
Köşe Yazısı
Ali Fuad Başgil’i anmak ve anlamak

Sadece bir kalıba sıkıştırılmayacak kadar, işinize gelen yazı ve fikirlerini alabileceğiniz bir isim değildir rahmetli Ali Fuad Başgil. İlim ve bilim insanı olarak hem Türk Tarih Kurumu hem de Türk Dil Kurumuna hizmetleri tartışılmaz şüphesizdir. Ama ne yazık ki ülkemizde birçok ilim insanında yapıldığı gibi fikirlerinize uyup işinize geldiği gibi değerlendirmekten vazgeçmediniz böyle büyük insanları. Dilim döndüğü kadar sizlere rahmetli Ordinasyus Prof. Dr. Ali Fuad Başgil’i anlatıp anmaya çalışacağım.
Rahmetli Başgil, hocayı Karacaahmet’te bulunan kabri başında ziyaret edip dua etmek şu fakire çoğu kez nasip oldu. Ali Fuad, Hoca gerçekten okunup anlaşılması gereken bir isimdir. Çünkü O’nun hedefi ömrünü insanı imar etmeye bir ömür ortaya koyan bir yaşam olmuştur.
Başgil, Türk insanının eğitimine önem vermiştir. 40 kitabı 500'e yakın makalesi olduğunu ve birçok öğrenci yetiştirdiğini biliyoruz. Kendi hayatıyla örnek olan bir isim olan Ali Fuat Başgil; yaşadığı topluma faydalı olmaya çalışan bir isimdir. Öğrencilerinin yetişmesine ve gelişimine önem vermiş, öğrencileriyle yakın ilişki halinde olmuştur. Başgil'in eserlerinde başarı ve mutluluğun anlamsal boyutları ve hayatı da kapsaması söz konusu olmuştur. Bir hukukçu ve siyaset bilimci olmanın yanı sıra Başgil, devletin nasıl örgütlenmesi gerektiği, kişisel yeterlilik, ideal insan ve toplum konularının yanı sıra dil meselesi üzerinde de eserlerinde okuyucuya yol gösterdi.
Başgil, hocayı ayrı kılan bir diğer özelliği ise Türkçe ve Türk Dili hassasiyetidir. Türkçeye, Türkçenin kullanımına, dönemindeki öz Türkçecilik hareketlerine karşı oldukça hassastır, bu dil hassasiyetini çeşitli yazılarında dile getirmiştir. Baktığımızda uydurma Türkçe değil her zaman öz Türkçeye sahip çıkmıştır. Bakın bu onu günümüz tartışmalarına da ışık tutacak bir konudur. Başgil Hoca, Türkçe’ye dair yazılar da yazmış, bu tür yazıları Türkçe Meselesi adlı kitapta toplanmıştır. O Türkçemizi “millet ocağının ateşi” olarak görür ve bu dilin Osmanlıca, Öz Türkçe vb. ayırımlara tâbi tutulmasına karşı çıkar. Ancak Türk diline, tarihte eşine rastlanmamış bir suikastın yapıldığını belirtir. Ona göre, dil ecdadın ortak mülküdür ve hiçbir hükûmet ya da güç bu ortak mülke müdahalede bulunamaz, tasarrufta bulunamaz; daha açıkçası bir dilci yeni bir dil icat edemez. Başgil, dilin, milletin ortak malı olduğunu, bu ortak mala hükûmetin müdahale etme yetkisinin bulunmadığını, kimsenin keyfî bir biçimde halkı kendi önerdiği kelimeleri kullanmaya zorlanamayacağını belirtiyor.
Bunun yanı sıra…
Türkiye’de milli kültürün gelişimine ve özgürlük anlayışının yayılmasına önemli katkı sağlayan Başgil, yurt dışında da ülkemizi, başarıyla temsil etmiştir. Hatay’ın Türkiye topraklarına katılması için, 1937 yılının baharında Cenevre’de toplanan Milletler Cemiyeti Komisyonu’nda, Türk heyetinin Hukuk Müşavirliği’ni yapmış, 1942’de Beynelmilel İdari İlimler Akademisi’nin Berlin Kongresi’nde Türkiye’yi temsil etmiştir. 1952’de, Pakistan’ın Karaçi kentinde toplanan Umum İslam Kongresi’nde 1959’da Ürdün Kudüs’te toplanan Umum İslam Kongresi’nde ve 1959’da Wiesbaden’de toplanan Hukukçular Kongresi’nde de Türkiye’yi temsil etmiştir.
