
Köşe Yazısı
ORHANGAZİ’NİN PART TİME SİYASETÇİLERİ

Bazen bir cümle her şeyi anlatır. Önceki akşam, değerli dostum MHP Orhangazi İlçe Başkanı Halil Bozoğlu ile sohbet ederken söylediği iki kelime, yıllardır dilimizde dolanan şikâyetlerin, kırgınlıkların, memnuniyetsizliklerin tam özeti oldu: “Part time siyaset.”
Ne kadar doğru… Bu memleketin, bu ilçenin üzerine çöken sessizlik perdesinin altında da tam olarak bu zihniyet yatıyor. Seçimden seçime ortaya çıkan, seçimden seçime vatandaşla göz göze gelen, seçimden seçime mahalle mahalle gezen ama geri kalan zamanlarda ortada görünmeyen, bir esnafın kapısını çalmayı, bir gencin derdini dinlemeyi angarya sayan, aslında tam zamanlı sorumluluğunu part time ruhla yapan bir siyasetçi profili…
Orhangazi küçük yer. Kim ne yapıyor, kimin hangi gün hangi dükkâna uğradığı, kimin ne zaman mahallede göründüğü üç beş kişiye değil, bütün ilçeye malum olur. O yüzden kimse kimseyi kandıramaz. Seçim dönemi elinde çanta, boynunda atkı, kapı kapı gezen ama seçim bitince tabelalı makamından dışarı çıkmayan o “mevsimlik siyasetçiler” bu halkın hafızasında her daim yer eder.
Siyaset Kısa Mesai İşi Değildir
Siyaset tam zamanlıdır. Hele ki yerel siyaset… Büyük şehirlerde vitrin başka, sahne başka olabilir. Dosya üzerinde iş yürütmek, Ankara koridorlarında dolaşmak bazen yeterli zannedilebilir. Ama Orhangazi gibi bir yerde siyasetçi esnafla bir, çiftçiyle bir, işçiyle bir, işsizle bir olmak zorundadır. Seçim dönemi afiş asmakla, araç konvoylarıyla, kahvehane kahvehane gezip vaat saçmakla bu iş bitmez. Asıl mesele seçim bittikten sonradır: O vaatleri takip edecek misin? O insanları bir daha arayıp soracak mısın?
Gelin görün ki ne yazık ki Orhangazi’de yıllardır bu kültür hâkim değil. Birkaç istisna dışında, siyaseti kariyer basamağı, tabela süsü, koltuk tapusu görenler hep ağır bastı. Partiler değişti, adaylar değişti, koltuklar değişti ama bu “part time siyasetçi” tipi değişmedi.
Seçimde Sırça Köşk, Sonra Yine Suskunluk
Hadi gelin biraz gerçek konuşalım. Seçim döneminde kendi partisinin dışındaki ilçe başkanına selamı dahi esirgeyen, yolunu değiştiren, aynı masaya oturmayı zul görenler, seçim bittiğinde sanki o kibirli hali kendileri yaşamamış gibi güya dostane selam verir, hatır sorar. Peki vatandaş bunu unutuyor mu? Unutmuyor. Sadece “Bize ne faydan var?” diye soruyor. Çünkü Orhangazi’nin gençleri işsizlikle boğuşurken, köylüsü maliyet hesabından başını kaldıramazken, emeklisi yoksullukla pençeleşirken bu siyasetçilerin çoğu sadece afiş zamanı hatırlanıyor.
O yüzden Bozoğlu’nun o güzel tabiri yerini buluyor: Part time siyaset. Yani kendi işine tam mesai, memlekete yarım mesai… Günü gelince de “Biz olmasak kim yapacak?” nutukları. Halbuki mesele “Kim olmasa ne değişecek?” sorusunun cevabıdır.
Bugün Orhangazi’de gençlerin siyasete inancı zayıfsa, yeni yüzler çıkmıyorsa, her seçim dönemi aynı yüzler, aynı kalıplar, aynı ezber cümlelerle karşımıza geliyorsa bu tam da bu yüzden. Çünkü halkın karşısına part time çıkan, seçimden sonra kendi odasına kapanan, sosyal medyada birkaç fotoğraf paylaşmakla var olduğunu zanneden bu tip siyasetçiler halkın gözünde umut değil, bıkkınlık yaratıyor.
