ABDULLAH ERKUL'DAN ÇOK KONUŞULACAK ÇIKIŞ

Görkem Kafe’de geçtiğimiz akşam uzun uzun sohbet etme fırsatı bulduğumuz isimlerden biri de CHP’nin deneyimli isimlerinden, CHP’nin yüz oy aldığı dönemlerde Anavatanlı Turgut Ünlü’nün prenslerinden Abdullah Erkul oldu. Son dönemde CHP’de yaşanan mutlak butlan tartışmaları ve olası yeni yapılanma sürecinde adının ilçe başkanlığı için geçtiği bilinen Erkul, kendisine mutlak butlanın CHP Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal başta olmak üzere birçok isimden teklif geldiğini ifade etti. Her ne kadar “istemiyorum” dese de, konuşmalarının satır aralarında siyasetin kendisine yeniden kapı aralamasına tamamen kayıtsız kalmadığı da hissediliyordu.
Ancak Abdullah Erkul’un asıl üzerinde durduğu konu makamlar ya da koltuk hesapları değil, CHP’nin içine sürüklendiği tabloydu. Partide bir kesimin diğerine “hain”, diğer kesimin ise karşı tarafa “hırsız” suçlamaları yöneltmesini büyük bir üzüntüyle izlediğini belirten Erkul, kendisi ve ekibi için esas olanın CHP’nin kurumsal kimliği olduğunu vurguladı. Hem Orhangazi’de hem de Türkiye genelinde yaşanan bu görüntülerin kabul edilemez olduğunu ifade ederken, sohbet boyunca partinin geleceğine dair duyduğu kaygıyı açıkça ortaya koydu.
Sohbetimizin en dikkat çekici cümlesi ise hiç şüphesiz şu oldu: “CHP mobilyacı dükkânı mı, koltuk mu dağıtıyor?” Bu söz aslında CHP’de yıllardır süregelen iç çekişmelerin kısa bir özeti gibiydi. Geçmişten bugüne yaşanan kırılmaları tek bir cümleyle değerlendiren Erkul, “Büyüyemiyorsan rakibini küçülteceksin anlayışı bizi böldü” derken, sadece bugünün değil yılların birikmiş sorunlarına da işaret etti. CHP’nin önündeki en büyük sınavın rakipleriyle değil, kendi içindeki bu anlayışla yüzleşmek olduğu gerçeği bir kez daha ortaya çıktı.
KAYMAKAM BEYDEN CEVAP GECİKMEDİ
“Kim yanlış ederse bedelini öder”
Geçtiğimiz hafta bu köşede, bir Kıbrıs gazimizin yaşadığını ifade ettiği protokol krizi ve kendisine yönelik nezaketsiz davranış iddialarını kamuoyunun gündemine taşımıştım. Yazının ardından Orhangazi Kaymakamı Sayın Zafer Karamehmetoğlu tarafından tarafıma bir açıklama ulaştırıldı. Sayın Kaymakam açıklamasında, “Gazilerimize, şehit ailelerimize bizim yönetimimizde olan bir yerde hiç kimse ama hiç kimse yazdığınız şekilde davranamaz. Onlar baş tacımızdır. Böyle bir vaka da şu ana kadar bana ulaşmadı. Kim yanlış ederse bedelini öder” ifadelerini kullandı.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, devlet adına görev yapan bir mülki idare amirinin gazilere ve şehit ailelerine yönelik bu kadar net ve kararlı bir duruş sergilemesi son derece önemlidir. Çünkü bu ülkenin bağımsızlığı için canını ortaya koyan gazilerimiz ve şehit ailelerimiz, siyasi görüşleri, sosyal statüleri ya da makamları ne olursa olsun herkesin ortak değeridir. Onların kırılması, incinmesi veya kendilerini değersiz hissetmeleri kabul edilemez.
Ancak burada üzerinde durulması gereken esas konu, yaşandığı iddia edilen olayın bütün yönleriyle ortaya çıkarılmasıdır. Ki iddia değil gazimiz olayı anlattığında yaşanan olaya en az 8 kişi şahit oldu. Bir tarafta yaşadığı durumdan dolayı rahatsızlığını dile getiren bir gazimiz, diğer tarafta ise böyle bir davranışın kabul edilemeyeceğini açıkça ifade eden bir kaymakam bulunmaktadır. Bu noktada yapılması gereken şey polemik üretmek değil, varsa yanlışın tespit edilmesi ve sorumluların ortaya çıkarılmasıdır. Çünkü kurumların itibarı da kişilerin onuru da ancak gerçeklerin ortaya çıkmasıyla korunabilir.
Bizler gazeteci olarak ne bir kurumu yıpratmanın ne de bir iddiayı peşinen hükme bağlamanın tarafıyız. Görevimiz kamu adına soruları sormak, yetkililerin açıklamalarını kamuoyuna ulaştırmak ve hakikatin ortaya çıkmasına katkı sunmaktır. Sayın Kaymakamın ortaya koyduğu hassasiyet kıymetlidir. Temennimiz odur ki olayın bütün boyutları aydınlatılsın, varsa bir yanlış düzeltilsin ve bir daha hiçbir gazimiz kendisini yalnız, değersiz veya dışlanmış hissetmesin. Çünkü bu milletin hafızasında gaziler yalnızca birer protokol misafiri değil, bağımsızlığımızın yaşayan kahramanlarıdır.
