Çin Zulmü Altındaki DOĞU TÜRKİSTAN -1-

Doğu Türkistan şimdilerde uzak bir diyar gibi görünüyor gözümüze. Ama aslında taşıdığı ve temsil ettiği anlam itibarıyla bize çok yakın olması gerekiyor. İslam medeniyeti içinde şekillenen özgün Türk kültürünün beşiği bu topraklar. Doğduğumuz Anadolu’ya ayak bastığımızın mayasının çalındığı yerdir bu topraklar. Önceki gün Asılsız Ermeni İddialarıyla Mücadele Derneği'nin (ASEF) Yalova’da düzenlediği panele katılan Gazetemiz Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Muharrem Değirmen ve 3. Göz Gazetesi İmtiyaz Sahibi İrfan Aydın’ın Dünya Uygur Kurultayı Başkan Yardımcısı ve Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneği Genel Başkanı Seyit Tümtürk ile Doğu Türkistan davası konuşuldu. İşte Sorumlu Müdürümüz Muharrem Değirmen’in kaleminden ÇİN ZULMÜ ALTINDAKİ DOĞU TÜRKİSTAN yazı dizisi ve röportajı…
******
Doğu Türkistan Türklerin ilk İslam’la şereflendiği ata yurdu. Divânu Lugâti’t-Türk’ü kaleme alan Kaşgarlı Mahmud’u, Kutadgu Bilig müellifi Balasagun’lu Yusuf Has Hacib’i yetiştiren topraklar. Bu coğrafyada 35 milyon Müslüman Türk yaşıyor. Fakat iki yüzyıldır Çin emperyalizminin egemenliği altında. Bu süre zarfında iki defa (1933 ve 1944) bağımsız devlet kurduk. Ama her ikisi de çok kısa süre içinde Çinli işgal güçleri ve Rusya tarafından yıkıldı. Son elli yıllık komünist dönemde ise sistemli bir asimilasyon politikası yürütülüyor; bölge Çinlileştirilmeye çalışılıyor. Çinlileştirmenin yöntemi ise basit: Doğu Türkistan ahalisinin İslami kimliğini ortadan kaldırmak.
SON OLARAK DA DOĞU TÜRKİSTANLI AYDIN İSMAİL SAMED İDAM EDİLDİ…
İsmail Samed Doğu Türkistan bağımsızlık hareketinde sivil inisiyatif almış toplum önderlerinden biri olan kardeşimiz. Çin tarafından siyasi suçlu olarak itham edildikten sonra Pakistan’a kaçıyor. Pakistan ile Çin arasındaki ‘suçluların iadesi ve terörle işbirliği anlaşması’ neticesinde 2002 yılında Pakistan makamlarınca Çin’e iade ediliyor. 5 yıl cezaevinde tutuldu ve Çin Halk Mahkemesi’nde yargılanıp kurşuna dizilerek 8 Şubat 2007’de şehit edildi. Yine 5 Ocak 2007 günü Doğu Türkistan’ın Kaşgar bölgesinde 18 Doğu Türkistanlı şehit edildi. Bunların yanı sıra gözaltına alınan onlarca kardeşimiz oldu. Akıbetlerinden endişeliyiz. Yurt dışından getirtip kurşuna diziyorlar!..
Kadınlarımız gayri ahlaki işlerde zorla çalıştırılıyor
Çin yönetimi, Doğu Türkistan’da uyguladığı doğum kontrol politikasıyla Türklerin çocuk sahibi olması engelleniyor.
Çin istilasına karşı yüzlerce yıldır var olma savaşı veren Doğu Türkistan’da yaşananlar insanın yüreğini kanatıyor
Son günlerde yaşanan katliamla tekrar dünyanın gündemine oturan Doğu Türkistan’daki acıları bölgeyi en iyi tanıyan isimlerden biri olan Seyit Tümtürk’le konuştuk. Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneği Genel Başkanı Tümtürk’ün anlattıkları insanın yüreğini kanatıyor. Yıllardır Çin vahşetine karşı Uygur Türkü’nün sesini duyurmaya çalışan Tümtürk, Pekin’in Türkleri bölgeden silmek istediğini söyledi. Doğu Türkistan’da yaşananları tüm dünyaya belgeleriyle duyurmakta kararlı olduklarına dikkat çeken Tümtürk, Çin’nin Doğu Türkistan’da yaptıklarıyla sadece yönetimsel bir baskı ortaya koymadığını, bunun bir medeniyeti yok etme girişimi olduğunu dile getirdi.
YOK, ETME GİRİŞİMİ
“Doğu Türkistan sadece orada yaşayanları ifade eden bir olgu değil. Aynı zamanda bir medeniyetin adı” diyen Tümtürk, şunları dile getirdi: “Bugün Türkçede kullanılan bir çok kelime bu medeniyet kökenlidir. Türkistan medeniyeti incelendiğinde ipek üretimi ve işlenmesi, kağıt kullanımı, tarım ve dokumacılık alanlarında bir çok medeniyetten çok daha önce bunları sosyal yaşantısının bir parçası haline getirmiştir. Bunların belgeleri mevcuttur. Bugün yaşananlar, Çin’in gerçekleştirdiği baskı böyle geniş ve tarihsel önemi ve derinliği olan bir medeniyeti ortadan kaldırmaya yönelik girişimdir.”