Bir mahalle muhtarını aylarca aramayan, bir köy kahvesine uğramayan, esnafın kapısına sadece pankart için giden bir siyasetçinin bu ilçeye vereceği ne olabilir? Koca bir hiç…
Bazen siyasetçinin yapabileceği bir şey yoktur. Dosya yetişmez, ödenek çıkmaz, proje onaylanmaz. Olabilir. Ama vatandaş bunu anlar. Ne anlamaz biliyor musunuz? Kapısını çalmayanı anlamaz. Halini hatırını sormayanı anlamaz. Mecliste bir tek kelime Orhangazi’nin adını anmayanı anlamaz. Onca yıl koltuğunda oturup, eline mikrofon geçince “Hepimiz Orhangazi için” diyenin samimiyetine inanmaz.
Halil Bozoğlu belki bir cümle söyledi ama bu cümle bütün partilere, bütün siyasetçilere bir aynadır. Kimse üzerine alınmasın demeye gerek yok, herkes üstüne alınsın. Orhangazi küçük yer; kimin part time, kimin tam zamanlı siyaset yaptığı sokakta belli.
Orhangazi’de siyaset dendiğinde çoğu zaman akla gelen manzara belli: Seçimden seçime nöbet tutan adaylar, parti tabelası var diye kendini muhalefet zanneden ama esnafın, çiftçinin, vatandaşın derdiyle ilgilenmeyen sözde muhalefet ilçe başkanları… Bu ilçede muhalefet yapmak, milletin avukatı olmak, yanlışın karşısına dikilmek, salon toplantılarında yapılan göstermelik basın açıklamalarından ibaret zannediliyor. Oysa tam tersine, Orhangazi’de adı muhalefet olan pek çok kişi, gerçekte iktidarı bile bu kadar sorgulamıyor.
İşte bu noktada MHP Orhangazi İlçe Başkanı Halil Bozoğlu’nun duruşu, tam da bu ezberi bozuyor. Halil Bozoğlu, Cumhur İttifakı’nın mensubu bir partiye bağlı olmasına rağmen ne belediye meclisinde susuyor ne sokakta geri duruyor. Gerek belediye meclisinde verdirdiği önergeler gerekse basına yaptığı samimi ve açık açıklamalarla, aslında muhalefet denen sorumluluğun ne anlama geldiğini herkese gösteriyor. Çünkü muhalefet, sadece iktidara zıt durmak değildir; yanlış gördüğünü söylemek, eksik gördüğünü tamamlatmak, sessiz kalmamak demektir.
Düşünün ki Halil Bozoğlu, meclis kürsüsünde bazen kendi ittifakının yönetimindeki belediyeye bile açık açık eleştirilerini sıralayabiliyor. Çünkü bilir ki koltuklar gelip geçer, asıl kalıcı olan halka karşı verilen söz ve sorumluluktur. O yüzden Bozoğlu’nun yaptığı tam olarak budur: Sessiz kalmamak, susmamak, tribüne oynamadan milletin menfaatini gözetmek. Bu yüzden onun tavrı gerçek muhalefet örneğidir ve bu ilçede nice tabela muhalefetçisine ders niteliğindedir.
Kısacası, Orhangazi’de muhalefet yapıyoruz diye ortalıkta dolaşan nöbetçi siyasetçiler bir yana, Halil Bozoğlu’nun yaptığı muhalefet bir yana. Partisinin Cumhur İttifakı’nda olmasına rağmen her yanlışı dile getiren, her doğruyu savunan bir ilçe başkanı profili, bu ilçeye siyaset dersi verir nitelikte. Bu yüzden Orhangazi halkı kimin gerçekten memleketin hakkını savunduğunu, kimin sadece seçim afişinde boy gösterdiğini gayet iyi biliyor. Zaten mesele de tam olarak budur: Siyaset part time değil, tam zamanlı sorumluluktur.
Ben de diyorum ki: Artık bu ilçenin tam zamanlı derdi var, tam zamanlı sorunları var. Yarım mesaiyle değil, tam mesaiyle siyaset yapılmalı. Kim ki “Ben bu ilçenin evladıyım” diyor, o koltuğun hakkını tam verecek. Vermeyene de bu millet ilk sandıkta part time biletini kesecek.
İşte Orhangazi’nin seçimden seçime hatırlanan ama geri kalan 5 yıl unutulan sahipsizliğinin kısa özeti… Ve hatırlatması: Siyaset part time iş değildir. Bu halk, tam zamanlı hizmet ister.





