Yeniköy Karaca Ahmet Dede’yi bilir misiniz?

YENİKÖY’ÜN EFSANELERLE YAŞAYAN ZİYARETGÂHI: KARACAAHMET DEDE
Orhangazi’nin Yeniköy Mahallesi girişinde, bugün de kendi adıyla anılan Karacaahmet Mevkii’nde, yöre halkının uzun yıllardan beri “Karacaahmet Dede” adıyla bildiği eski bir kabir bulunmaktadır. İlk bakışta sade bir mezar olarak görünen bu yer, etrafında nesilden nesile aktarılan şifa anlatıları, çocuk sahibi olmak isteyenlerin adakları, dilek ağacına bağlanan bezler ve en önemlisi, mezarın ortaya çıkışıyla ilişkilendirilen iki ayrı kişinin aynı gece gördüğü söylenen rüya ile Yeniköy’ün sözlü tarihinin en dikkat çekici noktalarından birine dönüşmüştür.
Araştıran, Derleyen ve Toplayan Tarihçi–Gazeteci–Yazar Muharrem Değirmen’in Orhangazi’nin köyleri, eski yer adları, yatırları, mezarlıkları ve halk arasında yaşamaya devam eden efsaneleri üzerine yürüttüğü yerel tarih çalışmaları içerisinde Karacaahmet Dede ayrı bir yere sahiptir. Çünkü burada yalnızca kimliği bilinmeyen eski bir mezarla değil, bir mevkiye adını vermiş, çevresinde güçlü bir halk inanışı meydana gelmiş ve Yeniköy ile Cihanköy’ü aynı rivayet içerisinde buluşturmuş bir yerel hafızayla karşı karşıyayız.
Karacaahmet Dede’nin kim olduğu, hangi yüzyılda yaşadığı, hangi tarikata veya derviş topluluğuna mensup olduğu, Yeniköy’e nereden geldiği ya da mezarda gerçekte kimin yattığı konusunda bugün kesin hüküm verebileceğimiz bir kitabe veya tarihî belge henüz ortaya konulabilmiş değildir.
Fakat onun hakkında elimizde başka türden belgeler bulunmaktadır:
Halkın hafızası...
Mevki adı...
Nesilden nesile aktarılan anlatılar...
Ziyaret geleneği...
Ve rüya etrafında şekillenen eski bir Yeniköy-Cihanköy efsanesi...
Bazen yerel tarihin ilk kapısını bir arşiv belgesi değil, yüzyıllardır unutulmayan bir yer adı açar.
Karacaahmet Dede de böylesi bir araştırmanın kapısını aralamaktadır.
KARACAAHMET DEDE:
BİR MEZARDAN DAHA FAZLASI
Karacaahmet Dede’nin bulunduğu alanın bugün dahi Karacaahmet Mevkii olarak bilinmesi üzerinde önemle durulması gereken bir husustur.
Araştıran ve Derleyen Muharrem Değirmen’in konu üzerinde dikkat çektiği temel meselelerden biri tam da budur:
Bir mezarın halk arasında belirli bir adla anılması başka şeydir; o adın zamanla geniş bir arazi parçasının, bir mevkiin ve coğrafyanın adına dönüşmesi başka bir şeydir.
Yer adları, yerel tarih araştırmalarında çoğu zaman görünenden daha değerli ipuçları taşır. Köylerin, tepelerin, derelerin, pınarların, tarlaların, koruların ve mevkilerin adları kimi zaman nesiller boyunca değişmeden varlıklarını sürdürebilir. Bir yapının kendisi ortadan kalkabilir, bir mezarın kitabesi yok olabilir, bir zaviye yıkılabilir; fakat o yerin adı insanların dilinde yaşamaya devam edebilir.
Bu sebeple “Karacaahmet Mevkii” adı, Karacaahmet Dede araştırmasında basit bir coğrafi tarif olarak görülmemelidir.
Asıl soru şudur:
Bu bölgeye neden Karacaahmet denilmiştir?
İsim mezardan mı mevkiye geçmiştir?
Yoksa Karacaahmet adı mezardan çok daha eski bir yer adı mıdır?
Burada geçmişte bir zaviye, tekke, derviş mekânı, eski mezarlık veya vakıf arazisi bulunmuş olabilir mi?
Karacaahmet adının eski tapu ve kadastro kayıtlarındaki karşılığı nedir?
