“Kaymakam’ın protokol yaveri”

Orhangazi’de siyasetin dili zaman zaman sertleşir; ancak bazı çıkışlar vardır ki, sertliğinin ötesinde doğrudan bir idari zafiyete işaret eder. Zafer Partisi Orhangazi İlçe Başkanı Yakup Yüce’nin yönelttiği “Milli Eğitim Müdürü; siz Orhangazi’nin eğitiminden ve okullarımızın güvenliğinden sorumlu bir müdür müsünüz, yoksa Kaymakam’ın protokol yaveri mi?” sorusu tam da bu çerçevede değerlendirilmelidir. Polemikten uzak olan bu ifade sahada hissedilen boşluğun, kamu yönetiminde öncelik kaymasının ve eğitim güvenliğine dair büyüyen kaygının açık bir dışavurumudur. Çünkü bir ilçede eğitim yöneticisinin varlığı, makam odasında değil, okul kapısında hissedilir.
Bugün Orhangazi’de tartışılan mesele, kişisel bir eleştirinin çok ötesine geçmiş durumdadır. Okul çevrelerinde artan güvenlik riskleri, gençler arasında görünür hale gelen şiddet vakaları, öğretmenin evinde darp edilebilecek düzeye gelmesi ve velilerin her geçen gün büyüyen tedirginliği, yönetim refleksinin nerede konumlandığını sorgulatmaktadır. Yakup Yüce’nin işaret ettiği tablo nettir: Eğitim yönetimi sahada mı, yoksa protokol çizelgelerinde mi? Eğer bir ilçe müdürü, asli sorumluluk alanı olan okulların güvenliği yerine sembolik ziyaretlerle anılıyorsa, burada yalnızca bir iletişim problemi değil, doğrudan bir öncelik krizi vardır. Yönetim, sorunların merkezinde değil de etrafında dolaşmayı tercih ettiğinde, her yeni gün bu tercihin bedelini öğrenciler ve aileler öder.
Kamu görevi, görünmek değil çözmektir; temsil etmek değil sorumluluk almaktır. Yakup Yüce’nin sert çıkışı, aslında bir uyarıdır: Orhangazi’de eğitim yönetimi ya sahaya inecek ya da sahadaki gerçeklik tarafından tartışılmaya devam edecektir. Okul kapılarında güvenlik yoksa, rehberlik mekanizmaları zayıfsa, riskler büyüyorsa; hiçbir protokol fotoğrafı bu tabloyu örtmeye yetmez. Eğitim gibi bir alanda “idare ediliyor” görüntüsü, en ağır başarısızlık biçimidir. Ve bu başarısızlık, günü kurtaranlarla değil, sorumluluğu üstlenenlerle aşılabilir.
Orhangazi’nin Yükünü Kim Taşıyor?
Orhangazi’de sivil toplumun sahadaki karşılığı giderek daha net bir fotoğraf veriyor: Konuşan çok, sorumluluk alan az. Orhangazi Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Erol Hatırlı öncülüğünde ortaya konan irade, yalnızca mesleki başlıklarla sınırlı kalmayıp kentin yapısal meselelerine temas eden bir çizgiye evrilmiş durumda. Cumhuriyetin 100. yılı kapsamında gerçekleştirilen sempozyumun ortaya koyduğu vizyon hâlâ hafızalarda tazeliğini korurken, bugün aynı kurumun İznik Gölü üzerine yeni bir sempozyum hazırlığında olması, süreklilik ve kurumsal sorumluluk açısından dikkat çekici bir örnek sunuyor. Oysa kentte faaliyet gösteren diğer oda ve kooperatiflerin önemli bir bölümü, kendi dar alanlarının dışına çıkmakta isteksiz; Orhangazi’nin ortak geleceğine dair güçlü ve kalıcı bir söz üretmekten uzak bir görüntü veriyor.
İznik Gölü üzerinden yapılan anlık açıklamalar, kıyıda verilen fotoğraflar ve kısa süreli gündem çıkışları, kalıcı çözüm üretmediği gibi toplumsal hafızada da karşılık bulmuyor. Kentin suyu çekilirken, tarımı, turizmi ve ekosistemi risk altındayken, mesele yalnızca bir çevre başlığı değil; doğrudan doğruya Orhangazi’nin geleceği meselesidir. Bu noktada soru açıktır: Diğer oda ve kooperatifler, kendi üyelerinin sorunlarının ötesine geçip kentin bütününü ilgilendiren bu kritik başlıklarda ne zaman sahaya inecek? Bu çağrı herkese değil; sorumluluk hissetmesi gerekenlere yöneliktir. Çünkü bir şehir, birkaç kurumun omzuna bırakılacak kadar hafif değildir.
Orhangazi’nin Sözü
Orhangazi Milli Eğitim Müdürü; siz Orhangazi’nin eğitiminden, okullarımızın güvenliğinden sorumlu bir müdür müsünüz, yoksa Sayın Kaymakam’ın protokol yaveri mi? Yakup Yüce / Zafer Partisi Orhangazi İlçe Başkanı
NOSTALJİ…
Cumhuriyet’in Köy Mektepleri Neydi, Ne Olduk?
