Köşe Yazısı
Pensilvanya uzaktır ama aslında yakındır
Cemaatin kumpasladığı düzenin dinle-diyanet le hiçbir ilgisi yok ama savuruyor: “Nihai hedefe varıncaya kadar her şey mubahtır”! “Hedefe giden her yol mubahtır” anlayışı İslam’ın elinin tersi ile ittiği bir anlayıştır! İslam böyle bir yöntemi ve böyle bir sonucu kabul etmez! İslam temizlik ve şeffaflık dinidir! Velev ki kaybedecek dahi olsanız şeffaf, temiz ve net olmak zorundasınız! Hz. Peygamber biliyorsunuz kendisine teklif edilen “seni Kureyş’e emir yapalım” teklifini elinin tersi ile itmişti. Şöyle dememişti Allah’ın Resulü: “Emirliği kabul edeyim. Böylece daha güçlenir ondan sonra bu putperestleri Müslüman ederim”! Hayır dedi, bir elime ayı, diğer elime güneşi verseniz de krallığınızı istemem! Niçin? Çünkü amaç kadar araç da meşru olmak zorundadır! Bunların amaçları da kirli araçları da! Kendilerini, kurdukları rant düzenini ve Hıristiyan diyalogunu İslam paketine gizleyenler olması gereken amacı da amaca giden yolu da kirleterek bir değil, iki kere yanlış yapıyorlar! Peki, “Nihai hedefe varıncaya kadar her yol mubahtır” diyen maslahatçı anlayış, yargıya tertemiz bir mesafede duruyor olabilir mi? Geldiğimiz noktada yargı üzerine ağlarını kurmuş “ağbilik sistemi”, hepimizin bildiği bir sırdır artık! Belgesi, bilgisi vardır! Esasen bu yapı o kadar şımarmıştır ki kendisini de zaten gizlemiyor! Her Adliye’de bir başsavcı varsa bir de paralel Baş ağbi var! Bunlar cemaat mahkemeleri oluşturdular! 12 Eylül referandumunda biz söylemiştik: “Bu yargı ve üst kurum olan HSYK size de gerekli olabilir. Bu işe cemaati bulaştırmayın”! Sonuç ortada! Cemaat partiyi parmağına doladı, yargı sopası ile siyaseti ve devleti dizayn etme ve yönetme çalışması tam gaz yürüyor! Yargı, Adalet, bu savaşın kurbanı olamayacak kadar naiftir! Cemaat ellerini çekmezse şayet kendisi de o tarafsız adaletin kurbanı olacaktır. Pensilvanya uzaktır ama aslında yakındır. Gün olur devran döner -tıpkı şimdi olduğu gibi- eski dostlar düşman olur, ittifaklar bozulur, Amerika’nın işi biter desteğini çekiverir, kendinizi bir anda Ankara’da bir Savcının sorgu odasında adalet beklerken bulabilirsiniz! Kötü adalet gün gelir o kötülüğü oluşturanları da vurur. Buna hiç ama hiç şüphe yok! Ve Adalet… Adalete pusu kurmak ve adalet üzerinden kumpas kurmak demek ne demek? Babaları çocuklarından, çocukları annelerinden ayırmak demek! Askeri terhis etmek demek! Sisteme dahil olmayanları ya da senin gibi düşünmeyenleri içeri yollamak demek, yani bir zulüm düzeni kurmak demek! Bunları” ben Müslümanım” diyen bir Cemaat yapamaz! İslam’ın özü adalettir! Siz bu mukaddes kavramı yok edeceksiniz ve kendinize de Cemaat diyeceksiniz! Hâlâ gözü bağlı ya da ranta eklemlenmiş olanlara hatırlatalım İmanın ya da İslam’ın şartları içinde “cemaatin çıkarlarını kollamak” diye bir hüküm yok! Bakınız hükümetin paralel devlet suçlaması yönelttiği Cemaatin önderi ne diyor? “Orda icabında mahkemenin altını üstüne getireceksin, avucuna alacaksın. Arkadaşlara diyorum ki ben; bin döktüreceksin, belki geriye bir dönecek! Bir milyar vereceksiniz, on milyonluk tazminat davası alacaksınız. Yani bu da mahkûm etmektir. Avukat da kiralayacaksınız, hâkim de kiralayacaksınız!” Evet 10 milyon kazanmak için 1 milyar dökeceksiniz diyen, avukat olmadı hakim kiralayacaksınız diyen bir Cemaat önderi! Bu nasıl bir iş? Aklanmayı kiralanmış hakim ve avukata bağlamak ne demektir? Böyle bir adalet duygusuna sahip olmak nasıl bir Müslümanlıktır? Sizce bu zihniyetteki Cemaat bir paralel yargı düzeni kurmamış mıdır? Bakınız Cenab-ı Hak Nisa suresinde ne buyuruyor? “Ey iman edenler! Adaleti ayakta tutan ve kendiniz, ana-babanız ve yakın akrabanız aleyhine de olsa, yalnız Allah için şahitlik eden kimseler olunuz. Zira zengin de olsa, fakir de olsa, Allah ikisine de (sizden) daha yakındır. Nefsinizin arzusuna uyarak adaletten uzaklaşmayın. Eğer (şahitlik ederken) dilinizi eğer, bükerseniz veya çekinirseniz, şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır. (NİSA/135)” Evet hiç şüphe yok ki Allah yaptıklarımızdan haberdar!
