
Köşe Yazısı
İznik Örnek, Orhangazi İbret!

Bir ilçeyi ayağa kaldırmak için büyük bütçelere değil, sağlam bir akla, net bir vizyona ve o vizyonu sahaya yansıtacak güçlü bir iradeye ihtiyaç vardır. Yerel yönetimde başarının ölçüsü ne yapılan bahanelerin sayısıdır ne de sürekli tekrarlanan mağduriyet söylemleridir. Başarı, dönüp geriye bakıldığında şehirde kalan izlerle, hayata dokunan kalıcı sonuçlarla ölçülür. Bugün İznik ile Orhangazi’yi yan yana koyduğunuzda ortaya çıkan tablo, bu gerçeğin canlı ve inkâr edilemez bir fotoğrafıdır.
İznik, gelir bakımından Orhangazi’nin çok gerisinde olan bir ilçedir. Nüfusu daha azdır, sanayi geliri sınırlıdır, belediye bütçesi dardır. Buna rağmen İznik bugün Marmara Bölgesi’nde adı tarih, kültür, turizm, spor ve uluslararası tanıtımla birlikte anılan bir merkez hâline gelmiştir. Bu dönüşüm kendiliğinden olmamıştır. Bu dönüşüm, Kağan Mehmet Usta’nın belediyeciliği bir koltuk işi olarak değil, bir şehir kurma ve geleceği inşa etme sorumluluğu olarak ele almasının sonucudur.
Kağan Mehmet Usta İznik’te yönetimi devraldığında elinde mucize bir bütçe yoktu. Ama elinde net bir yol haritası vardı. Neyi, ne zaman, hangi öncelikle yapacağını bilen bir yönetim anlayışıyla hareket etti. İznik’in tarihsel kimliği yalnızca nostaljik bir anlatı olarak bırakılmadı; bu kimlik planlı biçimde turizme, ekonomiye ve kültürel yaşama entegre edildi. İznik surları ve çevresi kaderine terk edilmedi, göl çevresi günübirlik ve keyfi düzenlemelerle değil, uzun vadeli planlarla ele alındı. Çini ve seramik geleneği sadece geçmişin bir hatırası olarak değil, bugünün üretim ve tanıtım aracı olarak yeniden konumlandırıldı. Panayır geleneğinin yıllar sonra ayağa kaldırılması, nostalji olsun diye değil; İznik esnafını ve yerel üreticiyi canlandıran bilinçli bir ekonomik hamle olarak hayata geçirildi.
İznik’te kültür ve sanat etkinlikleri rastgele değil, belirli bir takvim ve süreklilik anlayışıyla yürütüldü. Tarih bir vitrin süsü gibi kullanılmadı; yaşayan, üreten, şehre değer katan bir unsur hâline getirildi. Kültürel miras unsurları plansız bırakılmadı; her biri turizmle, esnafla, üretimle ilişkilendirildi. İznik, kendi kimliğini yeniden inşa etti.
Spor alanında yapılanlar da aynı ciddiyetin ürünüdür. İznik’te gençlik ve spor, bir görünürlük aracı olarak değil, sosyal politika unsuru olarak ele alındı. Gençleri oyalayan değil, geliştiren alanlar oluşturuldu. Kulüpler yalnız bırakılmadı, tesisler iyileştirildi, organizasyonlar bir bütünün parçası hâline getirildi. İznik’in adı ulusal ve uluslararası platformlarda anılmaya başladıysa, bu durum kendiliğinden olmadı. Belediye başkanının kapı kapı dolaşarak temas kurmasının, proje üretmesinin ve ısrarcı olmasının sonucunda gerçekleşti. İznik’te “param yok” bahanesi hiçbir zaman ana söylem olmadı. Çünkü İznik’te mesele para değil, öncelikti.
Şimdi bu tabloyu Orhangazi ile yan yana koymak gerekir.
Orhangazi, İznik’ten çok daha fazla gelire sahip bir ilçedir. Nüfusu daha fazladır, sanayisi güçlüdür, belediyenin elinde yıllar içinde oluşmuş ciddi bir taşınmaz varlığı vardır. Normal şartlarda Orhangazi’nin bölgesel ölçekte bir lokomotif olması gerekirken bugün Orhangazi neyle anılmaktadır? Satılan arsalarla. Elden çıkarılan mülklerle. Sürekli tekrar edilen borç söylemleriyle. Buna rağmen şehirde kalıcı, bütüncül, geleceğe dönük tek bir büyük proje gösterilememektedir.