Bütün bunlar cevap bekleyen sorulardır.
HASTALARIN ŞİFA ARADIĞI, EVLAT HASRETİ ÇEKENLERİN DUA ETTİĞİ YER
Araştıran, Derleyen ve Toplayan Muharrem Değirmen’in yöreden topladığı anlatımlarda Karacaahmet Dede’nin özellikle şifa, çocuk sahibi olma, adak ve dilek inanışlarıyla öne çıktığı görülmektedir.
Yörede anlatılanlara göre çeşitli rahatsızlıkları bulunan bazı insanlar geçmiş yıllarda Karacaahmet Dede’nin kabrini ziyaret etmiş, burada dua etmiş ve hastalıklarından kurtulabilmek için şifa dilemiştir.
Karacaahmet Dede ile ilgili halk inanışlarının bir başka önemli bölümünü ise çocuk sahibi olamayan aileler meydana getirmektedir.
Uzun süre çocuk sahibi olamayan bazı kadınların ve ailelerin buraya gelerek dua ettikleri, bir dilekte bulundukları ve adak adadıkları anlatılmaktadır.
Halk arasında dileğin gerçekleşmesi hâlinde yeniden ziyaret yapılması veya adanan adağın yerine getirilmesi şeklinde anlatılar da bulunmaktadır.
Bu yönüyle Karacaahmet Dede, yalnızca geçmişte yaşamış olduğu düşünülen bir derviş veya erenin kabri olarak değil, insanların sıkıntılarıyla başvurdukları bir “ziyaret yeri” şeklinde halk hafızasında yer edinmiştir.
Burada önemli bir hususun altını çizmek gerekir.
Araştıran ve Derleyen Muharrem Değirmen’in bu çalışmada takip ettiği yöntem gereğince; “Buraya gelen hasta iyileşmiştir”, “çocuğu olmayan kesinlikle çocuk sahibi olmuştur” gibi anlatımlar tarihî veya tıbbî gerçekler olarak kabul edilemez.
Bunlar, Karacaahmet Dede etrafında zamanla oluşmuş halk inanışlarıdır.
Yerel tarih araştırmacısının görevi bu inanışların doğruluğunu ilan etmek değil, onların varlığını kayıt altına almak ve gelecek kuşaklara aktarmaktır.
DİLEK AĞACINA BAĞLANAN ÇAPUTLAR
Karacaahmet Dede çevresindeki en dikkat çekici geleneklerden bir başkası da dilek ağacına bez veya çaput bağlanmasıdır.
Yörede anlatıldığı şekliyle bazı ziyaretçiler dileklerini tutarak yakındaki ağaca küçük bir bez parçası bağlamış, duasını etmiş ve dileğinin gerçekleşmesini beklemiştir.
Ağaca bez bağlama geleneği yalnızca Yeniköy’e mahsus değildir. Anadolu’nun farklı bölgelerindeki yatır, türbe ve ziyaret yerlerinde benzer uygulamalarla karşılaşılmaktadır. Bu nedenle Karacaahmet Dede çevresindeki bu uygulama da Anadolu’nun eski halk inançları ve ziyaret kültürü çerçevesinde ele alınmalıdır.
Araştıran, Derleyen ve Toplayan Muharrem Değirmen açısından burada asıl önemli olan; bir ağacın dalına bağlanan bez parçasının kendisinden çok, bunun arkasındaki insan hikâyesidir.
O bezi bağlayan kimdi?
Ne dilemişti?
Hangi tarihte gelmişti?
Bu gelenek Yeniköy’de kaç kuşaktır biliniyordu?
Bugün isimlerini bile bilmediğimiz insanların umutları, korkuları ve beklentileri böyle küçük izlerde saklı olabilir.
KARACAAHMET DEDE EFSANESİNİN EN DİKKAT ÇEKİCİ BÖLÜMÜ: AYNI GECE GÖRÜLEN İKİ RÜYA
Karacaahmet Dede hakkında Araştıran, Derleyen ve Toplayan Muharrem Değirmen tarafından kayda geçirilen en dikkat çekici sözlü tarih anlatısı ise mezarın yapılmasıyla ilgilidir.
Yörede yıllardır anlatıldığı belirtilen rivayete göre olayın içerisinde iki kişi vardır.
Bunlardan biri Yeniköylüdür.
