Hacıbektaş’ta, Hünkâr Pîr Hacı Bektaş-ı Veli Hazretleri’nin huzurunda olmak

Hacıbektaş’ta, Hünkâr Pîr Hacı Bektaş-ı Veli Hazretleri’nin huzurunda olmak; insanın sadece bir türbeyi ziyaret etmesi değil, kendi içindeki sesi dinlemesi, kalbini yoklaması, geçmişle bugün arasında sessiz bir muhasebeye durmasıdır.
Bazen insan bir kapıdan içeri girer ama aslında kendi gönlünün kapısına varır. Hacı Bektaş Veli’nin huzurunda hissettiğim de tam olarak buydu. Sözün sustuğu, kalbin konuştuğu, insanın dünyalık telaşlardan sıyrılıp edep, erkân, sevgi ve hakikatle baş başa kaldığı derin bir an…
“İncinsen de incitme.”
Bu söz, burada daha başka yankılanıyor insanın içinde. Çünkü bu yol; kin büyütmenin değil, gönül yapmanın yolu. Bu yol; insanı kırmadan, hakikatten ayrılmadan, diliyle, eliyle, kalbiyle doğru kalabilmenin yolu.
Hünkâr Pîr’in kapısında insan şunu daha iyi anlıyor: Makam geçer, unvan geçer, dünya telaşı geçer; ama gönülde bırakılan iz kalır. İnsana değer veren, adaletten ayrılmayan, sevgiyi ve hoşgörüyü hayatının merkezine koyanların izi ise asırlar geçse de silinmez.
“Eline, beline, diline sahip ol.”
Ne büyük öğüt… İnsanın bütün hayatını toparlayan, ahlakın, edebin ve insan olmanın özünü anlatan bir cümle. Bugün bu kapının huzurunda dururken insan, kendi nefsine de dönüp bakıyor; hangi sözü kırıcı söyledim, hangi kalbi incittim, hangi hakikati erteledim diye…
Hacı Bektaş Veli’nin yolunda yürümek; sadece geçmişi anmak değil, bugüne insanlık taşımaktır. Bir olmak, iri olmak, diri olmak; ayrılığın değil birliğin, kavganın değil muhabbetin, kibirin değil tevazunun yanında durmaktır.
“Her ne arar isen kendinde ara.”
Bu huzurda edilen dua da, duyulan sükûnet de, alınan ders de gönlün en derin yerine işliyor. Allah bu kutlu yolun edebinden, erkânından, insan sevgisinden ve hakikat nurundan bizleri ayırmasın.




