Muharrem Değirmen

Köşe Yazısı

Türk Futbolu ve Gerçekler

··3 dk okuma

Kulüplerin kalıcı sahipleri bulunduğu memleket ve orada yaşayanlardır. Yönetimler, hocalar ve futbolcular geçicidir. Sınırlı bir zaman diliminde görevlerini sonlandırıp tasını tarağını alıp gidecek olan geçicilerin sorumsuzluklarının kahrını, çilesini, eziyetini çekecek olanlar, başta o kulübe karşılıksız gönül vermiş taraftardır. Unutulmasın ki geçmişte Türkiye kupası almış Avrupa kupalarında oynamış birçok kulübümüz şu an amatör lig ve üçüncü liglerdeler. Onlara hoca atayan siyasiler, futbolcu satan menajerler mi? Kaçıncı ligde olduklarını bilmiyorlardır bile. Ülkemizde biraz örnek vermek gerekirse Avrupa kupalarında ilk çeyrek final oynayan GÖZTEPE örneğin Türkiye’nin en köklü kulübü yeni yeni toparlanıyor bir BOLUSPOR, KOCAELİSPOR nerde ANKARAGÜCÜ nerde son örnek ALTAY ve buna en güzel örnekte ilçemizde yaklaşık Yüz yıllık geçmişe sahip olan bir dönem 3. ligde olan GENÇLERBİRLİĞİ… Şimdiki gençler tanımaz bile Türk futboluna sayısız yıldız kazandırmış bu kulüpler hep iş bilmez idareciler yüzünden reklam peşinde koşan insanlar yüzünden yok olmanın eşiğinde hatta bazıları yok oldu Bence asıl taraftarlar kulüplerin isimsiz sahipleridir. Bu zamanda futbol artık eteklere düşmüştür, örnekler çoktur. Hele hele ülkemizde 3000’e yakın hoca varken ayrıca yalakalık diz boyu iken kaliteyi düşüren ekonomik sıkıntılar had safhada ise kalitede düşer takımlarda düşer. Kulüpler borç batağına saplanır. Yine olan o şehrin takımına olur. TFF direktörü Fatih Terim düzenlediği seminerlerde bunlara çare bulacağını söylemişti fakat ortada yapılan bir şey yok. Herkes aldığı paraya bakıyor. Örneğin “ben kulüp buldum mu ben çok iyiyim” diyor. nesi iyi kardeşim halen asgari ücretle çalışan bilgisiz veya bilgili hocalar var. Yazık çok yazık… Bunca yıl top oynadın emek verdin, emek harcadın. Git kardeşim pazarda limon sat daha çok para kazanırsın. Ama desinler diye çalışıyorsun… Bakın diye ne bilgisi var ne antrenman metodu var ne haftalık aylık senelik çalışma metodu var. Zaten bu bilgide olmayanlar seneliği bulmuyor. 3 ay sonrası yok… Bu iş kolay değil. Adam yıllarını vermiştir ama işleyiş yanlış sistem yanlış. Her şey yanlış yalakalar gücü olanlar bir yerlerde… Ama bu işi meslek edinmiş emeğini alın terini vermiş çok değerli hocalarımız mevcuttur. Ancak çalıştıracak kulüp bulamıyorlar. Neden? Doğruları vardır, yanlışı olanlar zaten ömrü uzun sürmüyor adam futbolu bırakmış adı var ligde. Hemen kulüp bulup çalıştırmayacaksın vereceksin alt yapıya. Biraz sahanın çiminin toprağın tozunu yutacak. Hocalık başka futbolculuk başka! Örnek çok vardır saymakla bitmez. Neyse sorun yine federasyonda al adamı ver milli takım alt yapısına, ver 15 milyar maaş çalıştır bak aynanın diğer tarafına ver asgari ücretle çalıştır yazık çok yazık. Kulüplerin geliri ile gideri federasyon tarafından kontrol edilmeli harcayacağı vereceği parayı kulüp bilmeli gelir giderler kontrol altında olmalı. Kimse hocanın hakkını futbolcunun hakkını yemeyecek. Birazda sabır edecekler. para bitti kulüp bitti işi olmamalı. Aslında federasyona bağlı kulüplerin idarecilerini bir eğitimden geçirmeli yoksa Türk futbolu batağa doğru gidiyor.

Ey bir şeyden… Bir arkadaşımın sosyal medyadan yolladığı alıntıyı paylaşmak istiyorum sizlerle… Ateizm derneği açılmış. Tebrik etmek için aradım, dernek başkanıyla görüştüm. Çok sevecen, hoş bir arkadaş. Çok nazik, çok güzel konuşuyor. Bir soru sormak istiyorum dedim. Tabi buyrun dedi. Dedim; küçük bir derneğin neden bir başkana ihtiyacı var Dedi; çünkü bir organizatör, bir idareci olmalı. Dedim; küçük bir dernek bile bir organizatörsüz idare edilemiyorsa, bu koca kainat nasıl organizatörsüz olabilir dedim. Konuşmadı kapattı.

Bencil ve Egoist Başarısız Olmaya Mahkumdur… Ahlaki eylem herşeyden önce kişinin iradesi ve vicdanı ile ilgilidir. Bu nedenle bireysel ve özneldir. Hedonizm, Faydacılık, Egoizm, Anarşizm gibi yaklaşımlar daha çok bireyi temele aldıklarından evrensel bir ahlâk yasasının olmadığını savunurlar. Bencillik, kişinin kendi benine ve çıkarlarına düşkünlük göstermesidir. Etik anlamda bencillik, kişinin tüm eylemlerinin ben sevgisiyle belirlendiğini, ahlaklılığın da kendini koruma güdüsünün dışa vurmasından başka bir şey olmadığını ileri sürer. Bu nedenle evrensel ahlak yasasının varlığını tanımaz. Bu anlayışın önde gelen temsilcisi Hobbes’tur. Ona göre insanı yönlendiren ve harekete geçiren iki önemli güdü; “ben sevgisi” ve “kendini koruma”dır. Hobbes, yaşamda her şeyden önemli ve değerli şey, olarak kişinin kendi başarısı ve mutluluğunu görür. Egoist, bencil, benmerkezci, beyin takımından olduğunu iddia eden ağabeyler kısa vadede bazlarının gözüne şirin gözükse hatta ve hatta birileri onları neredeyse mehdi ilan edecek gibi dursa da, ileri vadede en büyük sosyolojik kanserdirler.

Instagram

Sosyal Medyada Takip Edin

@muharremdegirmen1654

En yeni gönderiler, fotoğraflar ve etkinlikler için Instagram'dan takip edin.

Instagram'da Takip Et