CHP ORHANGAZİ'DE B PLANI
Cumhuriyet Halk Partisi'nde kurultay süreci, mutlak butlan tartışmaları ve Kemal Kılıçdaroğlu'nun yeniden genel merkeze dönme ihtimali konuşulurken, gözler doğal olarak teşkilatlara çevrildi. Parti kulislerinde dillendirilen iddialara göre olası bir yönetim değişikliği halinde görevden alınabilecek ya da disiplin süreçleriyle karşı karşıya kalabilecek isimler arasında CHP Orhangazi İlçe Başkanı Berna İl ve yönetiminin de bulunduğu öne sürülüyor. Bu iddiaların doğruluğu henüz resmiyet kazanmamış olsa da, Orhangazi'de son dönemde yaşanan bazı gelişmeler dikkat çekici bulunuyor. Özellikle parti binasından bağımsız şekilde hazırlandığı konuşulan yeni çalışma ofisi ve tamamlanan tefrişat çalışmaları, siyasi kulislerde "B Planı" yorumlarının yapılmasına neden oluyor.
Dikkat çeken bir diğer gelişme ise dijital alanda yaşanıyor. Uzun yıllardır CHP kimliğiyle faaliyet gösteren bazı sosyal medya hesaplarının isim değişikliğine giderek "Orhangazi İletişim" adıyla yayın yapmaya başlaması, olası bir siyasi senaryoya karşı alternatif bir yapılanmanın işareti olarak değerlendiriliyor. Elbette siyasette hiçbir hazırlık tesadüf değildir. Teşkilatlar yalnızca seçimlere değil, krizlere ve olası yönetim değişikliklerine karşı da hazırlık yaparlar. Bugün Orhangazi'de yaşanan tabloya bakıldığında, Berna İl ve ekibinin Ankara'dan gelebilecek her türlü siyasi gelişmeyi hesap ederek pozisyon aldığı yönündeki değerlendirmeler güç kazanıyor. CHP'de yaşanacak gelişmelerin sadece genel merkezi değil, ilçe teşkilatlarını da doğrudan etkileyeceği açık. Görünen o ki Orhangazi'de bazı isimler, olası fırtınaya yakalanmamak için şimdiden şemsiyelerini hazırlamış durumda.
NOSTALJİ
ORHANGAZİ VE İSTİKLAL MAHKEMELERİ
İstiklal Mahkemeleri denildiğinde akla çoğu zaman yalnızca verilen cezalar gelir. Oysa arşivlerde yer alan kayıtlar, bu mahkemelerin Milli Mücadele yıllarında cephe gerisindeki düzeni sağlamak, asker sevkiyatını denetlemek, disiplini korumak ve devlet otoritesini ayakta tutmak gibi çok daha geniş görevler üstlendiğini göstermektedir. Eskişehir İstiklal Mahkemesi kayıtları incelendiğinde, Orhangazi’nin de bu tarihi sürecin dışında kalmadığı görülmektedir. Bugün elimizde bulunan üç ayrı belge ve üç farklı olayla ilgili kayıtlar, Orhangazi’den vatandaşların, askerlerin ve askeri sorumluluk taşıyan kişilerin Milli Mücadele döneminin hukuki ve idari süreçlerinde yer aldığını ortaya koymaktadır.
Belgelerde öne çıkan konular; askerlik yükümlülükleri, cephe görevleri, firar olayları, askeri disiplin, güvenlik soruşturmaları ve birliklerin sevk ve idaresi gibi dönemin olağanüstü şartlarından kaynaklanan meselelerdir. Kayıtlarda Orhangazi merkez, Ilıca başta olmak üzere ilçenin çeşitli mahalle ve köylerinden çok sayıda isim yer almakta; bu durum ilçemizin Kurtuluş Savaşı yıllarında yaşanan gelişmelerin tam merkezinde bulunduğunu göstermektedir. Orhangazi, yalnızca cepheye asker gönderen bir ilçe değil, aynı zamanda savaşın gerektirdiği fedakârlıkların, sorumlulukların ve devlet düzeninin korunmasına yönelik çalışmaların da bir parçası olmuştur.
Yaklaşık 106 yıl önce tutulan bu vesikalar, bugün bizlere Orhangazi’nin Milli Mücadele yıllarındaki sosyal yapısını, insan kaynağını ve vatan mücadelesine verdiği katkıyı anlatmaktadır. Bu belgeler yalnızca hukuki kayıtlar değil, aynı zamanda ilçemizin tarih hafızasının önemli parçalarıdır. Arşivlerin satır aralarında görülen isimler, olaylar ve yaşananlar; Orhangazi’nin bağımsızlık mücadelesine yalnızca cephede değil, devletin yeniden inşa edildiği sancılı süreçte de katkı sunduğunu gösteren kıymetli tarihi tanıklıklar olarak karşımızda durmaktadır.
ORHANGAZİ’NİN SÖZÜ
“Kim yanlış ederse bedelini öder”
Zafer Karamehmetoğlu Orhangazi Kaymakamı