Diğeri ise Cihanköylüdür.
Rivayete göre bu iki kişi birbirlerinden habersiz şekilde aynı gece bir rüya görür.
Rüyanın bugün anlatılan biçiminde, Karacaahmet Mevkii’ndeki yerin kendilerine gösterildiği ve burada bulunan mezarın ortaya çıkarılması yahut buraya bir mezar yapılması gerektiğinin bildirildiği söylenmektedir.
İşin en dikkat çekici tarafı iki kişinin başlangıçta birbirinin rüyasından haberdar olmamasıdır.
Daha sonra bir şekilde bir araya geldiklerinde gördükleri rüyaları birbirlerine anlattıkları; her ikisinin de aynı gece ve aynı bölgeyi işaret eden benzer bir rüya gördüklerinin ortaya çıktığı rivayet edilmektedir.
Bunun üzerine Yeniköylü ve Cihanköylü bu iki kişinin birlikte hareket ederek Karacaahmet Mevkii’ne gittikleri ve bugün Karacaahmet Dede olarak bilinen mezarı yaptıkları anlatılmaktadır.
İşte Karacaahmet Dede efsanesinin belki de en dikkat çekici tarafı budur.
Bir mezar...
İki farklı köy...
Birbirinden habersiz iki insan...
Aynı gece görüldüğü anlatılan iki rüya...
Ve sonunda aynı yerde buluşan iki kişi...
BU İKİ KİŞİ KİMDİ?
Araştıran ve Derleyen Muharrem Değirmen’in bundan sonraki çalışmalar bakımından özellikle üzerinde durduğu sorulardan biri de budur:
Rüyayı gören Yeniköylü kimdi?
Cihanköylü kimdi?
Bugün onların ailelerinden hayatta olanlar var mıdır?
Bu kişilerin adları Yeniköy veya Cihanköy’de yaşlılar tarafından hatırlanmakta mıdır?
Mezar yapıldığı sırada kaç yaşındaydılar?
Mezar hangi tarihte yapılmıştır?
Bütün bunların araştırılması gerekmektedir.
Çünkü efsane bugüne ulaşmış olsa da efsanenin içindeki insanların isimleri unutulmuş görünmektedir.
Bazen sözlü tarih araştırmalarında olay unutulmaz fakat isimler kaybolur.
“Köyden bir adam...”
“Bizim eskilerden biri...”
“Cihanköylü birisi...”
“Dedelerimiz anlatırdı...”
gibi ifadeler zamanla gerçek kişilerin isimlerinin yerini alır.
Araştırmacının görevi işte bu noktada başlar.
Yeniköy ve Cihanköy’de özellikle yaşlı kuşaklarla yapılacak sözlü tarih görüşmeleri, aynı hikâyenin farklı ailelerdeki biçimleriyle karşılaştırıldığında önemli sonuçlar verebilir.
Belki bir aile “rüyayı gören benim dedemdi” diyecektir.
Belki eski bir fotoğraf çıkacaktır.
Belki mezarın yaptırıldığı tarih hatırlanacaktır.
Belki de iki kişinin isimleri bir aile şeceresinin içerisinde yeniden karşımıza çıkacaktır.
RÜYADA MEZARIN YERİNİN GÖSTERİLMESİ ANADOLU MENKIBELERİNDE YABANCI BİR MOTİF DEĞİLDİR
Karacaahmet Dede hakkındaki rüya anlatısını Anadolu’nun daha geniş halk kültüründen bağımsız değerlendirmemek gerekir.
Anadolu’daki birçok eren, yatır ve türbe anlatısında unutulmuş bir mezarın rüyada haber verilmesi, bir velinin rüyaya girerek kabrinin bulunduğu yeri göstermesi veya mezarın yeniden yapılmasını istemesi şeklinde menkıbeler bulunmaktadır.
Bu sebeple Yeniköy’deki anlatı da Anadolu halk kültürü içerisindeki eski bir menkıbe kalıbıyla benzerlik göstermektedir.
Fakat Karacaahmet Dede anlatısını farklılaştıran husus, aynı rüyanın veya birbirine çok benzeyen rüyaların rivayete göre iki ayrı köyden iki kişiye aynı gece gösterilmiş olmasıdır.
Bu, efsanenin halk hafızasında neden güçlü biçimde yaşadığını açıklayan unsurlardan biri olabilir.
