Bu mahallenin kerameti suyu ve dedesinde!

İsmini Keramet Dede'den alan köyde 35 derecelik ılıca suyunun her hastalığa deva geldiği öğrenildi. Türkiye'nin dört bir köşesinden doktor tavsiyesiyle gelen hastalar, ılıca suyunda şifa arıyor.
Keramet Mahallesi, kerametiyle insanlara şifa dağıtıyor. Yıllar önce Keramet Dede'nin yerleştiği köyde çıkan ılıca suyu, 35 derecelik sıcaklığıyla yaz-kış akıyor. Akan suyun fazla gelen kısmının Orhangazi-İznik yolu üzerine akıtıldığı köydeki Keramet Köyü Ilıca Tesisleri, köy muhtarlığı tarafından işletiliyor. Girişlerin ücretli olup Bursa Büyükşehire devredilen Keramet Ilıca Tesisleri'ne Türkiye'nin dört bir yanından doktor tavsiyesiyle hastalar akın ediyor.
ILICA SUYUNA GİRDİ, BACAĞI KESİLMEKTEN KURTULDU
Ayak rahatsızlıkları, kadın hastalıkları, migren, mide, kanser gibi hastalıklara iyi geldiği ileri sürülen Keramet Ilıca Tesisleri'nde insanlar şifa arıyor. İddiaya göre, bacağından rahatsız olan bir hastanın kesilmesi teşhisine varılmasının ardından bu sularda 15 gün kalmasıyla şifa bulduğu ve ayağının kesilmeden tedavi edildiği belirtiliyor. Bir başka iddia ise, kadın hastalığı bulunan bir kadının rahminin alınma riski sonrası bu suda şifa bulduğu, şifanın kaynağının Keramet Dede ve ılıca suyu olduğu kaydediliyor. Köye gelen ziyaretçiler, önce ılıca sularına giriyor, ardından Keramet Dede'nin türbesinde dua okuyarak şifa arıyor.
KERAMET DEDE ŞİFA DAĞITIYOR
Keramet Muhtarı Altan Gün, köyün kerametinin suyunda ve dedesinde olduğunu belirterek, "Yıllar önce köye yerleşen Keramet Dede, 2 kardeşiyle birlikte burada yaşamaya başladı. Ilıca suyunu keşfeden Keramet Dede, bu su ile birlikte insanların hastalıklarına şifa bulması için uğraştı. Ilıca suyunun çıktığı yer köy muhtarlığı tarafından işletiliyor. Yeşil alan içinde bulunan Keramet Ilıca Tesisleri'nde Türkiye'nin her yerinden insanlar doktor tavsiyesiyle şifa aramaya geliyor. Köye gelenlerden çoğu insanımız, ikinci kez geldiğinde hastalığına şifa olduğunu söylüyor" dedi.
ILICA TURİZMİ SEZON 12 AY
Ilıca suyunda 35 derecelik bir sıcaklık olduğunun altını çizen Muhtar Altan Gün, "İnsanlar yoğun iş temposundan sonra stres atmak için de geliyorlar. Buraya gelenlerin çoğunluğu ise aileler ve kadınlar. Çünkü suyun kadın hastalıklarına iyi geldiği belirtiliyor. Nisan ayında açılan sezonumuz Ekim ayına kadar devam ediyor. Diğer aylarda da işletmemiz açık kalıyor. İnsanlar sezon dışı aylarda da ılıca suyunda şifa aramaya geliyor. Ilıca suyumuzun tanıtım ve reklamını yapmıyoruz. Çünkü tesislerimiz çok sayıda insanı ağırlayacak konumda değil. Devletimiz el atıp, tesisler genişletilirse o zaman tesislerin tanıtımını yaparız. Çünkü sezon boyunca ılıca tesislerimizde yer kalmıyor" diye konuştu.
