olmasını savundum. Yazı ve paylaşımlarıma hep müspet destekler aldım. İçimi acıtan ise; 17 Aralık ve sözde Dersane çıkışına kadar ben başta olmak üzere Allah Rızası için birçok arkadaşım Pensilvanya’da kinin bu Memleketimiz ve bu Dinimiz için ne derece tehlikeli olduğunu yıllarca haykırdık. Hep karşımızda oldular. Ama Yüce Allah bizlerin haklı olduğunu ortaya çıkardı. Çok şükür. Şimdi asıl mesele bu saatten sonra atılması gereken adımlardır. Paralel Örgüt ve Fetogoli ile mücadele de Türkiye’ye örnek olan Hanefi Avcı’ya kulak verilmelidir. Kimsenin göstermediği cesareti ortaya koyarak ilk kez Fetogolinin ipliğini pazara çıkaran Hanefi Avcı Beyden, Sayın Başbakanımız faydalanmalıdır. Çünkü; Hanefi Avcı Fetogoli ve paralel örgüt mücadelesinde ne yaptı ise yaptığı her şeyi Allah Rızası ve Bu Aziz Devletin bekası için yapmıştır. Artık Hanefi Avcı Beyin söylediklerine kulak verilmeli. İnlerine girilmek ve örgütün varlığına son verilmek isteniyorsa anahtar da yol haritası da Hanefi Beydedir. Hanefi Bey cezaevinden çıktığı günden itibaren her katıldığı televizyon programını ve gazete beyanatlarını hassaslıkla takip eden birisiyim. Orada verdiği mesajları gerçekten iyi analiz etmek zorundayız. Önemli bir detayı da sizlerle paylaşmadan geçemeyeceğim. Hanefi Avcı, 17-25 Aralık sonrası Emniyetteki tayinlerin sadece bir tedbir olduğunu ifade ederek asıl suçluların ortaya çıkması için yeterli delil olduğunu düşündüğünü aktardı. Cezaevinden çıkmadan hemen önce paralel yapı ile ilgili İstanbul savcılarına ifade verdiğini söyleyen Avcı, “İmamların adını verdim. Telefonlarımın dinlenmesiyle ilgili şikayetlerim için de yeniden dilekçe verdim. O dönem yaşanan her şey yanlıştı. Adımın karıştırılamayacağı soruşturmalara karıştırıldım. Dava açtıkları gerekçelerin içi boştu” dedi. Dikkat çeken bir iddiayı gündeme getiren Avcı, Silivri Cezaevi’nin hemen karşısına yapılan ve yapımı geçen yıl biten duruşma salonun cemaat operasyonları için hazırlandığını aktarıyor. “Silivri’de Balyoz ve Ergenekon davaları bitince yeni bir duruşma salonu yapıldı. Çünkü cemaat toplumun tüm katmanlarına operasyon yapacaktı” diyen Avcı, şöyle devam etti: “Herkes sıraya konulmuştu. Lazım olur diye Silivri cezaevinin karşısına üç katlı bir adliye binası diktiler. Hükümet yetkilileri, MİT, Emniyet, iş dünyası, medya ve birçok kesim sırasıyla operasyondan geçirilecekti. Özel yetkili mahkeme mantığının amacı buydu.” Avcı'nın çarpıcı açıklamaları özetle şöyle: "Önce bazı emniyet mensuplarına yönelik komplo ve tahkikatlar başladı. Emniyet Genel Müdür yardımcıları çok namusludur, rüşvet ve örgüt iddiası söylenemez. Birtakım tahkikatlarla safdışı ettiler. Cemaat olduğu biliniyor arkasında. Sahte ihbar mektuplarına başvurdular. Emniyeti ele geçirdiler. Özel yetkili savcılıklarda yapılan soruşturmalar normal yürümüyordu. Cemaatin planlarına uygun hedefler tayin ederek sahte belgeler açıklayarak ve hukuka aykırı dinlemeler yapıyorlardı” Yine Sayın Avcı konu ile ilgili beyanatlarında çok çarpıcı bir noktaya daha değiniyor. Haksız yere tutuklanmadan önce; “Ankara ve İstanbul Başsavcıları ve diğer yetkililer ile içişleri Bakanı ile Emniyet Genel Müdürünü bizzat görüşerek uyardım. Ben uyardım, ilgililer uyansın diye uğraştım." DAHA NE YAPSIN HANEFİ AVCI? Net adres gösteriyor, net hedefi belirtip yol haritasını ortaya koyuyor. Bu kadar netliğe rağmen neden hala gireceğiz dediğiniz inlere girmediniz. Bunu anlayamıyoruz… Bundan sonra yapacağımız şey söylenen o sözlerin takipçisi olmaktır. Eğer milletimiz ve bizde "yolsuzluk ve rüşvet" iddialarıyla yaratılmaya çalışılan siyasi mühendislik