BATI BİZİ GÖRMÜYOR
Tarihte daha önce Mayaların, Azteklerin, Kızılderililerin de büyük medeniyetler kurduklarını ancak daha sonra sömürge zihniyetinin temsilcileri tarafından ortadan kaldırıldıklarına dikkat çeken Tümtürk, bugün Doğu Türkistan’da yaşayan Türkleri de böyle bir tehlikenin beklediğini vurguladı. Tümtürk, sözlerini şöyle sürdürüdü: “Çin yönetimi Doğu Türkistan’da yaşayan Türklerin üzerine acımasızca gelmekte ve Türklere insanlık dışı uygulamalarda bulunmakta. Doğu Türkistan’da bir soykırımı politikası uygulanıyor. Bunları gerçekleştirenler bunun normal olduğunu söylemekte. Batının demokrasi söylemlerini dilinden düşünmeyen örgütleri ise bu konu da en ufak bir araştırma yapma gereği duymamakta. Çin’nin tek yanlı enformasyonlarıyla yetinmekte, Türkleri dinleme ihtiyacı görmüyor. Bu Türklere karşı uygulanan çifte standardın açıkça bir göstergesi.”
TERÖRİST DİYORLAR
Çin’in Doğu Türkistan’ı her fırsatta terörizme destek veren bir yönetim olarak lanse ettiğine işaret eden Tümtürk, aynı zamanda tüm Türkler de ’terörist’ ilan edilmek istendiğini söyledi. Doğu Türkistan’da yaşayan Türklerin sadece özgürlük mücadelesi verdiğine vurgu yapan Tümtürk, haksızlığa karşı yapılan her gösteri ’terör eylemi’ gibi gösterilmeye çalışıldığını kaydetti. Tümtürk, “Uluslararası camianin Çin’in Doğu Türkistan üzerinde yapmış olduğu baskının farkında olmasını istiyoruz. Bununla ilgili olarak bizim elimizde belgeler var. Belgeleri uluslararası kuruluşlara sunuyoruz. Çin güçlü olduğundan dolayı bu konuda ne kadar başarılı oluruz bilemiyorum ama çok ciddi bir baskı ile karşı karşıyayız ve bunu da tüm dünya kamuoyunun artık görmesini istiyoruz” diye konuştu. Çin’in Türkleri ’terörist’ olarak göstermesinin nedenin milli direnci kırmak olduğunu belirten Tümtürk, “Yılmayacağız” dedi.
Çin, Doğu Türkistan’daki milli mücadeleyi ve bilinci ortadan kaldırabilmek için her türlü yolu deniyor
Pekin yönetiminin uluslararası gücünü kullanarak, yurt dışına giden Türkleri getirip kurşuna dizdiğini belirten Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneği Genel Başkanı Tümtürk, Bunun en son örneğini geçtiğimiz günlerde yaşadık. Kanada pasaportu olan bir kardeşimiz zorla ülkeye geri getirttiler ve kurşuna dizdiler. Bunun gibi daha bir çok örnek var “ dedi. Tümtürk, sözlerini şöye sürdürdü: ” Yine geçtiğimiz günlerde yaşanan bir olayda terörist olarak ilan ettikleri kardeşimizi Çin halk mahkemesinde yargıladıktan sonra, suçu ne olduğu da tam saptanmamışken kurşuna dizdiler. Çin yönetiminin buradaki tek amacı Doğu Türkistan’daki Türklerin milli hassasiyetini ortadan kaldırmak. İslami ve milli hassasiyeti olan doğu Türkistanlı Türkler ortadan kayboluyor ve bir daha bulunamıyor. Bu nasıl izah edilebilir. Nasıl bir durumdur, anlaşılır gibi değil. Böyle olayların yaşandığı bir yerde biz de uluslararası kuruluşları göreve çağırıyoruz. Gelin inceleme yapın diyoruz. Ancak yine de sesimizi duyuramıyoruz.
