Orhangazi CHP'de Ersöz ve Çiloğlu Hesabı

CHP’de Kemal Kılıçdaroğlu sonrası yaşanan gelişmeler yalnızca Ankara’nın ya da Bursa’nın gündemi değil. Parti içerisinde yaşanan tartışmaların ve olası tasarrufların yansımaları ilçe örgütlerine kadar uzanırken, gözlerin çevrildiği yerlerden biri de Orhangazi oldu. Bursa genelinde ihraç ve görevden alma iddialarının konuşulduğu bu süreçte, kulislerde adı en çok geçen isimlerden birinin CHP Orhangazi İlçe Başkanı Berna İl olması dikkat çekiyor. Parti tabanında ve siyasi çevrelerde, önümüzdeki dönemin Orhangazi örgütü açısından kritik gelişmelere sahne olacağı yönünde güçlü bir beklenti oluşmuş durumda.
Olası bir görev değişikliği senaryosunda ise ilçe başkanlığı için Melih Ersöz ve Mesut Çiloğlu isimleri öne çıkıyor. Ancak kulislerin en dikkat çekici yönü, geçmiş kongre süreçlerinde etkin rol oynayan Abdullah Erkul ve ekibinin Melih Ersöz ile olan yakın temasları üzerine yapılan değerlendirmeler. Özellikle son dönemde yaşanan gelişmelere rağmen Abdullah Erkul ve ekibinin sosyal medya hesaplarından herhangi bir açıklama ya da paylaşım yapmaması, siyasi kulislerde farklı yorumlara neden oluyor. Kimi çevreler bunu temkinli bir bekleyiş olarak değerlendirirken, kimi çevreler ise Ankara ve Bursa’dan gelecek olası kararların beklenmesi şeklinde yorumluyor.
İşin en dikkat çekici tarafı ise CHP Orhangazi’de uzun süredir devam eden güç mücadelesinin yeni bir aşamaya gelmiş olmasıdır. Kongre sürecinde ilçe başkanlığını kazanamayan bazı isimlerin, bugün yaşanan gelişmeler sonucunda farklı yollarla yönetime gelebileceği yönündeki iddialar parti tabanında tartışılıyor. Berna İl’in geçmişte kullandığı ifadeye atıf yapan bazı partililer, "örgütün sandıkta vermediği yetkinin sarayın mazbatasıyla verilmek istendiği" görüşünü dillendiriyor. Bu iddiaların ne kadarının gerçekleşeceğini zaman gösterecek. Ancak görünen o ki CHP Orhangazi’de önümüzdeki günlerde yalnızca isimler değil, örgüt iradesi ile merkezden gelecek kararlar arasındaki denge de ciddi şekilde tartışılacak.
Gazinin Kalbinde Kalan Yara, Kaymakamlığın Sessizliği
Kurban Bayramı vesilesiyle Orhangazi’nin köylerini gezerken sohbet ettiğimiz bir gazi amcamızın anlattıkları, aradan yıllar geçmiş olmasına rağmen hâlâ ilk günkü kadar taze ve acıydı. Kendi ifadeleriyle, Gaziler Günü’nde yaşadığı bir olay nedeniyle o günden sonra kaymakamlık imzası taşıyan hiçbir programa katılmamış. Sebebi ise yalnızca bir koltuk meselesi değil; devlet adına canını ortaya koymuş bir insanın onurunun kırılması. Gaziler Günü töreninde ön sıralarda otururken, kaymakamın koruması tarafından "Arkaya geç, burası protokolün" sözleriyle uyarıldığını anlatıyor. Bunun üzerine "Bugün Gaziler Günü, ne diyorsun sen?" diye tepki gösteren gaziye verilen cevap ise iddiaya göre daha da ağır olmuş: "Sen işine bak. Ben ne diyorsam o, arkaya geç." İşte o an ayağa kalkmış, tören alanını terk etmiş ve bir daha dönmemiş.
Aradan ne kadar zaman geçerse geçsin bazı yaralar kapanmaz. Çünkü mesele bir sandalye değil, mesele devletin gazisine gösterdiği saygının sorgulanmasıdır. Bugün hâlâ o günün kırgınlığını taşıyan bir gazinin sözleri, Orhangazi'de vicdan sahibi herkesin üzerinde düşünmesi gereken bir tablo ortaya koyuyor. Sayın Kaymakam, makamlar gelip geçicidir, protokoller değişir, koltuklar boşalır. Ancak gazilerin hatıralarında bıraktığınız izler kolay silinmez. Eğer bu olay yaşandıysa açıklanmalıdır, yaşanmadıysa ortaya konulmalıdır. Şovlarla, tören fotoğraflarıyla, kurdela kesimleri, cemaat-tarikat yapılanmaları ile sıkı ilişkilerle değil, protokol sıralarıyla değil; kırılan bir gazinin gönlünü alacak samimiyetle hareket edilmelidir. Çünkü bu millet, gazisini protokolün arkasına değil, başının üstüne koyarak bugünlere geldi.