Orhangazi’de yıllardır konuşulan trafik sorunu neden çözülememiştir? Şehir içi ulaşım neden hâlâ kilitlenmektedir? Gençler için neden nitelikli sosyal alanlar üretilememiştir? Tarım ve sanayi dengesini koruyan, üreticiyi merkeze alan bir belediye politikası neden hayata geçirilememiştir? Belediyeye ait değerler satılırken bu satışların Orhangazi’nin yaşam kalitesine somut karşılığı neden görünmemektedir? Bu soruların hiçbirine kamuoyunu tatmin edecek net cevaplar verilememektedir.
Bu noktada fark netleşmektedir. İznik’te başkan şehir adına konuşur; Orhangazi’de başkan sürekli kendini anlatır. İznik’te çözüm üretilir; Orhangazi’de savunma yapılır. İznik’te plan vardır; Orhangazi’de mazeret. İznik’te takvim vardır; Orhangazi’de günlük polemik. Belediyecilik sürekli açıklama yaparak değil, sonuç üreterek yapılır.
Belediyecilik yağla, tatlıyla, gösterişli sofralarla, fantezi siyasetle yapılmaz. Belediyecilik tansiyonunun neden çıktığını anlatmakla değil, şehrin neden ilerlemediğini sorgulamakla yapılır. Bu kafa ile, bu yönetim anlayışıyla tansiyonun daha çok çıkar Bekir Bey. Çünkü sorun sağlık değil, sorumluluktur.
Bir diğer hayati fark ise yönetim çevresidir. Bir belediye başkanının başarısını belirleyen sadece kendi iradesi değildir; etrafını kimlerle çevirdiği de en az onun kadar önemlidir. İznik’te belediye başkanının etrafı yük değil, katkıdır. Kurumsal aklı besleyen, tartışma değil çözüm üreten bir yapı vardır. Orhangazi’de ise kamuoyunda adı sürekli şaibelerle, akçeli iş iddialarıyla anılan isimlerle kurulan ilişkiler dikkat çekmektedir. Senin yanında adı bu iddialarla anılan düşmanın Şenol Kaya olduğu sürece ne siyasi huzur olur ne de sağlıklı bir yönetim iklimi kurulur. Böyle bir yükle yürüyen bir belediye başkanının rahat etmesi mümkün değildir. Bu tür ilişkiler belediyeyi de başkanı da aşağı çeker.
Kağan Mehmet Usta’nın farkı tam olarak burada ortaya çıkar. O, belediye başkanlığını kişisel polemik alanı olarak değil, kurumsal sorumluluk alanı olarak görmektedir. İznik’te yapılanlar bir kişinin reklamı değil, bir şehrin yeniden inşasıdır. Orhangazi’de yaşananlar ise bir şehrin nasıl savrulduğunun, nasıl tüketildiğinin ve nasıl yerinde saydığının özetidir.
Bu yazı bir hakaret yazısı değildir. Bu yazı bir övgü yazısı da değildir. Bu yazı bir belediyecilik muhasebesidir. İznik örneği ortadadır ve somuttur. Orhangazi örneği de ortadadır ve ibretliktir. Aradaki fark bütçe değildir. Aradaki fark kader değildir. Aradaki fark şans hiç değildir. Aradaki fark vizyonla beceriksizliğin, planla savrukluğun, iradeyle mazeretin farkıdır.
Nasıl başarıyorsun Kağan Başkan? Bu soruyu sormak artık bir nezaket cümlesi değil, bir yönetim muhasebesinin başlangıç noktasıdır. Çünkü aynı coğrafyada, aynı Marmara Bölgesi’nde, benzer idari mevzuatla yönetilen iki ilçe arasında bu kadar derin bir fark oluşuyorsa, burada tesadüften değil, zihniyet farkından söz etmek gerekir. İznik Belediyesi’nin geliri Orhangazi Belediyesi’nin gelirinin çok çok altında olmasına rağmen İznik bugün tarih, kültür, spor, turizm ve uluslararası tanıtım başlıklarında Marmara Bölgesi’nin parlayan yıldızı hâline gelmişse, bu başarının sırrı bütçede değil, belediye başkanının kafasının nasıl çalıştığındadır.
Bu nedenle soruyu bir kez daha sormak gerekiyor: Nasıl başarıyorsun Kağan Başkan? Ve bu sırrı, belediye başkanlığı nasıl olunur meselesini, öz kuzenin ve akraban olan Orhangazi Belediye Başkanı Bekir Aydın’a da öğretmek gerekmiyor mu? Çünkü şehirler kaderiyle değil, yöneticisiyle anılır. İznik bunu başardı. Orhangazi ise hâlâ kaybettiklerini saymakla meşguldür.