AMAÇLARI YOK ETMEK
Çin’nin uyguladığı politikaların sadece bir baskı politikası olarak geçiştirilemeyeceğini de kaydeden Tümtürk, Çin’in bir ırkı yok etmeye yönelik politikalar uygulamak istediğini kaydetti. Pekin yönetiminin Doğu Türkistan’da uyguladığı nüfusü sınırlama politikalarının insan hakları ile hiçbir şekilde bağdaşmadığını ifade eden Tümtürk, “Çin yönetimi doğum politikaları uygulamakta ve bu politikalarla Türklere karşı ciddi olarak bir baskı oluşturmakta. Aslında bunun adına baskı da denemez. Bu bir ırkı yok etme politikası” şeklinde konuştu. Doğum kontrolü politikasına da dikkat çeken Tümtürk, “Uygulamaya göre şehirlerde bir, kırsal kesimlerde ise iki çocuğa izin veriliyor. Ancak maddi durumu iyi olanlar elbette ki bu uygulamanın dışına çıkıp daha çok çocuk yapıyorlar. Doğu Türkistan’ın durumuna balkıdığına ise durum çok daha farklı. Doğu Türkistan bugün olması gereken nüfusunun çok çok gerisinde. Çin gerçekleştirdiği uygulamalarla bir ırkı yok etmek istercesine sosyal güvencelerimizi ortadan kaldırmak istiyor” diye konuştu.
HASTALIK BULAŞTIRILIYOR
Derneği Genel Başkanı Tümtürk, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Doğu Türkistan’da yaşanan en önemli sorunlardan bir tanesinin de Türk kadınların Çin yönetimi tarafından zorla ülkenin çeşitli bölgelerine götürülerek gayri ahlaki sektörlerde çalıştırılması. Bu konuyla ilgili çok şikayet var. Bunun için gerekli uluslararası girişimleri yapıyoruz, ancak bunlardan yeterli sonuçları aldığımızı söyleyemeyiz. Doğu Türkistan’ın kanayan bir başka yarası da AIDS. Doğu Türkistan Türk toplumu İslami ve Türk geleneklerine bağlı olarak yaşayan bir toplum. Dolayısıyla AIDS gibi bir hastalığın bölgemizde rastlanması mümkün değil. Durum böyle iken bu hastalık ülkemizde nasıl görülebilir merak ediyorum? Çin’de ilk AIDS vakası 1984 yılında görüldü. 1994 yılında yani tam 10 sene sonra bizim bölgemizde rastlanıyor. Çin, Doğu Türkistan’daki milli mücadeleyi ve bilinci ortadan kaldırabilmek için her türlü yolu deniyor.”
Doğu Türkistan’da yapılan nükleer denemelerden dolayı bugün hala kanser vakasının görüldüğünü belirten Tümtürk, “Çin emperyalizmine karşı bir mücadele vermekteyiz. 60-70 yıl içerisinde 200 ayaklanma gerçekleştirdik. Çin bizi köleleştirme siyasetine mahkum etmek istiyor, ancak bunda başarılı olamayacak, mücadelemiz sürecek” ifadesini kullandı. (DEVAM EDECEK)
Seyit TÜMTÜRK'ün Kısaca Özgeçmişi
Seyit TÜMTÜRK, Doğu Türkistan'a 1949 yılında Komünist Çin işgalinden sonra uygulanan asimilasyon ve zulümler neticesinde 1961 yılında vatanı için vatanlarından hicret ederek Afganistan'ın başkenti Kabil'e gelen ve geçici olarak orada bir süre kalan bir gurup Doğu Türkistanlılardan oluşan kafiledeki bir ailenin ilk çocuğu olarak 1964 yılında Kabil'de dünyaya geldi. Daha sonraki yıllarda üç yüz elli civarındaki bu gurup 1965 te B.M. Mülteciler Yüksek Komiserliğinin aracılığı ve T.C. Bakanlar kurulu kararı ile iskânlı göçmen olarak Kayseri'ye yerleştirildi. Tahsilini Kayseri'de tamamladı. 1989 yılında Kayseri'de kurulan Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneğinin kurucu üyesi, 1993 te genel sekreter yardımcılığına seçildi.
Şu anda Dünya Uygur Kongresi olarak faaliyet göstermekte olan teşkilatın temelini oluşturan, 1992 de İstanbul'da Doğu Türkistan Milli Kurultayı'nın kurucu üyeliği ve 2000 yılında merkezi Kayseri'de olan Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneğinin genel sekreterliğine ve 2002 yılında da Derneğin genel başkanlığına seçildi. 2002 yılında Merkezi Almanya'da olan Doğu Türkistan Uyguristan Kurultayı ile Dünya Uygur Gençleri Kurultayının birleştirilmesi ile oluşan Dünya Uygur Kongresinin kuruluşunda (D.UK.) Türkiye sorumlusu seçildi. 2005 yılında İstanbul'da kurulan Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneğinin kurucular kurulunda yer almıştır. 2006. yılında Türkiye'de kurulan Türkiye-Finlandiya Kültür ve Dostluk Derneği'nin kurucu Başkanlığını yaptı. 2006 yılında Almanya'nın Münih şehrinde 18 ülkeden 26 teşkilatın bir araya gelerek oluşturduğu en yetkili organ olan Dünya Uygur Kongresinin başkan yardımcılığı ve D.U.K. un Türkiye sorumluluğu görevlerine seçildi. Evli ve 5 çocuk sahibi olan Seyit TÜMTÜRK halen Türkiye'de devlet dairesinde kamu görevlisi olarak çalışmaktadır.