Çünkü tek kişinin gördüğü bir rüyadan ziyade iki kişinin birbirini doğrulayan anlatısı, halk hafızasında olaya daha güçlü bir kutsiyet kazandırmış olabilir.
Bunu tarihî bir gerçeklik olarak değil, efsanenin nasıl meydana gelmiş olabileceğini anlamaya yönelik bir sözlü kültür değerlendirmesi olarak görmek gerekir.
YENİKÖY İLE CİHANKÖY’Ü BİRLEŞTİREN HİKÂYE
Karacaahmet Dede efsanesinde Yeniköy ile Cihanköy isimlerinin birlikte geçmesi de üzerinde ayrıca durulması gereken bir noktadır.
Efsane yalnızca Yeniköy’e ait görünmemektedir.
Rivayetin bir ayağı Yeniköy’de, diğer ayağı Cihanköy’dedir.
Bu nedenle Araştıran ve Derleyen Muharrem Değirmen’in değerlendirmesine göre Karacaahmet Dede hakkındaki sözlü tarih araştırmasının yalnızca Yeniköy’de yürütülmesi eksik olacaktır.
Cihanköy’de de aynı sorular sorulmalıdır:
Karacaahmet Dede’yi eski Cihanköylüler bilir miydi?
Köyden burayı ziyarete gidenler var mıydı?
Rüya hikâyesini Cihanköy’de anlatanlar oldu mu?
Rüyayı gören Cihanköylünün hangi aileden olduğu biliniyor mu?
Onun çocuklarına veya torunlarına anlatılmış bir hikâye var mı?
Yeniköy’de anlatılan hikâye ile Cihanköy’de anlatılan hikâye karşılaştırıldığında aynı noktalar mı ortaya çıkmaktadır?
Bu sorular, efsanenin yaşını ve yayılma alanını ortaya koymak bakımından son derece önemlidir.
KARACAAHMET DEDE GERÇEKTE KİMDİR?
Bütün bu anlatıların ötesinde cevap bekleyen asıl soru hâlâ aynıdır:
Karacaahmet Dede kimdir?
Bugünkü bilgilerle kesin bir cevap vermek mümkün değildir.
Doğum tarihi bilinmemektedir.
Ölüm tarihi bilinmemektedir.
Ailesi bilinmemektedir.
Hangi dönemde yaşadığı kesin olarak bilinmemektedir.
Mezarın ilk hâlinin ne zaman meydana getirildiği de bilinmemektedir.
Araştıran, Derleyen ve Toplayan Tarihçi–Gazeteci–Yazar Muharrem Değirmen’in bu noktada dikkat çektiği en önemli husus, “Karaca Ahmed” adının yalnızca Orhangazi Yeniköy’de görülmediğidir.
Tam tersine Karaca Ahmed adı Anadolu’nun farklı bölgelerinde yüzyıllardır karşımıza çıkmaktadır.
TARİHTEKİ KARACA AHMED SULTAN
Tarihî kaynaklarda Karaca Ahmed, Anadolu’nun dervişleri arasında önemli bir şahsiyet olarak zikredilmektedir. TDV İslâm Ansiklopedisi onu “Abdalân-ı Rûm zümresine mensup Türkmen dervişi ve halk hekimi” olarak tanımlamaktadır. Karaca Ahmed’in XIII-XIV. yüzyıllar Anadolu’sundaki derviş çevreleri içerisinde değerlendirilmesi gerektiği ve şahsiyeti etrafında zamanla geniş bir menkıbe dünyasının meydana geldiği görülmektedir.
Karaca Ahmed’in “halk hekimi” kimliğiyle anılması özellikle Yeniköy’deki Karacaahmet Dede çevresinde yaşayan “şifa” rivayetleri düşünüldüğünde dikkat çekici bir benzerliktir.
Fakat burada çok önemli bir ihtiyat payı bırakmak gerekir:
Bu benzerlik, Yeniköy’deki Karacaahmet Dede’nin tarihî Karaca Ahmed Sultan olduğunu ispatlamaz.
Yalnızca araştırılması gereken ilginç bir paralellik ortaya koyar.
Uşak İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün Karaca Ahmet Sultan Türbesi hakkında verdiği bilgilerde de Karaca Ahmed’in Anadolu’nun Türkleşmesi ve Müslümanlaşmasıyla ilişkilendirilen erenler arasında gösterildiği ve hekimlik vasfının özellikle vurgulandığı görülmektedir.
