İlk Yerli Kağıt Fabrikası SEKA’nın Buruk Hikayesi

Bu hafta sizlere hazin bir öyküyü anlatacağım. Açılışının 86. yılında 3. Göz Medya olarak benimde müze halini gezip gördüğüm ve içimin acıdığı İlk yerli kağıt fabrikamız SEKA’yı anlatacağım. Onca kurulan fabrika varken neden mi özellikle SEKA’yı anlatacağım?
Mesleğimizin can damarı idi SEKA.
SEKA Kağıt fabrikasının kapatılmasıyla gazetelerin ve yayın evlerinin tamamı yurt dışına bağımlı hale geldi. Tüm yayıncılar kağıtları ithal ediyor ve artan kurlarla iflasın eşiğinde direniyorlar. Bu durum ortada iken hangi millilik ve halen inatla “Milli Ekonomi Modeline” sırt çevirmek… İşte bunları anlatıp, bunların önemini anlatacağız.
Özelleştirme ve ardından kapanmanın hışmına uğrayan O SEKA’ki, 6 Kasım1936’da, Ankara ve İstanbul’dan gelen iki uzun tren dolusu davetlinin katılımıyla törenle açıldı.
Kağıt; tarihte düşüncelerin, imgelerin ölümsüzleştirilmesine vesile olmuş yegane araç. Gönderilen mektuplar, yetenekli parmaklardan çıkan resimler, şimdilerde elimize aldığımız her fiş, kenara köşeye karaladığımız her not, eskiden çocukların heyecanla kapladığı defterler ve elimizden düşmemesini ümit ettiğimiz kitaplarımız… Hepsi için ihtiyacımız olan kağıdı ne yazık ki ülkemizde üretemiyor, ithal ediyoruz. Gazetelerden kitaplara elimize aldığımız her kağıdı yurt dışından satın alıyoruz. Kültürel olarak dışa bağımlıyız. Sebebi ise yıllar önce kapatılan SEKA kağıt fabrikası…
SEKA (Türkiye Selüloz ve Kağıt Fabrikaları A.Ş) aslında hepimiz için önem arz eden ancak yıllar önce sebepsizce kapatılan, ardında ve tarihinde büyük bir çaba ve emek barındıran bir fabrika. SEKA’nın arkasındaki en önemli isim ise Mehmet Ali Kağıtçı. Dolar ve Euro’daki artışla basılı yayın yapan her kurumun isyan ettiği, ham maddeleri olan kağıdı yüksek kurlarla ithal ettikleri ve kapanmanın eşiğinde oldukları şu dönemde SEKA’nın ve Mehmet Ali Kağıtçı’nın hikayesine kulak verelim istedik…
Mehmet Ali Kağıtçı, 1899 yılında Osmanlı’nın “hasta adam” zamanlarında Heybeliada’da dünyaya geldi. 1922 yılında İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’nden mezun oldu ve kimyagerlik diploması aldı. Bir süre okulunda asistanlık yapsa da asıl hedefi kağıtçılığı öğrenmekti
Kimyagerlik diplomasının yanı sıra Mineroloji ve Matematik Jeneral sertifikaları da aldı.
Bu gayeyle 1925 yılında Almanya’ya gitti. Burada ve 1 yıl sonra Fransa’ya giderek Fransa’da selüloz ve kâğıt fabrikalarında çalıştı. Ardından Grenoble Üniversitesi Kağıtçılık Enstitüsüne kaydoldu
1 yıl sonra okulunu birincilikle bitirdi ve “kağıt mühendisi” ünvanını aldı. Aklında sadece Türk kağıt sanayiini kurabilme ideali vardı
Okulu birincilikle bitirmesinin ardından Fransa’da dönemin en önemli şirketlerinden iş teklifleri yağsa da o da memleketi kurtaracak olan idealistlerden olmak istiyor, ülkesinde kağıt sanayiini kurmak istiyordu
İstanbul’a döndüğünde bir konsolosluklar aracılığıyla teklifler alıyordu Kağıtçı. Orta ve Kuzey Avrupa kartelleri “Türkiye’de tek kağıt mühendisi olmasının hiçbir yarar sağlamayacağını” söyleyerek ikna etmeye çalıştılar ancak o tüm bu teklifleri kibarca reddetti.