TOPU TACA ATMA DÖNEMİ BİTTİ, ŞİMDİ HESAP VERME ZAMANI
Orhangazi’de yıllardır en çok tartışılan konuların başında, belediyelerin sorumluluk alanları meselesi geldi. Ne zaman bir sorun gündeme gelse, Orhangazi Belediyesi'nin klasik savunması hazırdı: “Burası bizim değil, Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin sorumluluk alanında.” Vatandaş çukurdan şikâyet ederdi, Bursa’ya yönlendirilirdi. Kaldırımdan şikâyet ederdi, Bursa’ya yönlendirilirdi. Yapılmayan hizmetlerin, çözülemeyen sorunların faturası sürekli başka kapılara kesilirdi. O dönem Bursa Büyükşehir Belediyesi CHP yönetimindeydi, Orhangazi Belediyesi ise AK Parti’deydi. Siyasi gerekçelerin arkasına saklanmak kolaydı.
Ancak bugün tablo değişti. Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde de AK Parti yönetimi var. Artık başarısızlıkların, eksikliklerin ve yapılmayan hizmetlerin arkasına sığınılacak bir gerekçe kalmadı. Bayram öncesinde yapılan bir toplantıda Bekir Aydın’ın kullandığı iddia edilen, “Büyükşehir de Mustafa Bozbey de gitti, şimdi topu kime atacağız?” sözü aslında yıllardır sürdürülen anlayışın itirafı niteliğindedir. Bu yaklaşım ne AK Parti’nin belediyecilik anlayışına ne de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yıllardır savunduğu hizmet belediyeciliğine yakışmaktadır. Bahane üretme dönemi sona ermiştir. Orhangazi artık mazeret değil hizmet bekliyor. Şahin Biba Başkan, Bursa’da olduğu gibi Orhangazi’de de vatandaş belediyeyi sahada görmek istiyor; çünkü birçok kişiye göre ilçede belediye var ama hizmette yok görüntüsü giderek daha fazla hissediliyor.
ORHANGAZİ’NİN SÖZÜ
“Büyükşehir de Mustafa Bozbey de gitti, şimdi topu kime atacağız?”
Bekir Aydın Orhangazi Belediye Başkanı
NOSTALJİ…
1930'DAN BUGÜNE ACI BİR TARIM HİKÂYESİ
18 Ağustos 1930 tarihli bu gazete küpürü, Orhangazi’nin ekonomik ve tarımsal hafızasına ışık tutan önemli belgelerden biridir. Haberde Orhangazi Tütün İnhisarı’ndan, tütün üretimindeki verimden ve üreticiye sağlanan desteklerden söz ediliyor. O yıllarda tütün, Orhangazi ekonomisinin en önemli gelir kaynaklarından biriydi. İlçenin birçok köyünde aileler geçimini tütünden sağlıyor, devlet üreticiyi destekliyor, ürün alımını garanti altına alıyor ve tarımsal üretim ülke ekonomisinin stratejik bir parçası olarak görülüyordu. Bugün bu satırlara baktığımızda sadece bir gazete haberi değil, aynı zamanda kaybolan bir üretim kültürünün izlerini görüyoruz. Çünkü bir zamanlar binlerce dönümde yetiştirilen Orhangazi tütünü artık tamamen tarihe karışmış durumda.
Aradan geçen yaklaşık bir asır sonra Orhangazi tarımının omurgasını oluşturan ürün artık zeytin. Ancak dün tütünün yaşadığı kaderi bugün zeytinin yaşama tehlikesiyle karşı karşıya olduğu da inkâr edilemez bir gerçek. Artan maliyetler, düşen gelirler ve üreticinin emeğinin karşılığını alamaması nedeniyle birçok çiftçi zeytinliklerine eskisi kadar umutla bakamıyor. Hatta bazı üreticiler, zeytinin para etmemesinden dolayı ağaçlarını sökmeyi dahi konuşuyor. Bir zamanlar tütünün dumanıyla yükselen Orhangazi ekonomisi bugün zeytinle ayakta kalmaya çalışıyor. Ancak üretici desteklenmez, tarım yeniden stratejik bir alan olarak görülmezse, gelecek nesiller de bugünün gazete kupürlerine bakıp “Bir zamanlar Orhangazi zeytin diyarıydı” demek zorunda kalabilir. Tarih bize bir gerçeği gösteriyor; üretim kaybedildiğinde sadece bir ürün değil, bir şehrin hafızası ve geleceği de kaybediliyor.