KARACA AHMED’İN NEDEN BİRDEN FAZLA TÜRBESİ VAR?
Karacaahmet Dede araştırmasını ilginç hâle getiren en önemli tarihî hususlardan biri budur.
TDV İslâm Ansiklopedisi’nin Karacaahmet Mezarlığı maddesinde, Karaca Ahmed’in menkıbevî şahsiyeti sebebiyle çeşitli yerlerde adına nispet edilen yedi ayrı türbenin bulunduğu belirtilmektedir. Üsküdar’daki Karacaahmet Mezarlığı içerisinde bulunan türbe de bunlardan biridir.
Bu bilgi son derece önemlidir.
Çünkü Anadolu’da Karaca Ahmed adının yalnızca tek bir mezara bağlı kalmadığını açık biçimde göstermektedir.
Dolayısıyla Anadolu’nun başka yerlerinde “Karaca Ahmet”, “Karaca Ahmed Dede”, “Karaca Ahmet Baba” veya benzeri isimlerle karşılaşıldığında, bunların her birini tarihî Karaca Ahmed’in gerçek kabri olarak kabul etmek mümkün değildir.
Bunların bazıları makam olabilir.
Bazıları Karaca Ahmed geleneğinden gelen başka dervişlere ait olabilir.
Bazıları ise yüzyıllar içerisinde yerel halk inanışlarıyla tarihî Karaca Ahmed şahsiyetinin birbirine karışması sonucunda bu adla anılmaya başlanmış olabilir.
Yeniköy’deki Karacaahmet Dede de işte bu geniş araştırma sahasının içerisinde değerlendirilmelidir.
ŞİFA RİVAYETLERİYLE TARİHÎ KARACA AHMED’İN “HALK HEKİMİ” KİMLİĞİ ARASINDA BİR BAĞ VAR MI?
Araştıran ve Derleyen Muharrem Değirmen açısından araştırmanın bundan sonraki safhalarında üzerinde durulması gereken en dikkat çekici sorulardan biri de budur.
Yeniköy’deki Karacaahmet Dede’nin hastalara şifa verdiğine inanılması ile tarihî Karaca Ahmed Sultan’ın kaynaklarda halk hekimi olarak anılması tesadüf müdür?
Yoksa Yeniköy’deki ziyaret geleneği, Karaca Ahmed hakkındaki daha eski bir Anadolu geleneğinin yerel yansıması mıdır?
Bugün buna cevap vermek mümkün değildir.
Fakat üzerinde durmaya değer bir araştırma sorusudur.
Burada araştırmacının yapması gereken, benzerliği kanıt gibi kullanmak değil; benzerliği yeni araştırmanın başlangıç noktası hâline getirmektir.
YENİKÖY’DEKİ KARACAAHMET DEDE TARİHÎ KARACA AHMED SULTAN MIDIR?
Bugün için buna “evet” demek mümkün değildir.
“Hayır” demek de aynı ölçüde kesinlik taşımayacaktır.
Araştıran, Derleyen ve Toplayan Muharrem Değirmen’in mevcut bilgilerden hareketle vardığı ihtiyatlı değerlendirme şudur:
Yeniköy’deki Karacaahmet Dede ile Anadolu’daki tarihî Karaca Ahmed geleneği arasında isim ve şifa anlatıları bakımından dikkat çekici benzerlikler bulunmaktadır.
Ancak bu benzerliği doğrudan tarihî kimlik eşitliğine dönüştürecek belge henüz yoktur.
Bu nedenle:
“Yeniköy’de tarihî Karaca Ahmed Sultan yatmaktadır.”
şeklinde kesin bir ifade kullanmak doğru değildir.
Fakat:
“Yeniköy’deki Karacaahmet Dede anlatısının Karaca Ahmed geleneğiyle ilişkisi araştırılmalıdır.”
demek tarihçilik açısından çok daha doğru olacaktır.
YENİKÖY’ÜN TARİHÎ COĞRAFYASINDA BİR İZ
Karacaahmet Dede’yi anlamak için yalnızca mezara bakmak da yeterli değildir.
Onun çevresindeki tarihî coğrafyanın araştırılması gerekmektedir.
Yeniköy’ün eski yolları...