Yakın çevresinden herkes “Teklifi kabul et, burada değerin bilinmez” diyordu ancak Kağıtçı hiçbirini dinlemedi. Vakit Gazetesi olmak üzere Türkiye’de kağıt sanayiinin kurulması için kamuoyu oluşturuldu
Başlarda baskılar sonucu başlatılmasına karar verilen ihale iptal edildi. Kağıtçı yine de pes etmedi, Celal Bayar’ın desteğiyle 10 Temmuz 1934’te kağıt sanayisinin kurulması için kararname yayınlandı
Kağıt fabrikalarına karşı çıkanlar fikirlerini değiştirmişti. Artık tek konuşulan fabrikanı yeriydi. Fabrikalar aynı zamanda 5 yıllık sanayi programına da girdi ve bu projelerin hepsini Mehmet Ali Kağıtçı hazırladı.
İlk fabrikanın İzmit’te kurulmasına karar verildi ve 14 Ağustos 1934’te fabrikanın temelleri dönemin başbakanı İsmet İnönü tarafından atıldı. İzmit Kağıt Fabrikası (Sümerbank Selüloz Kağıt Sanayi) 1936 yılında açıldı.
SEKA kağıt fabrikaları 1998 yılında özelleştirme kapsamına alındı ve anonim şirkete dönüştürüldü.
SEKA Kâğıt fabrikaları özelleştirme kapsamına girerek anonim şirkete dönüştürülmüştür. 198 milyon dolar değerindeki Balıkesir fabrikası 2003 yılında 1,1 milyon dolara Albayraklara satılmıştır. 2003 yılında Giresun SEKA Aksu Kâğıt Fabrikası 5 milyon TL ye Milda Kâğıt Sanayi Tic. A.Ş. satılmıştır ve satışından sonra fabrikada üretim yapılmamıştır.
Danıştay bu karara itiraz etti ve bu rakama özelleştirilemeyeceğini söyledi. Karar tam 5 defa iptal edildi. Albayraklar ise fabrikayı iade etmedi. 9 yıl sonunda yapılan bir yasal düzenlemeyle karar Bakanlar Kurulu’na bırakıldı. Bakanlar Kurulu fabrikayı Albayraklar’a verdi.
Kararın ardından fabrikalar kapatıldı. 2018 yılında tekrar açılacağı söylense de henüz böyle bir şey gerçekleşmedi. İzmit’teki fabrikada ise özelleştirmeye karşı direnildi
Fabrikada örgütlü olan Selüloz-İş eylemler yaptı. Fabrika 2005 yılında kapatıldı. Arazi ise belediyeye verildi. SEKA’nın İzmit’teki alanı ise 2016’da Türkiye’nin ilk, dünyanın en büyük kağıt müzesi olarak kapılarını açtı. Şirket arazisi, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından park olarak yapılandırıldı.
SEKA’NIN TÜRK EKONOMİSİNDE ÖNEMİ
Kâğıt Fabrikaları, kâğıdın hammaddesi olan odun hamuru ve selülozu kendi üreten tek kuruluş olması açısından çok önemlidir. Her yıl ormanlarımızdan kesilen 18 milyon metreküp ağacın 1 milyon metreküpünü işleyerek 250 bin ton odun hamuru ve selüloz üretmekteydik. Dünya’da selüloz üreten sadece 10 firma bulunmaktaydı ve Türkiye’de selüloz üreten tek fabrika olan Dalaman Kâğıt Fabrikası büyüklüğü açısından 4.sırada yer almaktaydı.
İzmit Kâğıt Fabrikası’nın en önemli özelliklerinden biri kendi suyunu ve elektriğini kendisi üretmektedir.
Kâğıt Fabrikası’nın açılmasıyla Türkiye’de kâğıt üretiminin artması birçok alanda kâğıt ürünlerinden istifade etmeyi sağlamıştır. Kâğıt sayesinde bilgilerin yazıya dökülmesi ile eğitim ve öğretim hayatında önemli bir adımın atılmasını sağlamıştır.
SEKA kâğıt fabrikası kâğıt üretiminin yanı sıra sektöre bilgi birikimin aktarmış ve Kocaeli Üniversitesi’ndeki Kağıtçılık Bölümüne bünyesindeki Ar-Ge laboratuvarı, kütüphaneler ile bilimsel çalışma ortamları sağlamıştır.
SEKA’nın kapatılarak üretimine son verilmesi işsizliğin ve güvensiz çalışma ortamının yaygınlaşmasını anlamına gelmiştir. SEKA işçilerinin büyük bir çoğunluğu kağıtçılık mezunu olması ve emek gücünün büyük bir bölümünü oluşturması göz önüne alındığında kapatma kararı emek gücünün israfı anlamına gelmektedir. Emek piyasasında yaşanan sorunlar hem sosyal hem de makroekonomik göstergeleri etkilemektedir.




