GÖL BALIĞINI KAYBETTİ, ŞİMDİ SUYUNU KONUŞUYORUZ

Bir zamanlar İznik Gölü, yalnızca Orhangazi’nin doğal güzelliği değil; yayın, sazan ve daha birçok balık türünün bereketle yaşadığı büyük bir yaşam ve geçim kaynağıydı. 1980’li yılların sonlarına kadar Orhangazi avlak sahasında tutulan iri balıklar, gölün ne kadar zengin ve canlı olduğunun en güzel göstergesiydi.
Çocukluğumdan çok iyi hatırlıyorum… Eski Pazartesi Pazarı’nda, köylü pazarının bulunduğu bölümde İznik Gölü’nden tutulan balıklar tezgâhlarda satılırdı. Fotoğraflarda görülen dev yayın balıkları, o yılların bereketini bugünlere taşıyan adeta birer tarih belgesi niteliğinde. Balıkçıların ağlarından çıkan iri yayınlar daha sonra maharetli ellerde hazırlanır, unutulmaz yayın şişlere dönüşürdü. O günlerde göl; balıkçısıyla, pazarıyla, sofralarıyla ve insanıyla birlikte yaşayan büyük bir kültürdü.
Eski fotoğraflara baktığımızda tekneleri, ağları dolduran balıkları, göl kıyısındaki yaşamı ve pazardaki hareketliliği görüyoruz. İznik Gölü yalnızca su değildi; emekti, geçimdi, bereketti, çocukluk hatırasıydı.
Geçtiğimiz Perşembe günü ilçe pazarındaki balık tezgâhında gördüğüm iri balıklar beni yeniden o yıllara götürdü. Elime aldığım balıklara bakarken aklımdan aynı soru geçti:
Nerede kaldı o eski büyük balıklar?
Nerede kaldı İznik Gölü’nün o bitmek bilmeyen bereketi?
Bugün ne yazık ki İznik Gölü’nü balık bolluğuyla değil, giderek çekilen sularıyla konuşuyoruz. Bir zamanlar ağlara kaç çeşit balık takıldığını anlatırken şimdi kıyının ne kadar geri çekildiğini, gölün neden küçüldüğünü ve gelecekte bizi nasıl bir tablonun beklediğini tartışıyoruz.
Eski fotoğraflar yalnızca geçmişi hatırlatmıyor; bugünü de sorgulatıyor. Çünkü kaybolan sadece büyük yayınlar ya da bol sazanlar değil. Kaybolan; gölle birlikte şekillenen bir yaşam biçimi, bir pazar geleneği ve Orhangazi’nin hafızasıdır.
İznik Gölü’nü korumak artık yalnızca çevresel bir mesele değil, geçmişimize ve geleceğimize sahip çıkma meselesidir. Çünkü göl giderse, yalnızca suyumuzu değil; bereketimizi, kültürümüzü ve çocukluk hatıralarımızı da kaybederiz.
Haziran 2026