Ali Fuad Başgil’in karakter yapısının en temel özellikleri hürriyet, dürüstlük ve hakkaniyet olarak özetlenebilir. Hürriyet düşünceyi geliştirir, dürüstlük ahlâkiliği besler ve hakkaniyet ise hukuku doğurur. Bu üç özellik felsefe, ahlak ve hukuk ilimlerinin konusu olarak tarih boyunca önemini korumuş ve bugün de değerini korumaya devam etmektedir. Çünkü bu üç ilim yaşamın üç boyutunu teşkil etmektedir. Yüksek ideale sahip şahsiyetler bu üç boyutun dengeli ve hakiki bir şekilde bireysel ve sosyal yaşama aktarılmasını hedeflerler ve bunun için her şeylerini feda ederler.
Bu tür şahsiyetleri incelemek Anadolu topraklarında yeniden inşa etmeyi planladığımız bize özgü medeniyetin kurulması açısından önem arz eder. Çünkü geçmişte medeniyetler çok boyutlu düşünce ve eylem planları üreten şahsiyetlerin yönlendirmeleriyle kurulmuş ve bugün de yine aynı vizyona ve misyona sahip kişiler tarafından kurulacaktır. Bu anlamda ulaşılabilecek en ideal duygu ve düşünceleri, tutum ve davranışları gündeme getirmek, bunun önündeki engelleri aşmak için azami gayret göstermek ve bu gayreti gösteren şahsiyetleri bütün yönleriyle güncellemek gerekmektedir.
Ali Fuad Başgil’i anmak ve anlamanın özetini ise kendisinin cenazesi ile ilgili vasiyetinden örnekle sunmak isterim.
Ali Fuat Başgil’in cenazesiyle ilgili vasiyeti, bu değerli insanın, alçak gönüllü, müstesna bir kişi ve dini duyarlılığa sahip olduğu konusunda önemli ipuçları vermektedir. Cenaze merasimlerinin kutlama ve seramoniye dönüştüğü günümüzde, Başgil’in vasiyeti, bu örnek insanın, yüzünü islam medeniyetinden başka bir yöne çevirmediğini kanıtlamaktadır. İzninizle, Başgil’in vasiyetinden birkaç madde sıralamak istiyorum: 1-Tabutuma bir takım ağır kumaşlar üzerinde sırma işlemeli mukaddes kelimeler ve ayetler örtmeyiniz. Hakir bir bez parçası yeter. 2-Cenazeme top arabası gelecek olursa, onu vatan vazifesine iade ediniz. Çelenkleri kanalizasyon çukuruna atınız. 3-Olur da cambazhane kadrosu kılıklı şehir bandosu önümde gavur çığlıkları koparmaya kalkarsa, kendilerini başka kapıya diye kovunuz. 4-Namazıma duracak olanların dışında hiç kimse cenazemde yer almasın. 5-Uzaktan ve yakından sadece Fatiha ve Kur’an a muhtaç olduğumu biliniz. 6-Müslümanlardan üzerimdeki haklarını helal etmelerini dileyiniz.
Ali Fuad Başgil, doğruluğu ve nezaketi yanında engin kültürü sayesinde, her yerde kabul görmüş bir kişiliğe sahiptir. Kendi kültürünü unutmadan, Batı kültürünü iyice kavrayarak, iki kültürü mezcetmiş, çok yönlü kişiliği ve engin bilgisiyle toplumu aydınlatmaya çalışmıştır. Başgil Hoca tam anlamıyla istikrar adamıdır. Dünya ve ahiret hayatının inşası için çalışmış, manevi değerlere önem vermiştir. Fikri namusa sahiptir. İnsanların her ne şartla olursa olsun, hür olması taraftarıdır. Başgil, demokrasiyi, en ideal rejim olarak görmüş, demokrasinin terbiye meselesi olduğuna inanmıştır. Başgil, tek ses ve tek parti anlayışına karşı çıkmış, her zaman çoğulculuk fikrini savunmuştur. İnsan hak ve özgürlükleri açısından büyük gayret göstermiş,
Başgil Hoca, milletini seven, bu uğurda her türlü fedakarlığı gösteren bir kişiliğe sahiptir. İnsan egosunu dizginleyen, manevi görüşleriyle de topluma yol göstermiştir. Eğitim hususunda gençlerle ilgilenmiş, bu konuda eşsiz tavsiyelerde bulunmuştur. İktidarlara dalkavukluk yapmamış, doğru bildiklerini söylemekten çekinmemiş, zülüm karşısında susmamıştır. Yaşadığı dönemde, kendisine hak ettiği değer verilmese de Başgil Hoca, son nefesine kadar milleti için çalışmış, yeni ve orijinal fikirlerini gelecek nesillere bırakarak hayata gözlerini yummuştur. Ruhu şad olsun.
Muharrem DEĞİRMEN / 18 Ekim 2022 Orhangazi-Bursa





