
Köşe Yazısı
KONGRESİ YOK, YETKİSİ YOK, PROJESİ VAR!
Orhangazi Belediyesi Haziran ayı içerisinde olağanüstü meclis toplantısı gerçekleştirdi. Gündem maddesi ise Avrupa Birliği tarafından finanse edilen ENHANCER PRO Yerel Ortak Kullanım Tesisi Hibe Programı kapsamında Belediye Başkanı Bekir Aydın'a yetki verilmesiydi. Projenin içeriğine bakıldığında gençlerin, kadınların, girişimci adaylarının desteklenmesi, teknoloji odaklı üretim altyapılarının kurulması, 3 boyutlu yazıcılar ve çeşitli ekipmanların ilçeye kazandırılması gibi son derece değerli hedefler yer alıyor. İlçeye yaklaşık 180 bin Avro civarında dış kaynak kazandırılması ihtimali de elbette küçümsenecek bir gelişme değildir.
Bunu açıkça ifade edelim.
Orhangazi'ye yatırım gelmesine, hibe gelmesine, dış kaynak gelmesine, gençlerin ve kadınların desteklenmesine kimsenin itirazı olamaz. Belediye yönetiminin bu yöndeki çalışmalarını da takdir etmek gerekir. Ancak burada asıl mesele proje değildir. Asıl mesele bu projenin hangi hukuki zemin üzerinde hazırlandığıdır. Asıl mesele, kamuoyunda bu projenin hazırlanmasında etkin rol aldığı konuşulan Orhangazi Kent Konseyi'nin hukuki durumudur.
Çünkü bugün Orhangazi'de cevap bekleyen çok önemli bir soru vardır.
Hukuku yok sayan, kendi seçimlerini yapmayan, kendi meşruiyetini tartışmalı hale getiren bir Kent Konseyi hangi sıfatla proje hazırlamaktadır?
Bu soru artık görmezden gelinemez.
Orhangazi Kent Konseyi'nin son seçimli genel kurulunun 2021 yılında yapıldığı bilinmektedir. Aradan yaklaşık beş yıl geçmiş olmasına rağmen yeni kongre yapılmamıştır. Yeni yönetim seçilmemiştir. Demokratik temsil yenilenmemiştir. Kamuoyuna tatmin edici bir açıklama yapılmamıştır. Daha da vahimi, bu olağan dışı durum sanki normalmiş gibi gösterilmeye çalışılmıştır.
Oysa burada sıradan bir gecikmeden söz etmiyoruz.
Burada doğrudan doğruya hukukun ve yönetmeliklerin yok sayılmasından söz ediyoruz.
Kent konseyleri keyfi yapılar değildir. Kanunlardan ve yönetmeliklerden güç alan yapılardır. Nasıl ki bir dernek yıllarca kongre yapmadan faaliyet gösteremezse, nasıl ki bir kooperatif seçim yapmadan yönetilemezse, nasıl ki bir oda veya birlik süresiz şekilde aynı yönetimle devam edemezse, kent konseyleri için de aynı kurallar geçerlidir.
Peki Orhangazi'de neden farklı bir uygulama vardır?
Neden yıllardır kongre yapılmamaktadır?
Bu sorunun cevabını bugüne kadar kimse vermemiştir.
Ortada çok ciddi bir çelişki bulunmaktadır.
Bir tarafta seçim yapılmayan bir Kent Konseyi vardır.
Diğer tarafta ise proje yazan, toplantılara katılan, çeşitli faaliyetlerde bulunan, kamu adına konuşan ve yetki kullanıyormuş gibi hareket eden bir yapı bulunmaktadır.
Peki hangi yetkiyle?
Hangi meşruiyetle?
Hangi hukuki dayanakla?
Bu soruların cevabı verilmeden yapılan her faaliyet tartışmalıdır.
Daha da dikkat çekici olan ise kamuoyunda konuşulan iddialardır.