çalışmalarına destek verseydik, bugün Başbakanımız dahil bir çok kişi içerde ve ülkenin tüm aydınlarının bir cadı avı neticesinde içeri atıldığı bir süreci takip ediyor olacaktık. Meseleleri incelerken, yazarken "kayığa binmek" dolduruşa gelmek değil bir aydın sorumluluğu ile milli iradenin yanında yer almak gerekir. Rahmetli Alparslan TÜRKEŞ kendisinin de içinde olduğu 27 Mayıs darbesinden sonra şu sözü etmiştir. "en kötü demokrasi en iyi darbeden iyidir"... Siyasal mühendislik çalışmalarını elinin tersiyle iten feraset sahibi Milletimiz, Allah’ın izniyle Milli İradeye, Devlete, Hükümete karşı yapılan darbe girişimini bertaraf etmiştir. Ve artık paralel yapı için “Dağılacak denen inleri” için ne yapılıyor, ne yapılacak? Ve son olarak 4 sene önce söyledikleri ve yazdıkları yüzde yüz doğru çıkan Hanefi Avcı Beyden Sayın Başbakanımız istifade etmeyecek mi? Ve en önemlisi… 4 yıl önce O Yazarken ve Söylerken hiç kimse ağzını açamıyordu. Hanefi Avcı Beyden Sn. Başbakan, Devlet ve Millet için faydalanmayacak da kimden faydalanacak? Bu işi çok iyi bilen… Bizlerin bildiği sadece 4 yıldır tüm yetkilileri uyaran Hanefi Avcı Bey neden hala resmi bir görevde değildir? Haklılığı yüzde yüz ortaya çıkan, Anayasa Mahkemesi haklılığını hukuksal olarak ta ortaya koymasına rağmen neden hala görevden ihraç edilen bir memur vasfındadır? Yoksa Sayın İçişleri Bakanının, Emniyet Genel Müdürüne hükmü ve sözü mü geçmemektedir? Ya da bizlerin bilmediği farklı bir diyalog mu vardır? Söyleyeceğimizi söyledik. Anayasa Mahkemesi başta olmak üzere özellikle halk vicdanı haklı olduğunu tescillediği halde resmi görev verilmemesiyle mağdur edildiğinde elinden alınan kanuni haklar neden geri verilmeyip, üzerine atılan iftiralar ve şerefsizlikler neden ortadan kaldırılmıyor? Masum olmak, inançlı olmak ve en önemlisi Allah Rızası için ve Bu Devlet için çalışmak ne kadar zaman suç olarak durmaya devam edecek? Sayın Başbakan özellikle bu süreçte bizzat müdahil olmalıdır. Çünkü Hanefi Avcı’nın yerel seçimler öncesi yaptığı destek çağrısı ortadadır. Üstelik Başbakanı dahi demir parmaklıklar ardına koyacak planı bozup deşifre eden Hanefi Avcı iken Sayın Başbakan neden hala tarafsız gözüküp sesini çıkarmamaktadır. Sayın Başbakanın paralel örgüt mücadelesinde 300 milletvekilinin kaçı kellesini ortaya koyarcasına sesini çıkardı? Kaçı sonuna kadar Sayın Başbakanın yanında durdu? Üstelik Sayın Hanefi Avcı, Başbakan Erdoğan’ı 4 sene öncesi uyarmış ve tehlikenin nasıl geldiğini bildirmesine rağmen. Hanefi Avcı Bey Sayın Başbakanın sesini çıkarmayan milletvekillerinden daha mı önemsizdir? Bu konuda Sayın Başbakan artık müdahil olmalı ve milletle bu konuyu paylaşmalıdır. Bizler diyeceğimizi yazmaya devam edeceğiz. Bu konunun sonuna kadar takipçisi olduğumuzu belirtirken üzerine ölü toprağı serilmiş işlerine geldiğinde mangalda kül bırakmayan sözde demokrasi ve sözde kahramanları, duyarlı olup seslerini yükseltmeye davet ediyoruz. Yazımızın başından beri dediğimiz gibi: Çünkü bu mesele Allah Rızası için bir Memleket ve Devlet Meselesidir. Bu çorbada bizim de bir tuzumuz olsun maksadıyla yazdık. Sn Başbakanımız yürüdüğünüz bu Kutlu Yolda Allah Yar ve Yardımcınız olsun.
NOT: Bu köşe yazım yine bu sütunlarda gazetemizde 9 TEMMUZ 2014 ÇARŞAMBA günü yayınlandı. Hep uyaran, devletimizin ve aziz milletimizin bekasını istedik. İnşallah tekrarlanan hatalar yine tekrarlanmaz ve milletimiz için büyük bir şans olan Sayın Cumhurbaşkanımız yine en yakınlarından aynı ihaneti görmez. Allah bu milletle bir daha 15 Temmuz gecesi yaşanan kahpelikleri yaşatmasın ve bu hainlere rabbim fırsat vermesin.