TARİHİ KERAMET KÖYÜ
Keramet
Orhangazi ilçesine bağlı bir köy
İznik Gölü’nün kuzey sahilinde, İznik-Orhangazi yolunun 1 km kuzeyinde yer alır. İlçeye 15 km uzaklıktadır. Cumhuriyet öncesinde, Türk ve Ermenilerin birlikte yaşadığı bir köy idi. Ancak Ermeniler çoğunluktaydı. Nüfusu da yüksekti. 1530 tarihli tahrir defterine göre İznik kazasının Gürle bucağına bağlıydı. Ermeniler olasılıkla XVIII. yüzyılda köye gelmişler. Nitekim 1745 tarihinde gezgin Pockokce, Keramet’e uğradığında, köyde Ermenilerin yaşadığını yazmaktadır. Bu nedenle köydeki Ermenilerin Celali dönemindeki “Kaçgun” sırasında gelen Ermeniler olduğunu sanıyorum. Bölgenin en güzel sofralık zeytinlerini üreten köyün başlıca geçim kaynağı zeytinciliktir. Köy civarında oldukça fazla antik kalıntılar bulunur ki, bu da bölgede antik çiftlik ve köylerin bulunduğunu gösterir. Köy yakınında bulunan Ilıca sıcak su kaynağı, önemli bir zenginlik kaynağı oluşturur. Bu ılıca da, eski bir Bizans yerleşimi çevresindedir. Osmanlı döneminde de İznik’e bağlı Ilıpınar köyü de burada kurulu olmalı. 1895 ve 1908 Yıllığı’na göre 170 hanesi bulunan köyde, 1990 yılında 1.522, 1997 yılında 2.066 kişi yaşamaktaydı. Üzerindeki dağda bulunan Vefa adlı köyü, Kurtuluş Savaşı sırasında tahrip olması nedeniyle boşalmıştır. Köydeki Boşnaklar Keramet’teki Ermenilerin arazi ve evlerinden iskân verilip yerleştirilmiştir. Kurtuluş Savaşı sonunda köyü terk eden Ermenilerin yerine, 1924 yılında Yunanistan'ın Vodina kazası Oslof köyünden gelen göçmenler yerleştirilmiştir. Ayrıca hemen üzerindeki dağda bulunan Selimiye köyü de 1998 yılında boşalarak, Keramet’e yerleşmiştir. Köyde az miktarda Yörük de yaşamaktadır. Köye adını verdiği söylenen Keramet Dede’nin bir mezar taşı vardır. Caminin arka tarafında mezarı bulunan ve Keramet Dede olarak anılan kişinin, aslında Mehmet bin Abdullah adlı bir yeniçeri olduğu mezar taşından anlaşılmaktadır. Ayrıca Batak Dede adlı başka de bir yatır vardı.
Orhangazi-İznik Kuzey Yolu üzerinde ilçe merkezine 17 km. uzaklıktadır. Köy anayolun 2 km. kuzeyinde Samanlı Dağları’nın güney yamacında yer almaktadır. Orhangazi’nin en eski köylerinden biridir. Köyün hemen yakınında geçen Antik Roma yolu ve köy çevresindeki tarihi kazılarda çıkarılan İznik ve Bursa Arkeoloji Müzeleri’nde yer alan kalıntılar bunu kanıtlamaktadır. Ayrıca köy çevresinde yer yer bu kalıntılardan bazıları bu günde yer almaktadır.
Cumhuriyet Dönemi öncesinde Ermeniler’in yaşadığı köyde Kurtuluş Savaşı’ndan sonra mübadele ile gelen Drama, Vodina (Oslof) göçmenleri ve Boşnaklar yaşamaktadır. Her göçmen aileye 30 ağaç zeytin ve beşer dönüm tarla verilmiştir.
Kurtuluş Savaşımızın öncesinde Ermenilerin oturduğu köy çetelerin çatışmaları sırasında kısmen yakılmış; Ermeni çeteleri (Araştırma Komisyonu’nun tutanaklarda Rum çeteleri olarak işlenmiş; ancak tanıklar bu çetelerin Ermeni çeteleri olduğunu belirtmektedir.) 10 Eylül 1920’de Abdullah oğlu İsmail (48), Halil oğlu Hüseyin (45), Muhammet kızı Fatma (10) ve Çelebi Hanım (70) can vermişlerdir.
