Köşe Yazısı
Ümit Meriç’le Orhangazi üzerine
Bazı yazılar ha deyince yazılamıyormuş. Bu yazı da işte bunlardan birisi oldu. Geçtiğimiz ay Orhangazi’de Üstat Cemil Meriç’in kızı ve Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ümit Meriç’i ağırladık. Kendisi ile üç günü birlikte geçirdik ve o kadar anı birikti ki zaman zaman bu köşede yer vermek istiyorum yaşanan dolu dolu üç güne. Hatırlayacağınız gibi Orhangazi Çok Programlı Anadolu Lisesinde oluşturulan “Cemil Meriç Sesli Kütüphanesi” ile yollarımız Ümit Meriç ile kesişti. Uzun düşünce sonrası Sesli Kütüphaneye “Cemil Meriç” isminin verilmesini oy birliği verilmesi sonrası Ümit Meriç’e ulaşmalı idim. Birkaç tanıdık arkadaşımla irtibata geçtikten sonra Ümit Hanıma ulaştık. Yoğunluk nedeni ile o gün açılışta yanımızda olamadı ama canlı telefon bağlantısı ve video mesajı ile açılışta bizlerle idi Ümit Meriç… Açılıştan yaklaşık on gün sonra Okul Müdürü Necmi Kartal, Edebiyat Öğretmeni Fatih Topraktepe ve Öğrenciler temsilen Yunus Emre Altıntaş ile birlikte İstanbul’da Ümit Meriç’e teşekkür ziyaretinde bulunduk. Dolu dolu geçen bir gün sonunda Ümit Hanım araç ile geldiğimizi öğrenince hafta sonu bir programının olmayıp pazartesi gününe kadar müsait olup: “Araçta yer varsa bende sizle Orhangazi’ye gelebilir miyim? Hep kenarından geçip duyduğum ama ziyaret etmediğim bir yer Orhangazi…” deyince ben durur muyum: “Aman Hocam yer var mı ne demek biz yürüyerek geliriz gerekirse” diyerek Orhangazi için önemli teklif ile hepimiz adeta şok geçirmişçesine birbirimize baktık duyduğumuz memnun edici teklif ile. Keyifli bir yolculuk ile bir dakika bile susmadan İstanbul’dan Orhangazi’ye geldik. Rüyada gibi hepimiz hala şok içindeyiz bu yaşananlar gerçek miydi acaba? Cumartesi gününden pazartesi öğlen saatine kadar Orhangazi’den kendisini yolcu ettiğimiz ana kadar dikkatimi çekenleri paylaşmak istiyorum daha çok. Bizlere Orhangazi ile ilgili sürekli sorular soran bir ilim insanı vardı karşımıza. Ümit Hanım’da gördük ki, yaşamında her bir şeyi çok önemsiyor ve her bir şeyi kayıt altına alıyor. Rüyalarını yazdığı defterlerinden, sohbet esnasındaki önemli bulduğu bilgilerin yazıldığı defterlere kadar her bir şeyi kaydediyor olması bizi hakikaten derinden etkiledi. Hayat neşesi, hoş kahkahası, yüzündeki sıcak tebessümü adeta içimizi ısıtmıştı. Ve dikkatimi çeken en önemli konu da İman etmemiş insanlar içinde, belli sayılarda günlük olarak onların adına Besmele-i Şerif çekmesi; kalbindeki tüm kâinat için barındırdığı insan sevginin ve aşkının bir göstergesiydi. Bizler ve Orhangazi adına olan her şeyi satır satır not aldı Ümit Hanım… ****** Anlattıklarından en çok ilgili çeken ise namaza başlayıp oruç tutması ile ilgili anlattıkları oldu. İstanbul Üniversitesi, Sosyoloji bölümünde Cevdet Paşa üzerine doktora yaptığı sırada, akademik çalışmalarla babasının ilmi araştırmalarını birlikte yürütmeyi kaldıramaz, bunalımlar geçirir Ümit