2022’DE GELECEK OKUNDU 2026’DA NEDEN HÂLÂ BAŞLANMADI?

Dünya ticaretinde taşımacılık anlayışı köklü bir yeniden yapılanma sürecine girmiş durumda. Yükü sadece hareket ettiren değil, onu doğru zamanda, doğru hat üzerinden ve minimum maliyetle yöneten sistemler öne çıkıyor. Demiryolu, liman ve karayolunun entegre edildiği çok modlu yapı artık bir tercih değil, zorunluluk olarak kabul ediliyor. Bu yeni düzende rekabet, araç sayısıyla değil; kurulan sistemin verimliliğiyle ölçülüyor.
Orhangazi açısından dikkat çekici olan ise bu dönüşümün aslında yıllar önce öngörülmüş olmasıdır. 2022 yılında yapılan kongrede dönemin kooperatif başkanı Beytullah Güneş, klasik taşımacılıkla sürdürülebilir bir gelecek kurulamayacağını açık biçimde ortaya koymuştu. Demiryolu entegrasyonu, çok modlu taşımacılık ve lojistik merkez hedefi o gün için bir vizyon olarak ifade edilmişti. Ancak aradan geçen dört yıla rağmen bu vizyonun sahada somut bir karşılık bulamaması, plan ile uygulama arasındaki kopukluğu gözler önüne seriyor. 2026’ya gelinmişken hâlâ başlangıç aşamasına dahi geçilememiş olması, artık sorgulanması gereken bir gecikmedir.
Bugün gelinen noktada Orhangazi’nin lojistik potansiyeli inkâr edilemez; ancak bu potansiyelin sistemli bir modele dönüşemediği de ortadadır. Taşıyıcılar hâlâ büyük ölçüde alışılmış yöntemlerle yol alırken, dünya yükü raylara ve entegre hatlara kaydırıyor. Bu tablo, ilçenin rekabet gücünü zayıflatma riskini beraberinde getiriyor. Sorulması gereken soru nettir: Yıllar önce dile getirilen dönüşüm neden hayata geçirilmedi ve bundan sonra ne yapılacak? Çünkü lojistikte kurulan yeni düzende gecikenler, sadece geride kalmaz; tamamen oyun dışına itilir.
HEP SİYASİLERDE Mİ SORUN, YA STK’LAR?
Orhangazi’de yaşanan her sorunun faturası alışkanlık gereği siyasilere kesiliyor. Elbette yerel yönetimlerin ve siyasilerin sorumluluğu tartışılmaz; ancak sahada olması gereken, toplumun nabzını tutması gereken odalar, kooperatifler, dernekler ve sözde hemşeri dernekleri hülasa sivil toplum kuruluşlarının büyük bir kısmı da ne yazık ki bu tablonun dışında değil. İlçede trafik, altyapı, gençlik, uyuşturucu ve sosyal çöküş gibi başlıklar her geçen gün daha görünür hale gelirken; STK’ların önemli bir bölümü ya sessiz kalıyor ya da sadece protokol fotoğraflarında yer almayı yeterli görüyor. Oysa sivil toplum dediğimiz yapı, kriz anında konuşan, gerektiğinde karşı çıkan, çözüm üreten bir refleksi temsil eder. Bugün Orhangazi’de bu refleksin ciddi anlamda zayıfladığı açıkça ortada.
Daha da dikkat çekici olan ise bazı STK’ların sahadan kopuk, halktan uzak ve gündemden bihaber bir görüntü vermesi. İlçenin gerçek sorunlarına dair somut projeler üretmek yerine, günü kurtaran açıklamalarla varlık göstermeye çalışmak ne yazık ki alışkanlık haline gelmiş durumda. Gençlerin geleceği tehdit altındayken, esnaf ekonomik darboğazla mücadele ederken, mahallelerde güvenlik endişesi artarken; STK’ların bu tabloya karşı güçlü ve organize bir duruş sergileyememesi ciddi bir eksikliktir. Unutulmamalıdır ki güçlü bir şehir sadece güçlü siyasetle değil, aynı zamanda aktif, cesur ve sorumluluk alan bir sivil toplum yapısıyla ayakta kalır. Orhangazi’de bu denge yeniden kurulmadan, sorunların kalıcı şekilde çözülmesi de mümkün görünmüyor. Ha bu durum tüm STK’lar için geçerli değil. Yarası olan gocunsun!
ORHANGAZİ’NİN SÖZÜ
Neyi değil nasıl anlamak istediklerini önemsiyorsan ne kadar anlattığına dikkat et!!!
