
Köşe Yazısı
Dutluca’nın Yitik Hayali

Her köyün bir hikâyesi vardır. Kimi köyler hikâyesini topraktan biçer, kimisi zeytin dalından, kimisi de çocukların kurduğu tahta kale direklerinden… Dutluca’nın hikâyesi işte tam da böyle başladı. Bir avuç çocuğun umutla kazdığı toprak, diktiği kuru dallar, aralarına gerdiği ip… O sahada ayakkabılar çamura bulandı, dizler yara oldu, düşüle kalka kardeşlik büyüdü. Dutluca Köyü’nün futbol sahası sadece bir çayır değildi; köyün onuruydu, gençlerin nefesiydi.
Ve bu hikâyeye bir adam imza attı: Mustafa Demirel. Bursa futbolunun “Hocaların Hocası”... Gençlerin ayağı topa değsin diye yıllarını veren, çamurda maç yöneten, yetmediğinde çim biçen, kale direği diken, kireçle saha çizen adam. Dutluca’nın çayırını imeceyle sahaya çeviren, Bursa Valisi Nihat Canpolat’ın kapısını aşındırıp köyün toprak sahasını modern bir stada çevirten adam. Bugün Bursaspor’a, milli takıma, Türkiye futboluna nice yeteneklerin ilk terini döktüğü o saha, onun ömründen kopardığı zamandır.
Bir zamanlar 5 köy takımıyla başlayan, göl manzarasına karşı hafta sonları yüzlerce insanı bir araya getiren turnuvalar… Soyunma odaları, duşlar, yönetici ve hakem odaları, nizami çizgileri, fileli kaleleri, tribünleri… Dutluca Köyü Stadyumu, sadece bir saha değil, Anadolu köylerinde “spora inanç” kavramının canlı kanıtıydı.
Ama ne oldu? Bugün Dutluca’dan geçin, o sahada ne bir kale direği kalmış, ne çizgi… Ne çocuk gülüşü, ne gençlerin ayak sesi… Dutluca’nın çayırı, imeceyle stad olan o umut tarlası şimdi bir buğday tarlası. Üstelik göz göre göre! Ve asıl hesap burada başlıyor.
Tüm bunlar olurken Dutluca’nın muhtarı ne iş yaptı? O sahanın otlar arasında kaybolmasına kaç kez “Dur!” dedi? Kaç kez Orhangazi Belediyesi’nin kapısını çaldı? Kaç kez, “Bu köyün onuru orası, gençlerin ekmeği orası, kapına geldik” diye ses yükseltti? Yoksa sustu mu? Bir muhtar sadece düğünde şeker, cenazede helva dağıtarak muhtar olmaz. Mahallesinin sahasına, okuluna, yoluna, geleceğine de sahip çıkar. Dutluca muhtarının bu ayıptaki sessiz payı, en az belediye kadar büyüktür.
Gelelim Orhangazi Belediyesi’ne… Daha doğrusu şu anki başkanı Bekir Aydın’a ve onun “gençlik masalı” anlatan yönetimine… Seçim meydanlarında gençlik için spor yatırımlarından söz eden, afişlere “Gençler bizim geleceğimiz” yazdıran, mikrofon başında umut pazarlayan bu yönetim, iş icraata gelince neredeydi? Dutluca’nın tribünleri çürürken, kale direkleri paslanırken, çim sahası başak tarlasına dönüşürken hangi projeyi devreye soktunuz? Kaç kez bu köyün kapısını çaldınız? Kaç kez Mustafa Demirel’in emeğine sahip çıktınız?
Hiç! Çünkü sizin için Dutluca sıradan bir mahalle, sahası da gereksiz bir yükten ibaret. Sahada maç oynanmazsa sorumluluk azalır, çim bakımı gerekmez, kimse başınızı ağrıtmaz. Ne güzel değil mi? Ama öyle değil işte! Çünkü bir köyün sahası, köyün onurudur! Dutluca Stadyumu, sadece kale direği ve çizgiden ibaret değildir. O saha, köyün geçmişidir, çocuklarının geleceğidir, mahalleler arası barışın, kardeşliğin, imecenin simgesidir.
Bekir Aydın! Siz bu köyün stadına sırt dönerek sadece toprağı değil, bu halkın inancını da çürüttünüz. Fotoğraf karesinde boy göstermek, sosyal medyada ‘spor kenti Orhangazi’ diye nutuk atmak kolay. Ama gerçek spor kenti olmak, Dutluca gibi bir değeri bu hale getirmemekle başlar. Şimdi o kale direklerinin yerinde buğday başakları var. Tribünlerin yerinde otlar, çürüyen demirler, paslı teller var. Ve bir de sizin vurdumduymazlığınız!
Bu köyün gençleri bugün yine hayal kuruyor. Ama o hayallerin çürüyen tribünlerden nasıl yükseleceğini siz hiç düşündünüz mü? Belli ki düşünmediniz! Çünkü sizin yönetim anlayışınızda gençlik, seçim zamanı hatırlanan bir oy deposundan ibaret. Size soruyorum: Yıkılan fileler, otlarla kaplı çizgiler, paslanan direkler size ne anlatıyor? Yoksa hiç oralı bile olmadınız mı?
Ve şunu herkes bilsin: Bu köy bu utancı unutmaz! Bugün Dutluca sahasında başak sallanıyorsa, yarın o başakların rüzgârında çürüyen hayallerin feryadı yükselecek. Hiçbir makyajlı proje, hiçbir parlatılmış basın bülteni, bu sahipsizliğin üstünü örtmeye yetmez.
Bugün o sahada bir kale direği yoksa, Mustafa Demirel’in yıllarını verdiği emeğe sahip çıkılmadıysa, bu ayıp sadece yönetenlere değil, sessiz kalan herkese yazılır. Dutluca bir gün mutlaka o sahayı geri alacak. Bir gün yine çocukların çamura battığı, kale direklerinin fileyle buluştuğu, tribünlerin tezahüratla çınladığı günler gelecek. Ama o güne kadar Bekir Aydın ve yönetimi, Dutluca’nın kaybolan umudunun vebalini taşımaktan kaçamayacak!
Helal et hakkını Hocaların Hocası Mustafa Demirel…
Senin elinle kurduğun kale direkleri, bu topraklarda yine yükselene kadar bu köy susmayacak!
Ve o gün geldiğinde bu sahipsizliğin hesabını unutturmayacak!