Eski mezarlıkları...
Çeşmeleri...
Tarlaların eski adları...
Köy sınırları...
Komşu yerleşimlerle bağlantıları...
Eski vakıf arazileri...
Ve bugün unutulmuş olabilecek tekke veya zaviye yerleri...
Bütün bunlar birlikte değerlendirilmelidir.
Karacaahmet Mevkii’nin eski Bursa-Yalova ulaşım güzergâhlarıyla veya köyler arasındaki eski yollarla nasıl bir ilişkisi bulunduğu da ayrıca incelenmelidir.
Çünkü Anadolu’daki eski tekke, zaviye ve derviş yerleşimlerinin önemli bölümünün yol güzergâhları, geçitler, su kaynakları ve konaklama noktalarıyla ilişkili olduğu bilinmektedir.
Bu sebeple mezarın yalnızca bugünkü konumuna değil, tarihî yol ağı içerisindeki yerine de bakmak gerekmektedir.
“KARACAAHMET MEVKİİ” ADI ARŞİVDE ARANMALI
Araştıran ve Derleyen Muharrem Değirmen’in Karacaahmet Dede araştırmasının bundan sonraki en önemli aşamalarından biri eski tapu ve kadastro kayıtları olmalıdır.
Özellikle “Karacaahmet” adının geriye doğru takip edilmesi gerekir.
Cumhuriyetin ilk kadastro kayıtlarında var mı?
Eski tapularda nasıl yazılmış?
“Karaca Ahmed”, “Karacaahmet”, “Karaca Ahmet” veya farklı bir biçimde mi geçiyor?
Osmanlı döneminde bir arazi, çiftlik, vakıf veya mezarlık adı olarak kayıtlı mı?
Eğer Karacaahmet adı mezarın bugün bilinen yapılış tarihinden çok daha eski bir belgede bulunursa, bu durum araştırmanın yönünü tamamen değiştirebilir.
Çünkü bu durumda rüya rivayetindeki iki kişinin yeni bir isim meydana getirmediği, çok daha eski bir Karacaahmet geleneğini yeniden canlandırdığı düşünülebilir.
MEZAR RÜYADAN ÖNCE VAR MIYDI?
Rüya efsanesinin içerisinde henüz cevaplandırılmamış çok önemli bir ayrıntı daha bulunmaktadır.
Rüyada iki kişiye:
“Buraya bir mezar yapın”
denildiği mi anlatılıyordu?
Yoksa:
“Burada benim mezarım var, onu ortaya çıkarın”
şeklinde mi?
Bu küçük görünen fark, tarihî açıdan son derece önemlidir.
Eğer anlatının eski biçiminde “mezarımı bulun” veya “mezarımı ortaya çıkarın” motifi varsa, halk hafızasında orada çok daha önceden bir mezarın bulunduğunun kabul edildiği anlaşılır.
Eğer anlatı yalnızca “buraya mezar yapın” şeklindeyse farklı bir gelenekten söz ediyor olabiliriz.
Bu nedenle Araştıran ve Derleyen Muharrem Değirmen’in bundan sonraki sözlü tarih görüşmelerinde rivayetin kelimelerine kadar dikkat etmesi gerekmektedir.
Yaşlı Yeniköylü ve Cihanköylülere hikâye yönlendirilmeden anlattırılmalı ve her anlatım ayrı ayrı kaydedilmelidir.
SÖZLÜ TARİHTE AYNI HİKÂYENİN FARKLI VERSİYONLARI TOPLANMALI
Yerel efsanelerin en önemli özelliklerinden biri zaman içerisinde değişebilmeleridir.
Bir aile:
“İki kişi aynı gece rüya gördü”
diyebilir.
Başka biri:
“Birine mezarın yeri gösterildi”
diyebilir.
Bir başkası:
“İki köyden iki kişi buluştu”
diye hatırlayabilir.
Bu farklılıklar araştırmanın hatası değildir.
Tam tersine araştırmanın kendisidir.
Çünkü sözlü tarihte yalnızca “doğru hikâyeyi” bulmak değil, hikâyenin hangi biçimlerde anlatıldığını da kaydetmek gerekir.
Araştıran, Derleyen ve Toplayan Muharrem Değirmen’in çalışmasının değeri de burada ortaya çıkmaktadır:
Bugün hayatta bulunan insanların anlattıkları kayıt altına alınmazsa, belki birkaç on yıl sonra bunların hiçbirini sorabileceğimiz kimse kalmayacaktır.
