OBEFAŞ ve Tarım A.Ş. Üzerindeki Sır Perdesi

Orhangazi Belediyesi’nin geçmiş dönem faaliyet raporlarında yer alan OBEFAŞ’a ilişkin bütçe, gelir ve mali yapı verilerinin bugün ortadan kaybolmuş olması, kamu yönetimi açısından ciddi bir şeffaflık sorunu olarak karşımıza çıkıyor. Bekir Aydın döneminde OBEFAŞ adeta görünmez hale gelirken, kamuoyunun erişebildiği somut veri neredeyse yok denecek seviyeye indi. Bu tabloya bir de Tarım A.Ş.’nin eklenmesiyle birlikte belediye iştiraklerinin sayısı artmasına rağmen, bu şirketlerin mali performansı, borç yükü, gelir kalemleri ve faaliyet sonuçlarına dair detayların faaliyet raporlarında açık şekilde yer almaması, yönetim anlayışının sorgulanmasına neden oluyor. Ha kalkıp özel şirket veri açıklamayız diye bahane uyduracaklardır. Kamu kaynaklarının kullanıldığı bu yapıların denetimden uzak, hesap vermeyen bir görüntü çizmesi, “belediye şirketleri üzerinden yürüyen ayrı bir ekonomi mi var?” sorusunu da beraberinde getiriyor.
Daha da dikkat çekici olan ise bu tablo karşısında belediye meclisinde olması gereken denetim refleksinin tamamen ortadan kalkmış olması. Muhalefet meclis üyelerinin tek bir somut soru dahi yöneltmemesi, bu suskunluğu sıradan bir ihmalin ötesine taşıyor. Kentin kaynaklarının nasıl kullanıldığını sorgulamak yerine sessiz kalan bir meclis yapısı, yerel demokrasinin en temel işlevlerinden birinin devre dışı kaldığını gösteriyor. Kamu adına denetim yapması gerekenlerin geri çekildiği bir ortamda, belediye iştiraklerinin “kara kutu” haline gelmesi kaçınılmaz oluyor. Bu sessizlik, sadece bugünü değil, Orhangazi’nin geleceğini de ipotek altına alabilecek bir yönetim boşluğuna işaret ediyor.
Bu Suskunluk Masum Değil
Yüksel Sert’in vefatı, sadece bir kaybı değil, özellikle AK Parti cephesinde yaşanan ağır bir vefa çöküşünü de ortaya çıkardı. Hayattayken kapısında sıraya girenler, imkanlarından sonuna kadar faydalananlar, onunla aynı masada oturup güç devşirenler bugün adeta yok hükmünde. Neşet Çağlayan, Cemal Karagüzel dışında AK Parti’den tek bir güçlü ve açık taziye mesajı dahi gelmemesi, basit bir ihmal değil; düpedüz bir vefasızlık, hatta nankörlüktür. Siyasetin, insani değerleri bu denli ezip geçtiği bir tabloyu görmezden gelmek mümkün değildir. Bir cümlelik başsağlığı paylaşımını bile çok gören bu suskunluk, aslında kimlerin ne olduğunu açıkça ortaya koymuştur.
Daha ağır olan ise herkesin bildiği gerçeklerin üzerinin örtülmeye çalışılmasıdır. Yüksel Sert’in imkanlarıyla yol alan, onun desteğiyle konum elde eden, onun varlığıyla güç bulan bazı AK Partili isimlerin bugün ortada görünmemesi; sadece unutkanlık değil, bilinçli bir kaçış, bir inkâr ve bir karakter meselesidir. Dün onunla teknesinde yatında tatil yapanlar, Yüksel Sert’in parası ile Umre yapanlar, onun imkanlarıyla farklı kapılar açanlar bugün susarak kendilerini ele vermektedir. Bu suskunluk, Yüksel Sert’e değil; bizzat susanlara yazılmış bir utanç vesikasıdır. Bu şehir kimin ne olduğunu gördü, hafızasına da not etti.
Orhangazi’nin Sözü…
Benim bu yaştan sonra bir şeye ihtiyacım yok ama Orhangazi bu vizyonsuzluğu hak etmiyor. Bu halk daha iyisini hak ediyor” YÜKSEL SERT
NOSTALJİ…
GEÇMİŞİN IŞIĞI: ORHANGAZİ’NİN ELEKTRİKLE TANIŞTIĞI GÜN
6 İkincikânun 1941 (6 Ocak 1941) tarihli o küçük gazete haberi, bugün bize sadece bir yatırım kararını değil, bir dönemin zihniyetini ve heyecanını da anlatıyor. “Orhangazi elektriğe kavuşuyor” başlığı, bugünün okuru için sıradan bir altyapı gelişmesi gibi görülebilir; ancak o günün şartlarında bu ifade, bir kasabanın kaderinin değişeceğinin ilanıydı. Elektrik, sadece ışık demek değildi; üretim, gelişim, modernleşme ve hayata yeni bir ritim kazandırmak anlamına geliyordu. Belediyeler Bankası’ndan sağlanan 20 bin liralık kredi ise, dönemin ekonomik koşulları düşünüldüğünde ciddi bir iradenin ve vizyonun göstergesiydi.
O yıllarda Orhangazi henüz bugünkü gibi büyümüş, sanayileşmiş bir ilçe değildi. Tarımın ve küçük esnafın şekillendirdiği bir yaşamın içinde, geceler erken başlar, hayat gün ışığıyla sınırlı kalırdı. Elektriğin gelişiyle birlikte sokaklar aydınlanacak, dükkânlar daha geç kapanacak, üretim süreçleri değişecek ve belki de en önemlisi, insanlar “gelecek” kavramını daha somut hissetmeye başlayacaktı. Bu nedenle o kısa haber metni, aslında bir dönüşümün başlangıç notu olarak okunmalıdır. Küçük bir paragrafın içine sığdırılmış büyük bir kırılma anıdır bu.
Bugün dönüp baktığımızda, elimizin altındaki imkânların ne kadar hızlı ve kolay ulaşıldığını görüyoruz. Ancak 1941’de alınan o karar, sadece bir teknik yatırım değil, aynı zamanda Orhangazi’nin geleceğe attığı bilinçli bir adımdı. Bu nostaljik gazete kupürü, bize bir gerçeği hatırlatıyor: Bugünün konforu, dünün cesur kararlarının sonucudur. O gün elektriği getiren irade neyse, bugün de bu kentin gelişimi için aynı vizyon ve kararlılığa ihtiyaç vardır. Çünkü şehirler, geçmişte atılan adımların üzerine inşa edilir.