Beytullah Güneş- 15 Eylül 2016
NOSTALJİ…
1928’de Yanan Bir Kandil: Ahmet Fahrettin Oral
Cumhuriyet’in eğitim seferberliğinin en yalın ve en güçlü yansımalarından biri, köy okullarında görev yapan ilk öğretmenlerin hikâyelerinde saklıdır. Yenisölöz Köyü’nün Cumhuriyet dönemindeki ilk öğretmeni olan Ahmet Fahrettin Oral da bu öncü isimlerden biridir. 1928 yılında köye tayin edilen Oral, yalnızca bir öğretmen değil, aynı zamanda yeni kurulan Cumhuriyet’in aydınlanma idealinin sahadaki temsilcisi olmuştur. Harf devriminin hemen ardından, okuma yazma bilmeyen bir toplumu eğitimle buluşturma sorumluluğunu üstlenen bu kuşak, köyün kaderini değiştiren sessiz kahramanlar olarak tarihe geçmiştir.
Ahmet Fahrettin Oral’ın görev yaptığı yıllar, sadece çocukların değil, yetişkinlerin de eğitildiği bir dönemdir. Mübadele ile bölgeye gelen kadınlara yönelik Türkçe kursları, bu çabanın en somut örneklerinden biridir. O yıllarda bir köy öğretmeni, sınıfın duvarlarıyla sınırlı kalmayan; toplumun her kesimine dokunan bir rol üstlenmiştir. Yenisölöz’de çekilen öğrenci fotoğrafları ve kurs hatıraları, Cumhuriyet’in “millet mektebi” ruhunun köy ölçeğindeki yansımasını ortaya koyar. Eğitim, yalnızca bilgi aktarmak değil; aynı zamanda yeni bir kimlik ve ortak dil inşa etme süreci olarak yürütülmüştür.
Bu tarihsel kesitte Ahmet Fahrettin Oral’ın eşi Mükerrem Oral ile birlikte oluşturdukları aile yapısı da Cumhuriyet’in modernleşme sürecinin bir parçasıdır. Öğretmen kimliğiyle köyde saygın bir yer edinen Oral, hem öğrencileri hem de yetişkinler üzerinde kalıcı izler bırakmıştır. Bugün elde kalan fotoğraflar ve belgeler, sadece bir ailenin hatırası değil; aynı zamanda bir dönemin eğitim anlayışının, fedakârlığının ve idealizminin görsel kayıtlarıdır. Yenisölöz’de 1928’de atılan bu küçük adım, Cumhuriyet’in büyük dönüşüm hikâyesinin yerel ama son derece anlamlı bir parçası olarak hafızalardaki yerini korumaktadır.
OTOPARK PARALARI NEREDE?
Orhangazi’de trafik sorunu artık teknik bir mesele olmaktan çıktı, doğrudan hesap sorulması gereken bir noktaya geldi. Çünkü ortada sadece yoğunluk yok; aynı zamanda yıllardır yeni yapılan binalardan “otopark bedeli” adı altında toplanan ciddi bir kaynak var. Mevzuat açık: Ya her bina kendi otoparkını yapacak ya da yapılamıyorsa bunun bedeli alınarak kamu adına otopark üretilecek. Peki bugün gelinen noktada sorulması gereken net soru şu: Bu paralar nerede ve neden sahada karşılığı yok? İlçe merkezinde araç sayısı katlanarak artarken, yeni otopark alanlarının aynı oranda devreye alınmaması, toplanan kaynağın planlı ve şeffaf kullanılmadığı yönündeki şüpheleri büyütüyor.
Vatandaşın yaşadığı tablo ise bu sorunun en somut göstergesi. Araçlar yol kenarlarına yığılıyor, ikinci sıra park artık “normal” hale gelmiş durumda, esnaf müşteri kaybediyor, sürücüler ise her gün aynı çileyi yaşıyor. Bu noktada mesele sadece trafik değil; kamu kaynaklarının yönetimi ve önceliklendirilmesi meselesidir. Eğer yıllardır otopark üretimi için para toplanıyorsa, bunun somut projelere, çok katlı otoparklara, planlı alanlara dönüşmesi gerekir. Aksi halde bu durum yalnızca bir ihmal değil, aynı zamanda güven aşınmasıdır. Orhangazi’de artık cevap bekleyen soru nettir: Toplanan otopark paraları hangi projelere harcandı ve neden şehir hâlâ park yeri bulamayan araçlarla kilitlenmiş durumda?