Projeye ilişkin çeşitli çevrelerden gelen bilgilerde, Kent Konseyi'nin hazırlık aşamasında yer aldığı, proje çalışmalarına katkı sunduğu, hatta proje üretim süreçlerinde aktif rol üstlendiği ileri sürülmektedir.
Eğer bu doğru değilse çıkılır açıklama yapılır.
Eğer doğruysa çok daha büyük bir sorun vardır.
Çünkü hukuki meşruiyeti tartışmalı hale gelmiş bir yapının proje hazırlaması, proje ortağı gibi davranması, kamu kaynaklarının planlanmasında rol üstlenmesi son derece ciddi bir konudur.
İşin daha ilginç tarafı ise Kent Konseyi'nin adı konusunda yaşanan sessizliktir.
Eğer Kent Konseyi bu işin içinde değilse bunu açıklayın.
Eğer içindeyse neden adı açık açık söylenmiyor?
Neden resmi açıklamalarda özellikle geri planda tutuluyor?
Neden kamuoyu bu konuda bilgilendirilmiyor?
Çünkü herkesin bildiği bir gerçek vardır.
Bugün Orhangazi Kent Konseyi'nin varlığı fiilen sürmektedir ancak hukuki meşruiyeti ciddi şekilde tartışılmaktadır.
İşte tam da bu nedenle kamuoyunun karşısına çıkıp açık ve net konuşulmamaktadır.
Asıl tehlike ise burada başlamaktadır.
Çünkü hukuk bazen bir kez delinmez.
Önce esnetilir.
Sonra görmezden gelinir.
Sonra alışkanlık haline gelir.
Ardından da normalleştirilir.
Bugün seçim yapılmamasını normal görenler, yarın başka kuralların da uygulanmamasını normal görmeye başlayacaktır.
Devlet düzeni böyle bozulur.
Kurumsal yapı böyle çürür.
Hukuk böyle aşındırılır.
Orhangazi'nin bugün ihtiyacı olan şey yeni projeler kadar hukuka bağlılıktır.
Yeni hibeler kadar şeffaflıktır.
Yeni yatırımlar kadar hesap verebilirliktir.
Kimse hukuku çiğneyerek kamu yararı ürettiğini iddia edemez.
Çünkü hukuk çiğnenerek yapılan işlerin sonu mutlaka başka sorunlara çıkar.
Bu nedenle başta Bursa Valiliği olmak üzere ilgili kurumlar, Orhangazi Kaymakamlığı ve Orhangazi Belediyesi kamuoyunu aydınlatmak zorundadır.
Orhangazi Kent Konseyi'nin kongresi neden yapılmamaktadır?
Bu gecikmenin sorumlusu kimdir?
Sürecin önündeki engel nedir?
Bu engel neden kamuoyuna açıklanmamaktadır?
Gemlik Kent Konseyi kongresini yapıp yeni yönetimini oluştururken Orhangazi neden hâlâ aynı noktada durmaktadır?
Mevcut yönetim hangi hukuki yetkiyle faaliyetlerini sürdürmektedir?
Ve en önemlisi;
Kongresini yapmayan, hukuki meşruiyeti tartışmalı hale gelen bir Kent Konseyi hangi yetkiyle proje yazmakta, hangi yetkiyle kamu adına hareket etmekte ve hangi yetkiyle Orhangazi adına söz söylemektedir?
Bu sorular artık cevapsız bırakılamaz.
Çünkü mesele bir proje meselesi değildir.
Mesele bir hibe meselesi değildir.
Mesele Orhangazi'de hukukun üstün olup olmadığı meselesidir.
Hiç kimse, hiçbir makam, hiçbir kurul ve hiçbir yapı hukukun üstünde değildir.
Kent Konseyi de değildir.
Ve son söz Kent Konseyi'nin bağımsız ve tarafsız çalışabilmesi için Belediyenin maaşlı memuru olmaması gerekir.
Streç film ile ilgili olmaması gerekir.






