Esnafın Sabrını Zorlayan Yönetim

Orhangazi’de yerel yönetim anlayışı ciddi bir sınavdan geçiyor. Bekir Aydın yönetimindeki Orhangazi Belediyesi, esnafın temsil makamı ile kurması gereken kurumsal diyaloğu tesis edememiş görünmektedir. İlçede kira artışları, ruhsat süreçleri, denetim baskıları ve ekonomik daralma esnafı her geçen gün daha fazla sıkıştırırken; Turgay Durmuş’un defalarca iletişim kurma çabasına rağmen karşılık bulamaması, sorunun kişisel değil yönetsel bir tercih olduğunu düşündürüyor. Yerel yönetim makamı, eleştiriye kapalı bir pozisyona çekildiğinde kaybeden muhatap değil, doğrudan sahadaki esnaf olur. Telefonları engellemek ya da iletişim kanallarını kapatmak, sorunları ortadan kaldırmaz; sadece büyütür.
Belediye başkanının esnaf odası kongresine katılmaması da bu mesafenin sembolik değil, bilinçli bir tavra dönüştüğünü gösteriyor. Oysa esnaf odası başkanlığı makamı bireysel değil, binlerce esnafın iradesini temsil eden kurumsal bir kimliktir. Turgay Durmuş’un duruşu burada nettir: Kapı kapatmak değil, çözüm masası kurmak. Beklenen, polemik üretmek değil; eleştiriye açık, istişareye dayalı bir yönetim anlayışıdır. Orhangazi esnafı kişisel gerilimlerin değil, güçlü bir belediye–oda iş birliğinin tarafı olmak istiyor; sorumluluk makamında olanın da buna göre davranması gerekiyor.
Orhangazi Proje Bekliyor
Orhangazi’de siyaset uzun süredir ittifak dengeleri üzerinden şekilleniyor. Partiler arasındaki rekabet çoğu zaman yerel vizyon yarışından çok blok siyaseti ekseninde ilerliyor. İlçenin tarımda artan maliyet baskısı, sanayide nitelikli istihdam ihtiyacı, genç işsizliği, şehir içi trafik sorunu ve çevresel hassasiyetler gibi temel meseleleri gündeme geliyor; ancak bu başlıklarda partiler üstü, kurumsallaşmış ve sürdürülebilir bir ortak platform ortaya konabilmiş değil. Sorun tespiti var, güçlü söylem var; fakat teknik raporlarla desteklenmiş, bütçesi hesaplanmış ve takvime bağlanmış somut proje rekabeti henüz yeterli düzeyde değil.
Muhalefet cephesi daha çok eleştiri ve denetim dili üzerinden ilerlerken, iktidar kanadı mevcut yatırımlar ve merkezi bağlantılı projeler üzerinden savunma hattı kuruyor. Bu durum siyaseti zaman zaman söylem düzeyinde kilitliyor. Oysa Orhangazi’nin ihtiyacı, karşılıklı suçlama değil; veri temelli planlama, şeffaf hedefler ve uygulanabilir projeler üzerinden yarışan güçlü bir yerel siyaset kültürü. Gerçek değişim, ancak sözün değil projenin konuşulduğu bir zeminde mümkün görünüyor.
Önce Dükkan mı, Önce Terminal mi?
Orhangazi’de uzun süredir konuşulan yeni terminal projesinde vatandaşın beklentisi ulaşım konforu ve güvenli bir bekleme alanı iken, süreç tersinden ilerliyor. Terminalin kendisi hâlâ belirsizlikler içindeyken ticari alan çalışmalarının öne çıkması kamuoyunda ciddi soru işaretleri oluşturuyor. Yağmurda, çamurda yol kenarında otobüs bekleyen vatandaşlar varken, önceliğin terminal inşaatı yerine farklı alanlara verilmesi eleştirilere neden oluyor. Üstelik ortada netleşmiş bir ihale takvimi bulunmazken, eski DSİ alanı ve Gen İşleri Garajı’nın hâlâ boşaltılmamış olması, projenin gerçekten başlayıp başlamayacağı konusunda bile belirsizlik yaratıyor.
İlçede konuşulan iddialar ise tartışmayı daha da büyütüyor. Kudu İnşaat’a hangi şartlarda verildiği netleşmeyen benzinlik konusu ve Orhangazi’de dillendirilen “5’li oluşum” üzerinden gelecek olası sermaye iddiaları, terminal projesinin finansmanına dair şeffaflık tartışmasını gündeme taşıyor. Vatandaşın temel talebi ise oldukça net: Önce terminalin kendisi, sonra ticari alanlar. Orhangazi kamuoyu bugün tek bir sorunun cevabını arıyor; yıllardır beklenen yeni terminal gerçekten halkın ihtiyacı için mi yapılacak, yoksa başka hesapların gölgesinde mi şekillenecek?