Keramet Köyü’nün nüfusu 1990-1908 yıllarında 170, 1927’de ise 520 kişi olarak görülmektedir.
22 Ekim 2000 Genel Nüfus Sayımı sonuçlarına göre; köyde 911 erkek, 924 kadın, toplam 1.835 kişi, 530 hanede yaşamını sürdürmektedir.
Keramet Köyü’nün altında yer alan ılıca bir sağlık ve dinlenme alanı olarak turistik bir önem taşımaktadır.
Köyün İznik Gölü kıyısındaki kesiminde yazlık evler yer almaktadır. Keramet’in göl kıyısı turizm yatırımları yapılmasına fazla uygun değildir.
Keramet Ilıcası 31 derece sıcaklıkta, 53.5 lt/sn debisi olan bir sıcak su kaynağıdır.
Keramet’te 955 yılında yapılmış, iki katlı ve 2 derslikli ilkokul ….Keramet Ortaokulu, 1997‘de Keramet İlköğretim Okulu olarak öğretime geçmiştir.
Emekli Öğretmen Sami Akkuş.ve Eşi Eski Köy Muhtarı Ayşe Akkuş’un (Orhangazi’nin bu güne kadar seçilen iki bayan muhtardan biri) açtıkları özel bir kitaplık ülkemizdeki çok az özel kitaplığa çok güzel bir örnek olarak köye hizmet vermektedir.
Köyün toprak bir futbol sahası vardır. Kerametspor geçtiğimiz yıllarda Bursa 1.- ve 2. Amatör Ligleri’nde başarılı sonuçlar almış bir spor kulübüdür. Etkinliklerini Bursa 2.Amatör Ligi’nde sürdürmektedir.
VEFA
1880-1890 yılları arasında göçmen gelen Boşnaklar tarafından kurulan bir köy olduğu bilinmektedir. Bugünkü Keramet ve Üreğil köyleri arasında Samanlı Dağları’nın güney yamacında İznik Gölü’ne yakın bir alanda yer alıyordu. Kurtuluş Savaşı sırasında Ermeni ve Rum çeteler tarafından yakılarak yok edildiği bilinmektedir. Bu köyde yaşayan Boşnaklar Keramet Köyü’ne sığınarak burada yerleşmiştir.
Kurtuluş Savaşı ile ilgili belgelerde bu köyün savaş döneminde yerleşime açık olduğunu göstermektedir. Kayıtlarda köyde Müslüman nüfusun yaşadığı ve Yunan işgali sırasında tamamen yakıldığı yer almaktadır.
OSMANİYE
Osmaniye köyü bu günkü Keramet köyünün kuzeyinde Samanlı dağlarının güney yamacında yer alan bir köydü. 1880’den sonra Bulgaristan’dan gelen göçmenler tarafından kurulduğu bilinmektedir. Kurtuluş Savaşı sırasında büyük zarar gördüğü bilinmektedir.
29 Eylül 1920’de Ermeni Yeniköylü Topal Vahan’ın çetesinin bu köyü yağma ettiği ve Vefa köyünü yaktığı belirtilmektedir.
Savaş sırasında halkı başka yerlere göç etmiş, savaştan sonra yeniden kurulmamıştır. Bu bölgede bu günde her hangi bir başka yerleşim yoktur. Adı tapu kayıtlarında semt olarak geçmektedir.
SELİMİYE
Kocaeli ili, Karamürsel ilçesine bağlı bir köy iken 26 Şubat 1982’de Orhangazi’ye bağlandı. İlçe merkezine uzaklığı 20 km. olan Selimiye Köyü Mahmudiye Köyü’nün 2 km. daha kuzeyinde, Samanlı Dağları doruğunda küçük bir köydü.