EFSANEYİ EFSANE, BELGEYİ BELGE OLARAK KORUMAK
Karacaahmet Dede araştırmasında takip edilmesi gereken en önemli ilke budur.
Yeniköylü ile Cihanköylünün aynı gece gördüğü anlatılan rüya bir rivayettir.
Karacaahmet Dede’nin hastalara şifa verdiği anlatısı halk inanışıdır.
Çocuk sahibi olmak isteyenlerin buraya gelmesi ziyaret geleneğidir.
Dilek ağacına çaput bağlanması halk kültürü unsurudur.
Karacaahmet Mevkii ise bugün yaşayan bir yer adıdır.
Tarihî Karaca Ahmed Sultan’ın Abdalân-ı Rûm zümresinden Türkmen dervişi ve halk hekimi olarak kaynaklarda yer alması ise yazılı tarih bilgisidir.
Bu unsurlar birbirine karıştırılmadan yan yana konulduğunda ortaya çok daha kıymetli bir yerel tarih çalışması çıkmaktadır.
Araştıran, Derleyen ve Toplayan Muharrem Değirmen’in yaklaşımı da buna dayanmalıdır:
Halkın anlattığını küçümsemeden kaydetmek...
Fakat anlatılan her şeyi belgeymiş gibi yazmamak...
Belgede olanı belge olarak göstermek...
Rivayeti rivayet olarak korumak...
Ve ikisinin kesiştiği noktada yeni sorular sormak.
KARACAAHMET DEDE ARAŞTIRMASINDA BUNDAN SONRA NE YAPILMALI?
Karacaahmet Dede konusu kapanmış bir araştırma değildir.
Tam tersine daha başlangıç noktasındadır.
Bundan sonraki çalışmalarda Yeniköy ve Cihanköy’deki yaşlı ailelerin sözlü anlatıları mümkünse sesli veya görüntülü olarak kayda alınmalıdır.
Rüyayı gördüğü söylenen iki kişinin isimleri araştırılmalıdır.
Mezarın bugünkü şeklini kimin yaptırdığı belirlenmelidir.
Mezarın eski fotoğraflarına ulaşılmaya çalışılmalıdır.
Karacaahmet Mevkii’nin eski tapu ve kadastro kayıtları taranmalıdır.
Osmanlı tapu tahrir defterleri ve vakıf kayıtlarında Karaca Ahmed adına bakılmalıdır.
Bursa şer‘iyye sicillerinde Yeniköy ve çevresindeki zaviye, tekke, vakıf ve mezarlık kayıtları incelenmelidir.
Hüdavendigâr Vilâyeti salnamelerinde Yeniköy ve çevresine ilişkin bilgiler karşılaştırılmalıdır.
Eski askerî ve kadastro haritalarında mevki isimleri araştırılmalıdır.
Karaca Ahmed adına Anadolu’da kayıtlı zaviyeler ve vakıflar karşılaştırılmalıdır.
Ve en önemlisi:
Mevcut mezarın çevresi tarihî bir alan olarak dikkatle incelenmelidir.
YENİKÖY’ÜN HAFIZASINDA YAŞAYAN KARACAAHMET DEDE
Bugün elimizde kesin tarihi bilinmeyen bir kabir vardır.
Halk bu kabri Karacaahmet Dede olarak bilmektedir.
Bulunduğu yer Karacaahmet Mevkii olarak anılmaktadır.
Hastaların burada şifa dilediği anlatılmaktadır.
Çocuğu olmayanların dua ettiği ve adak adadığı rivayet edilmektedir.
Dilek ağacına çaput ve bez bağlandığı bilinmektedir.
Yeniköylü bir kişi ile Cihanköylü bir kişinin birbirlerinden habersiz olarak aynı gece rüya gördükleri; rüyalarında kendilerine burasının gösterildiği ve ardından birlikte hareket ederek mezarı yaptıkları yörede anlatılan en dikkat çekici efsanelerden biridir.
Bütün bunların yanında Anadolu tarihinin önemli derviş şahsiyetlerinden Karaca Ahmed Sultan’ın da kaynaklarda halk hekimi olarak anılması ve adına Anadolu’nun değişik yerlerinde birden fazla türbe ve makam bulunması, Yeniköy’deki Karacaahmet Dede araştırmasını daha da ilginç hâle getirmektedir.
