DUTLUCALI ÜMMÜHAN

Köyün yaşlılarıyla konuşup dertleşmekten çok hoşlanırım ben. Kayda geçmemiş birçok yaşam öyküsü dinledim onlardan. Büyük bir ustalıkla anlatırlar atalarından miras aldıklarını. Gözler parıldar, dudaklarda tebessüm oluşur. Çocukluk günlerine gitmişlerdir çünkü. Nineler ve dedeler akıllara düşmüştür.
Duvarda asılı eski işlemeler hep ilgimi çekmiştir. Sormadan edemem, "Kim işledi, kaç yıllık?" Benim meraklı sorularıma karşın hikayeci anlatısına başladı. Lakin gözlerde acı ve hüzün… Ninem diye başladı orta yaşlı kadın "İşlemelerle dolu çeyiz sandığını savaştaki yangında kaybetmiş". Bir nakış ve Kurtuluş Savaşı…
O zamanlar Yeni Sölöz'de Ermeniler otururmuş. Doğru bilgi diyorum içimden. Fındıcaklı Recep anlatmıştı, hikâyeyi bana. 600 yıl önce iki kavim birlikte göç etmişti Orta Asya'dan. El sanatlarında usta olan Ermeniler Yeni Sölöz Beldesi'ne, hayvancılıkla uğraşan Yörükler de daha yukarılara Fındıcak Bölgesi'ne yerleşmişlerdi. İpekçiliğin bu bölgeye Ermenilerle geldiği de bilinir.
"On yedi yaşındaki Ümmühan, bir çocuk annesiymiş." diyerek anlatısına devam ediyordu hikâyeci. "Bir gece Ermeni Köylüsü ve Yunan çetecileri Dutluca köylüsüne saldırmış. Bütün erkekler silahlarını kapıp savaşa koşunca kadın ve çocuklar köyün en büyük evine toplanmışlar. Çatışmaların hararetle sürdüğü sırada bir ermeni subayı kadınların saklandığı büyük eve dalmış. "Hanım güzel, hanım güzel" sözleri ile kadınların arasında dolaşmaya başlamış. Aslında kadınların en güzelini ararmış. O kadar kadının içinde on yedi yaşındaki Ümmühan'ı gözüne kestirmiş. Kadının beline kadar uzun olan saçından tutup, merdivenlerden sürüklemeye başlamış. Kadınların bağırış ve çırpınışları fayda etmemiş. Küçük çocuğu da bu hengâmede annesinin arkasından dışarı çıkmış.
Çatışma bitince köyün erkekleriyle birlikte herkes Ümmühan'ı aramaya başlamış. Küçük çocuğu yağhanenin başında "Anne! Anne!" çığlıkları ile ağlar bulmuşlar. "Nerede annen?" sorusu üzerine, çocuk yağhanede yanmakta olan ateşi göstermiş. Ermeni subayına teslim olmamak için Ummühan'ın kendisini ataşe attığını anlamışlar. Kurtuluş Savaşı sonrası geri çekilen çeteler Dutluca köyünü yakıp yıkmışlar. O günlerden ne büyük ev kalmış geriye, ne de yağhane..."
Daha fazlasını dinlemek istemedim. Kulaklarımda "Anne" çığlıklarıyla eve koştum Internet'e girdim. Hikâye doğruydu. Ümmühan, Dutluca Köyü Kurtuluş Savaşı kadın şehitlerinden biriydi. Tarih 7 Eylül 1920.
Düşünüyorum da, "vatan aşkı" dedik,
Yaşadığımız topraklara aşık olduk.
Körpe fidanlarımızın canını verdik.
Toprağı kanlarımızla yıkadık.
Vatan aşkı için ölmek yerine varolmayı ve yaşamı seçemedik.
Toprak doydu kana!
Doğsun artık aşkın güneşi!
Vatan aşkı olsun kardeşlik ve BARIŞ.
Ayfer KUVALI