1880’den sonra Bulgaristan Göçmenleri tarafından kurulmuştur. Göç nedeniyle nüfusu hızla azalan okulu ve yolu olmayan köy 1 Şubat 1994’te köy tüzel kişiliğini bırakarak Keramet köyüne mahalle olarak bağlandı. Köyde yaşayanların büyük çoğunluğu Keramet Köyü’ne taşındı.
Geçim kaynağı hayvancılık ve çilek üretimi olan köyde ekilebilen alan çok azdır. Günümüzde yayla olarak kullanılmaktadır.
“YOK OLAN KÖYLERİMİZ
Orhangazi Tarihini inceleyenler bu yörenin tarih boyunca birçok yerleşime ev sahipliği yaptığını, bu topraklar üzerinde her çağda yoğun bir yerleşim yaşandığını görürler.
Yazılan kazılarda rastlanan en eski buluntulardır. Burada M.Ö. 3. ve 2.000 yıllara ait izlere rastlanmıştır. Göl suları üzerinde çakılmış kazıklar üzerine kulübeler yapan bu insanlar; pişmiş toprağı kullanmayı, taş ve kemiklerden bazı araçlar yapmayı biliyorlardı.
Şu anda İznik Müzesi’nde yer alan kalıntılarda çanak, çömlek ve çeşitli eşyalar yer almaktadır.
Orhangazi’deki bir başka arkeolojik izde “Basilinapolis” kalıntılarıdır. Ilıpınar ile İznik Gölü kıyısı arasındaki iskelenin olduğu yer arasında Antik Çağda bir kent olduğu, bu kentin bugünkü eski kazıklar üzerindeki iskelenin olduğu kesimden göle bağlandığı bilinmektedir.
Yine İznik Gölü çevresinde başta İznik’in eski yerleşim alanı Nicea olmak üzere göl kıyısında yer alan Antik Çağ yerleşimleri olduğu kesindir.
2002’de Nadır Piknik Alanı içinde yapılan kazılarda burada bir Roma Hamamı’nın bulunduğu anlaşılmış, bu hamama ait alınlık ve sütunlardan bir kısmı bulunmuş; bir süre Belediye’nin alt katındaki salonda koruma altına alınan bu kalıntılar daha sonra Bursa Arkeoloji Müzesi’ne teslim edildi.
Orhangazi ve çevresindeki yerleşimde farklı kökenlerden gelen insanlarında bir arada yaşadığına tanık olunmaktadır. İznik Hıristiyanlar için önemli bir merkezdir.
Osmanlı Devleti döneminde Anadolu’dan gelen Türklerle, bu bölgede daha önceden yaşamakta olan Hıristiyan nüfusunda bir arada yaşadığı sık görülen örnekler arasındadır. Bu anlamda bu bölge tam bir “göç bölgesi” olma özelliğini korumuş, hemen her dönemde göçlerin izine rastlanmıştır.
Orhangazi’nin yapısı Kurtuluş Savaşı’nın sona ermesine kadar bu özelliğini korumuş; 1924’ten sonra ortaya çıkan “Mübadele Antlaşmaları” ile karşılıklı nüfus değişimi hız kazanmış; özellikle Hıristiyan nüfus Yunanistan ve adalara geçerken, buralardaki Müslüman nüfusta Anadolu’ya geçerek boşalan bu alanlara yerleşmiştir.
Günümüzde ise bölgedeki yabancı nüfus tümüyle yerini Türk nüfusa bırakmıştır.
Bölgede uygulanan bir başka politika ise “nüfus dengesi” politikasıdır. Hıristiyan nüfusa karşı denge sağlamak amacıyla göçlerle getirilen insanlarla yeni köyler kurulmuş; bu yolla karşılıklı bir nüfus dengesi sağlanmaya çalışmıştır.
Yaptığımız araştırmalara göre; Orhangazi çevresinde daha önceki dönemlerde yerleşim yeri olarak kurulmuş; ancak daha sonra genellikle bir başka yere taşınarak ortadan kalkmış 20 kadar yerleşim yerinin varlığı bilinmektedir.
Haber-Muharrem Değirmen/