Fakat bugün hâlâ eksik olan şey belgedir.
Ve araştırma da tam olarak burada başlamaktadır.
EFSANELER KAYDA GEÇİRİLMEZSE KAYBOLUR
Yerel tarih yalnızca savaşların, padişahların, belediye başkanlarının, kaymakamların veya resmî kurumların tarihi değildir.
Bir köyün eski çeşmesi de tarihtir.
Yıkılmış bir değirmenin adı da tarihtir.
Bir tarlanın yüz yıldır değişmeyen adı da tarihtir.
Yaşlı bir insanın çocukluğunda dedesinden dinlediği hikâye de tarihin araştırılması gereken malzemelerinden biridir.
Bir mezarın başında edilen dua...
Bir ağacın dalına bağlanmış eski bir bez...
Bir mevki adı...
Ve iki farklı köyden iki insanın aynı gece gördüğü söylenen rüya...
Bütün bunlar bir toplumun kültürel hafızasının parçalarıdır.
Araştıran, Derleyen ve Toplayan Tarihçi–Gazeteci–Yazar Muharrem Değirmen’in Karacaahmet Dede çalışmasının temel amacı da bu hafızayı kaybolmadan kayıt altına almaktır.
Çünkü bugünün yaşlılarının bildiklerini bugün yazmazsak yarının araştırmacısı onları hiçbir yerde bulamayabilir.
KARACAAHMET DEDE’NİN PEŞİNDE...
Karacaahmet Dede’nin gerçek kimliği belki ileride bulunacak bir vakıf kaydıyla ortaya çıkacaktır.
Belki eski bir tapu defterinin kenarında “Karaca Ahmed” adına rastlanacaktır.
Belki Yeniköy’de bir evin sandığından mezarın eski hâlini gösteren bir fotoğraf çıkacaktır.
Belki Cihanköy’de yaşayan yaşlı bir aile, rüya gören kişinin ismini hatırlayacaktır.
Belki eski bir mezar taşı okunacaktır.
Belki hiçbir zaman kesin bir belge bulunamayacaktır.
Fakat belgenin henüz bulunamamış olması, halk hafızasında yaşayan anlatının kayıt altına alınmayacağı anlamına gelmez.
Tam tersine bugün yapılması gereken, elde bulunan bütün parçaları kaybetmeden bir araya getirmektir.
Araştıran, Derleyen ve Toplayan Muharrem Değirmen’in yerel tarih araştırmalarında üzerinde durduğu gibi, bazen tarihin büyük kapıları çok küçük ayrıntılardan açılır.
Bir isimden...
Bir mezardan...
Bir mevki adından...
Bir yaşlının birkaç cümlesinden...
Veya iki ayrı köyden iki kişinin aynı gece gördüğü anlatılan bir rüyadan...
Bugün Yeniköy girişinde sessizce duran Karacaahmet Dede kabri belki de bize yüzyıllardır aynı şeyi söylemektedir:
“Beni yalnızca gördüğünüz taşlarla değil, etrafımda yaşayan hafızayla birlikte araştırın.”
Bu nedenle Karacaahmet Dede’nin hikâyesi henüz tamamlanmış değildir.
Aksine yeni başlamaktadır.
Yeniköy ve Cihanköy’de anlatılacak her yeni hatıra, bulunacak her eski fotoğraf, tapudan çıkacak her kayıt ve yaşlıların hatırlayacağı her isim, hikâyenin eksik bir parçasını tamamlayacaktır.
O güne kadar Karacaahmet Dede; tarih, efsane, halk inanışı ve sözlü hafızanın yan yana yaşadığı Yeniköy’ün en dikkat çekici ziyaret yerlerinden biri olarak varlığını sürdürecektir.
Çünkü insanlar gider.
Nesiller değişir.
Mezar taşları aşınır.
Yapılar yıkılır.
Fakat bazen bir isim toprağa öylesine kök salar ki yüzyıllar boyunca yaşamaya devam eder.
Yeniköy’de yaşayan o isimlerden biri de:
KARACAAHMET’TİR.
Araştıran – Derleyen – Toplayan
Muharrem Değirmen
Tarihçi – Gazeteci – Yazar