Meriç. Cevdet Paşa’yla karşılaşıncaya kadar sürekli batılı düşünürlerle meşgul olan Ümit hoca, ondan sonra doğulu düşünürlere ve İslam’a yönelir. Kendi ifadesiyle, Cevdet Paşa onun düşünce kıblegâhını değiştirmiştir. Ruhi bunalımlar geçirdiği 1977 yılında bir sabah, ezan sesiyle irkilir ve namaza kalkar. Namazın huzurunu keşfetmiştir artık. O namaz, –kendi ifadesiyle– hayatında cahiliye dönemini sona erdiren bir milat olacaktır. Ailesi tarafından ‘Biz size herhangi bir dinî terbiye vermemeye karar verdik, büyüyünce kendiniz karar verirsiniz‘ denilerek büyütülen Ümit Meriç, o sabah kararını vermiştir artık. Bu hadiseden sonraki ilk ramazan ayında oruca başlar ve geçmiş borçlarını ödemek için ara vermeden 510 gün oruç tutar. Entellektüel kimliğini, ailesinin -bilhassa babasının- birikimi üzerine inşa eden Ümit Hoca, artık yeni bir şahsiyettir: Müslüman bir hanımefendi. Cemil Meriç, kızının namaza olan derin ilgisini görünce; kendisine de öğretmesini ister. Her şeyi babasından öğrenen Ümit Meriç, ona namazı öğreterek adeta ondan öğrendiklerinin bedelini ödemiştir. İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Sosyoloji bölüm başkanlığı görevinden 2000 yılında istifa ederek başını örten Ümit Meriç, sosyolojiyi üç talakla boşar ve İslamiyet’le evlenir. ****** Elbet Babası Cemil Meriç üzerine de uzun bir sohbet yaptık Ümit Meriç Hocamla. Babası ile ilgili anlatıp söylediği aklımda kalan en önemli anı ise; “Hiçbir Kitap Bitmez Evladım” sözleri odu. “Son dört yıldır gece gündüz Babam Cemil Meriç kitabının hazırlığı ile geçti. Babam, ‘Hiçbir kitap bitmez evladım…’ derdi diyerek ekleyen Ümit Hocam; “Ve babam, hiçbir makalesini bitmiş olarak görmezdi. Her zaman için o makaleyi, daha sonra gözden geçirilmek üzere bir kenara koyardı. ‘Evladım, bu makale şimdilik bitti, kitap oluştururken tekrar gözden geçiririz‘ derdi. Bu anlamda babamın hiçbir eseri kendi gözünde tamamlanmamıştır” diyerek anlatıyor bize Orhangazi turumuzda. ****** Tabi bunları anlatırken bir yandan Ümit Meriç, notlar alıyor. Bir o anlatıyor bir o bize sorup biz anlatıyoruz. Üç günlük birlikteliğimizde anlatacak o kadar çok şey var ki. Orhangazi Hamamı, Orhangazi ÇPAL ziyareti, Arya Kafe, Gedelek, Pınarbaşı, Gürle, Sölöz, Paşa Mezarları, Ilıca, Eşrefoğlu Rumi Hazretleri, Çini ve İznik gibi… Haftada bir bu izlenimleri ve Ümit Meriç Hocam ile Orhangazi ziyaretlerini sizlere aktaracağım. En önemlisi Merhum babası Cemil Meriç üzerine sohbetlerimizi de anlatacağım. Ümit hocanın İstanbul’da misafirperverliği, bilgisi, samimiyeti, anlatırken duyulan tok sesi, konuşma esnasında tiyatral canlandırmaları ve etkili göz teması bizde öyle yer etti ki yazımızı Cemil Meriç Üstadın dizeleri ile bitirelim… ****** Ben Araf'tan ileri geçemedim. Geçemem de artık. Ama sana cennetin haritasını veriyorum. Unutma ki biraz da seni taşıdığım için dizlerimin dermanı kesildi. Bu bir şikayet değil, bir ikaz. Nerelerden geçtik bilemezsin.