Kapadınız el birliği ile köy okulları. Öğretmeni köyden uzaklaştırdınız attınız. Alın bir ibret vesikası. 29 Kasım 1937 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nde yayımlanan Aşağısölöz Köyü haberi, aslında tek başına bir eğitim manifestosudur. O yılların yoksul Anadolu’sunda bir köy mektebinde yapılan müsamere bile gazeteye haber oluyor. Çünkü Cumhuriyet, eğitimi sadece kara tahta ve alfabe meselesi olarak görmüyordu. Amaç; köylü çocuğunu ezik, içine kapanık ve kaderine razı birey olmaktan çıkarıp sahneye çıkan, düşünen, konuşan ve özgüven sahibi bir nesil haline getirmekti. Haberde geçen “şehirlerdeki kardeşlerinden farksız” ifadesi boşuna değildir. Cumhuriyet’in hedefi; köy ile şehir arasındaki zihinsel uçurumu kapatmaktı. Bugün hâlâ o vizyonun seviyesine çıkabildik mi, işte asıl soru budur.
Aradan 89 yıl geçmiş… Bugün teknoloji var, devasa okul binaları var, akıllı tahtalar var ama ruh yok. 1937’nin köy öğretmeni çocuklara tiyatro yaptırırken, bugün çocuklar test çözen makinelere dönüştürüldü. Eğitim; düşünen insan yetiştirme işinden çıkıp, rakam ve istatistik yarıştıran bir sisteme evrildi. Orhangazi Milli Eğitim yönetimi keşke bu sararmış gazete kupürüne iyi baksa. Çünkü o kupürde protokol şovları değil, gerçek eğitim heyecanı var. Çocukların ruhuna dokunan bir ideal var. Bugün ise okullarda kültürden çok prosedür, sanattan çok evrak, fikirden çok suskunluk üretiliyor. Cumhuriyet’in köy mektepleri Anadolu’ya umut taşırken, bugünün eğitim anlayışı birçok gencin içindeki ışığı daha filizlenmeden söndürüyor. Asıl acı olan da budur.
Kurumsal Başarının Sessiz Kahramanı Kubilay Yıldırım
Bazı insanlar vardır; makamlarıyla değil, kuruma kattıkları ruhla anılırlar. Orhangazi Ticaret ve Sanayi Odası Genel Sekreteri Kubilay Yıldırım da bugün tam olarak bu isimlerden biri hâline gelmiş durumda. Genç yaşına rağmen birçok kişinin yıllar içinde edinebildiği tecrübeyi, disiplini ve kurum aidiyetini taşıyan Yıldırım, Orhangazi adına sessiz ama son derece etkili bir emeğin temsilcilerinden biri olarak dikkat çekiyor. Ergün Efendioğlu’nun Yönerim Kurulu Başkanlığı, Erol Hatırlı’nın Meclis Başkanlığı döneminde odada memur olarak başladığı görev yolculuğunda, hiçbir makamın kendisine “ikram” edilmediği; her basamağı alın teri, çalışkanlığı ve kurumsal başarısıyla çıktığı gerçeği bugün artık herkes tarafından kabul edilen bir tabloya dönüşmüş durumda.
Orhangazi Ticaret ve Sanayi Odası’nın geçmişten bugüne hayata geçirdiği birçok önemli proje konuşulurken çoğu zaman sahnenin önündeki isimler görülüyor; ancak perde arkasındaki akıl, planlama ve koordinasyon gücü çoğu zaman gözden kaçıyor. İşte tam da bu noktada Kubilay Yıldırım ismi öne çıkıyor. Gerek Ergün Efendioğlu döneminde gerekse bugün Erol Hatırlı başkanlığında Orhangazi adına ortaya konulan vizyon projelerin mutfağında yer alan, detayları yöneten, süreci takip eden ve kurumsal hafızayı ayakta tutan isimlerin başında geliyor. İlçenin ekonomik, sosyal ve kurumsal gelişimine katkı sunan birçok çalışmada onun emeği ve organizasyon kabiliyeti açık şekilde hissediliyor.
Elbette hiçbir başarı tek kişilik değildir. Genel sekreterlik yapısı altında görev yapan, kendi alanlarında ciddi birikime sahip çalışma arkadaşlarının da bu başarı hikâyesinde önemli payı bulunuyor. Güçlü ekipler, güçlü kurumlar oluşturur. Ancak ekipleri ayakta tutan şey de çoğu zaman doğru yönetim anlayışı ve ortak hedef bilincidir. Bugün Orhangazi Ticaret ve Sanayi Odası’nın kurumsal ağırlığı konuşuluyorsa, bunun arkasında yalnızca başkanların vizyonu değil; o vizyonu sahada ete kemiğe büründüren profesyonel kadroların emeği vardır. Başarıyı alkışlamak kadar, emeğin hakkını teslim etmek de bir vefa meselesidir.




